Kategori Arşivi: Şiir Defteri

Yahya Kemal BEYATLI: Sessiz Gemi

  SESSİZ GEMİ           Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.   Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol: Sallanmaz o kalkışta

Şükrü KARACA: EĞRİDİR BOYNU ÇİÇEKLERİN -şiir-

  EĞRİDİR BOYNU ÇİÇEKLERİN   Şükrü KARACA   Üstümüzden bir gün aşar Aşar dağ ardına düşer Gelme buralara turnam Umut besleyi besleyi.   Kâhyasıyım her bir şeyin Akan damın çöken evin Yolcu

Coşkun ÇOKYİĞİT: EŞKÂLİ MÜECCEL BİRİ

EŞKÂLİ MÜECCEL BİRİ bazan, ürkek bir şeyler söyleyerek gecenin tüm sesleri perde perde yükselir sarhoşlar sabun köpüğü gibi dağılırlar — İstiklâl caddesinde— yürürüm/serseri serseri çıldırmış sesleri dökülür yağlı-kara sokaklara darbukaların bir üçüncü sınıf

Arif Nihad ASYA: Bayrak -şiir-

    BAYRAK   Arif Nihad ASYA   Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü… Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana

Nabi HAZRİ: Benim Yüreğim -Azerbaycan-

BENİM YÜREĞİM Könülde min gamim vardır ki, pünhan eylemek olmaz. Füzûli       Her son yaz derdimi pıçıldayarak, Dökülür ağaçtan sapsan yaprak. Dinle, o hasretle seslenen kavak, Benim yüreğimdir, benim yüreğim.

Timur KOCAOĞLU: TÜRKÇE HANGİ OZANDA NİCEDİR?

            TÜRKÇE HANGİ OZANDA NİCEDİR?   Aprınçor Tegin’de Türkçe bir ilk öpücüktür Ahmet Yesevî’de yer altından gelen ses Yunus Emre’de yana yakıla bir gönül Nesimî’de ben içinden

Arif Nihat Asya: Dualar ve Âminler

Dualar ve Âminler Arif Nihat Asya   TERCÜME-İ HALİM 25 kânunusani 1319 da Çatalca’nın İnceğiz köyünde doğmuşum. Bu tarih, bugünden düne doğru gidilince 7 Şubat 1904 olur. İstanbul’da Yüksek Muallim Mektebi’nden öğretmen

Dilaver CEBECİ: ÇÂH-I BÂBÎL

ÇÂH-I BÂBÎL Dilaver CEBECİ Işınsu Hanımefendi’ye Bâbil kuyusu! Derin, esrarlı soluk Ben saçlarından asılmış Hârût. Bir siyah okyanusta çırpınır parmaklarım. Kementler ör sarışın huzmelerden; Parmaklarımı tut! Okumuş İsm-i Â’zam’ı göğe çekilmiş Zühre.

Orhan Şaik GÖKYAY: SİTEM

SİTEM Orhan Şaik GÖKYAY           Ay geçti, yıl döndü unuttun beni Üstüne adımı yazdığım ağaç Açtın dertlerimi kanattın beni Altında türküler düzdüğüm ağaç Sendeki yemişler böyle değildi.  

Refet KÖRÜKLÜ: Türkçülük Hayâl Değil

    Türkçülük Hayâl Değil — 3 Mayıs’ın 29. yıldönümünde Muhterem Hocam Atsız Beğ’e saygılarımla—   O gün Kür Şad dirilmiş, buyruk veren Atsız’dı, O inançlı çeriler bozkurt, fakat adsızdı… O yiğitçe

Yetik Ozan: SANCI

SANCI Emine Işınsu’ya Diriliş çağında yerin sancısı; Tetiklenen filiz, patlayan gonca, En yaşlı ananın derin sancısı; Bir göğüs darlığı, Ergenekonca. Bu sancıya gergef etmiş yüzünü Sabır iğnesine takıp özünü, Ağladıkça Turanlaşır hüzünü;

Erol Güngör Bey’in hatırasına- ŞİİR / Şükrü KARACA

    “GENÇ İKEN ÖLENLERE…” -Erol Güngör Bey’in hatırasına-   Şükrü KARACA   Dağdılar, Yangın yerleri bırakıp arkalarında Tüttüler.   Döne döne havalandı Bir kuş böyle gitti-gider Bu yıl göğe tırpan attı

Ülkücü Şehidlere Şiir / Dilaver CEBECİ

O  ÇOCUKLAR   O çocuklar birer birer gittiler… Soylu, sevda türküleri dudaklarında, Saçlarında kurt nefesi rüzgârlar, O çocuklar birer birer gittiler…   Bir tamu karanlığı keleplenirken bozkıra Kehkeşanlardan yıldız gibi indiler. Tutuşturdular

Şiir: O Çocuklar Öyle Mahzun / İlhami ATMACA

  O Çocuklar Öyle Mahzun     I. Duy ey baharı bağrında taşıyan çiçek İnanır olmuştum artık solmayacağına O çocuklar öyle mahzun ağlamaya gittiler, Azgın canavarlarla artık kimler pençeleşecek?   Ölmeye hazır

BAŞBUĞ’A MEKTUP / Dilaver CEBECİ

    BAŞBUĞ’A MEKTUP   12 Eylül sonrası tutuklanan Alparslan TÜRKEŞ ve bütün dava arkadaşlarına…   Sana bu mektubu bir gece yarısında yazıyorum Azatlığın zirvesinde sohbete dalmış yıldızlar Zühre bir aşkı tutturmuş

Sezai KARAKOÇ: Hızırla Kırk Saat

  SEZAİ KARAKOÇ   (22 Ocak 1933 – .. / .. / ….)   Hızırla Kırk Saat     Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz Bu kesik dansa karşı bana