Hasan TÜLKAY: GENÇ SERDENGEÇTİ’YE NOTLAR

GENÇ SERDENGEÇTİ’YE

NOTLAR

Hasan TÜLKAY

Osman Zeki Yüksel!
Mücadelesi ve mücadeleci kişiliğiyle SERDENGEÇTİ olmuş, asıl ismi unutulmuş, adam gibi bir adam!..

Onun yolundan giden, Onun davâsını güden “Genç Serdengeçti”ler; “Bize Onu anlat” dediler, resim istediler.

Serdengeçti; isimlerden, resimlerden, şekilcilikten, gösterişten, alâyişten, nümâyişten nefret edecek kadar uzak, tabiî bir adamdı. Allah-Vatan-Millet aşkıyla coşan, hep bu yolda koşan, bağrıyanık bir Anadolu çocuğuydu.
Kanaatimce en bâriz vasfı samimiyetidir.Samimî bir mü’min, samimî bir milliyetçi!..

Allah’ını, kitabını, bayrağını, vatanını, milletini hesapsız sevdi.
“Hususî vagon, bol harcırah, maroken koltuk milliyetçileri”ne karşı “Hakk’a tapan, halkı tutan” yalın kılınç bir milliyetçilik mücadelesi verdi. Devrin geçer akçesi olan muteber isimlere bağlanmadı, muteber resimlerin gölgesine sığınmadı. Hayran olduğu, örnek aldığı hilâl ve istiklâl şairimiz Âkif gibi yaşadı.

“Particiliği mezhep, milletvekilliğini meslek haline getiren”lerden de olmadı. Hattâ pek mühim yakıcı nüktelerinden birisini de, milletvekili seçilip Meclis’in döner kapısından girerken yapmıştır:
“Yahu, daha bu meclisin kapısından girerken insanı dönekliğe alıştırıyorlar!.”

Hiçbir zaman bildiğimiz manâda siyasetçi olmadı. Herkesin alıştığı gibi siyasete alışmadı.

Yoksul, mü’min ve mütevekkil Anadolu insanının, ezilenlerin isyan çığlığı oldu. Hiç bir partiye, gruba, zümreye, cemiyete ve cemaate sığınmadı. Bilâkis hak yolunda olduğuna inandığı herkesi, her hareketi müdafaa etti, destekledi. Sapanları ve sapıtanları da asla affetmedi. Serdengeçti mecmuasıyla tek başına millî muhalefeti temsil etti. Herkesin korktuğu, ürktüğü tek parti CHP idaresine karşı çekinmeden sesini yükseltti. Dinden uzak, manevî değerlerden kopuk, pozitivist milliyetçiliğin genç ruhları tatmin edemeyeceğine dikkat çekti. Sefahat ve sefaletin yan-yana, kucak-kucağa; komünistlerin eşineceği gübrelikler teşkil ettiğini söyledi. Bu zulüm düzenine son vermeden, komünizm dur demekle durmaz, durdurulamazdı.

O, “Türk’üm!”, “Müslümanım!” diyen milliyetçi-mukaddesatçı muhitten herkesin “Osman abi”siydi. Hattâ Moskova hayranı, Moskof âşığı olmayan Anadolu solcuları bile ona saygı duyardı.Ülkücü, Akıncı, Hareketçi, Selâmetçi, Nurcu, Mücâdeleci… sağ cenahtan samimi hiç kimsenin Serdengeçti’nin aleyhinde bulunduğuna şahit olmadım. Ancak din ve siyâset bezirganları, “Cennet-cehennem komisyoncuları” ile de çok sert mücadele etmiştir.
Şeytan taşlamaktan selâvata vakit bulamadı, yüksek zekâ ve kabiliyetine rağmen eser veremedi. Kalemini kılınç gibi kullandı, Allahsıza, ahlâksıza, vatansıza, namussuza dehşetli darbeler indirdi. Dur-durak bilseydi Türk edebiyatına kalıcı edebî eserler hediye edebilirdi. Türkçenin ifâde kudretini de, zaaflarını da çok iyi biliyordu. Hiç bir zorlama ve sun’îlik hissedilmeyen nesirlerinin bazıları mensure tadındadır desek herhâlde mübalağa sayılmaz.

O’nu, kravatı belinde kötü bir İncili Çavuş karikatürü gibi takdim edenler yanlış yapıyorlar. Malûm; nükte zekânın çiçeğidir. Onun nükteleri, asla kâfiye hatırına yapılmamış, öldürücü ve güldürücü hakikatlerdir. Belki de yutkunulup söylenilemeyen acı gerçekleri nükteyle yumuşatarak ifade edebilmişti.

Güneydoğudan gelen şehit Mehmetçik haberlerinin yüreğimizi dağladığı ve adetâ bir millî kıyam yaşadığımız bugünlerde genç arkadaşlarıma tavsiyemdir: Lütfen rahmetlinin ta 1949 yılında yazdığı “Kürtçülük” yazısını bulup okusunlar. Bugünleri o günlerde görmüş, göstermiş, bölücülük tehlikesine karşı yetkilileri ikaz etmiştir.

Uykusuz ve yorgun bir kafayla, üstelik hiçbir ön hazırlık da yapmadan, sadece Erhan Özbey kardeşimin ısrarına cevap mahiyetinde çırpıştırılıvermiş bu yazı rahmetli Osman ağabeyi anlamaya, anlatmaya yetmez. En iyisi; Bir Nesli Nasıl Mahvettiler, Bu Millet Neden Ağlar, Mabetsiz Şehir, Gülünç Hakikatler, Radyo Konuşmaları.. kitaplarını, gazete yazılarını yeniden okumak…
Serdengeçti, yazdıkları ve yaşadıklarıyla, hayatı ve şahsiyeti ile bir döneme damgasını vurmuş örnek bir dâva adamıydı. Esir Türk İllerinin kurtuluşu için “Ağıtlar” yazmış katıksız bir Türkçü-Turancı, “Allah diyenleri yallah hapisaneye gönderen” zihniyete karşı kalemini Zülfikâr gibi kullanan bir Müslüman… Hakkında yüzden fazla dava açıldı, “sekiz defa mahpus, bir defa da mebus” oldu.

Allah gani gani rahmet eylesin