Kategori Arşivi: Şiir Defteri

Şükrü KARACA: TOKAT’DA DÜĞÜN VAR

  TOKAT’DA DÜĞÜN VAR Bir yıldız kaydı, “hayırdır!” dedim, —Bugün bir taş bebek öldü, dediler. Buruştu bir çiçek, düştü bir yaprak, Bir kız daha gelin oldu, dediler.   Tokat’da düğün var Tokat’da

H. Nihal ATSIZ: Adsız Şiir

        Adsız Şiir     Dünyada gerçi olmadı bir şeyde kârımız, Ukbâda belki olsa gerek itibârımız. Ağyâr gül kopardı dikenden demet demet, Hâr oldu bağrımızda çiçek yüzlü yârımız. Yükseldi

BAŞBUĞ’A MEKTUP / Dilaver CEBECİ

    BAŞBUĞ’A MEKTUP   12 Eylül sonrası tutuklanan Alparslan TÜRKEŞ ve bütün dava arkadaşlarına…   Sana bu mektubu bir gece yarısında yazıyorum Azatlığın zirvesinde sohbete dalmış yıldızlar Zühre bir aşkı tutturmuş

Hikmet AYTEK: Bendeki ATSIZ

“KÜFÜR DİYE BAKARLAR ATSIZ HOCAMIN DUALARINA” Dr. Hikmet AYTEK 01.10.2010 Toplumlar kendi içlerinden çıkan değerli ve bilge şahsiyetleri anlayabilirlerse onların dile getirdikleri hakikatlerden nasiplenebilirler. Bu nasiplendikleri ile ilerleyerek mesafe alabilirler. Biz fatih’in

Reşat GÜREL: ŞİİRLERİNDE ATSIZ’I YAŞAMAK

ŞİİRLERİNDE ATSIZ’I YAŞAMAK Reşat GÜREL 3 Mayıs 1990   “Her gece orda bir yaslanan mı var? Sessizce kirpiği ıslanan mı var? Uzaktan bana bir seslenen mi var? Ne diyor? Sesini alamıyorum…” Geceler

Hüseyin ÖZBAY: CENGİZ AYTMATOV Hakkında…

  CENGİZ AYTMATOV KONFORMİST MİYDİ ?                       Hüseyin ÖZBAY   Bence üç tür  yazardan söz edilebilir: a) Sadece yazanlar. Bunlar, yazdıklarının dışına çıkmayanlardır. Hikayenin , romanın konuları ile hayatın gidişatı karşısında bir

Dilaver CEBECİ: ESKİ BİR HASRET TÜRKÜSÜ

ESKİ BİR HASRET TÜRKÜSÜ Bekleme, ağlama, beni çağırma! Tükendi dermanım gelemiyorum. Bu dağlar harâmi, yollar ejderhâ Yitirdim, yönleri bulamıyorum.   Dilek ufuğundan güneş doğmuyor Dualar buz tuttu, göğe ağmıyor, Düşlerim var gecelere

Şiir: O Çocuklar Öyle Mahzun / İlhami ATMACA

  O Çocuklar Öyle Mahzun     I. Duy ey baharı bağrında taşıyan çiçek İnanır olmuştum artık solmayacağına O çocuklar öyle mahzun ağlamaya gittiler, Azgın canavarlarla artık kimler pençeleşecek?   Ölmeye hazır

Ülkücü Şehidlere Şiir / Dilaver CEBECİ

O  ÇOCUKLAR   O çocuklar birer birer gittiler… Soylu, sevda türküleri dudaklarında, Saçlarında kurt nefesi rüzgârlar, O çocuklar birer birer gittiler…   Bir tamu karanlığı keleplenirken bozkıra Kehkeşanlardan yıldız gibi indiler. Tutuşturdular

Tarık BUĞRA: HATIRLAMAK

  HATIRLAMAK Eski çağların ormanlarında, çok eski bahçelerde, Unutulmuş kuşlar vardır, ben bilirim, Yaklaşırlar bana, yalnız bana, allı pullu kanatlarla, Yalnız benim duyduğum masallarla, ninniler, ağ1tlarla… Boştur ama, boş; bittiği yerden başlar,

Yahya Kemal BEYATLI: Sessiz Gemi

  SESSİZ GEMİ           Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.   Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol: Sallanmaz o kalkışta

Şükrü KARACA: EĞRİDİR BOYNU ÇİÇEKLERİN -şiir-

  EĞRİDİR BOYNU ÇİÇEKLERİN   Şükrü KARACA   Üstümüzden bir gün aşar Aşar dağ ardına düşer Gelme buralara turnam Umut besleyi besleyi.   Kâhyasıyım her bir şeyin Akan damın çöken evin Yolcu

Coşkun ÇOKYİĞİT: EŞKÂLİ MÜECCEL BİRİ

EŞKÂLİ MÜECCEL BİRİ bazan, ürkek bir şeyler söyleyerek gecenin tüm sesleri perde perde yükselir sarhoşlar sabun köpüğü gibi dağılırlar — İstiklâl caddesinde— yürürüm/serseri serseri çıldırmış sesleri dökülür yağlı-kara sokaklara darbukaların bir üçüncü sınıf

Arif Nihad ASYA: Bayrak -şiir-

    BAYRAK   Arif Nihad ASYA   Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü… Kızkardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü, Işık ışık, dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana

Nabi HAZRİ: Benim Yüreğim -Azerbaycan-

BENİM YÜREĞİM Könülde min gamim vardır ki, pünhan eylemek olmaz. Füzûli       Her son yaz derdimi pıçıldayarak, Dökülür ağaçtan sapsan yaprak. Dinle, o hasretle seslenen kavak, Benim yüreğimdir, benim yüreğim.

Timur KOCAOĞLU: TÜRKÇE HANGİ OZANDA NİCEDİR?

            TÜRKÇE HANGİ OZANDA NİCEDİR?   Aprınçor Tegin’de Türkçe bir ilk öpücüktür Ahmet Yesevî’de yer altından gelen ses Yunus Emre’de yana yakıla bir gönül Nesimî’de ben içinden