Ahmet Ender GÖKDEMİR: Kışın Sonu Gene Bahar

Kışın Sonu Gene Bahar / Ahmet Ender GÖKDEMİR

 

Bahar geliyor memleketime bahar.

Baharın müjdecisi Cemre kız dünyaya doğru yolculuğuna başladı.

Bahar Kızın ”Devenin”ya da kışın karnından çıkmasına yardımcı olacak. Belki de Bahar kızın ebesi olacak Cemre kız…

Rahmetli annem anlatırdı; kış gelince arap bir devesini keser,devenin karnına girer,kış bitinceye kadar da devenin karnında kalırmış… Masal mıydı güzeller güzeli Anamın anlattığı, yoksa halk inanışı mıydı bilemiyorum. Ama her kış, arap adamının devenin karnında bu kadar süre nasıl kaldığını anlamaya çalışırdım çocukcasına. Havsalam bir türlü almazdı. Cemreler düşmeye başlayınca Annem yine; arap devenin karnından çıktı oğlum derdi. Arap devenin karnından çıkınca bizler de kış boyunca hapis kaldığımız evlerden çıkar, sokakları doldururduk. Kuş cıvıltıları ile sesimiz atbaşı giderdi her halde.

Oyunlarımıza, oyun arkadaşlarımıza kavuşmak büyük bir heyecan ve mutluluk verirdi. Umarım memleketimin çocukları hala büyük bir heyecanla cemrelerin düşmesini, arap adamının devenin karnından çıkmasını bekliyorlardır, sokakları doldurabilmek için…

Cemreler baharın habercisidir.Bahar da ”umutlarımızın”,umutlarımıza giden yolda tüm hücrelerimizi yenilemenin ilacıdır.Baharda açılan çiçekler,ağaçlarda açılan çiçekler,yani bahar dalları umutlarımızın taçlandırılmasıdır.Bahar dalları bizi çoşkuya boğan dilimizdir.Açılan güller umutlarımızın ta kendisidir.Bu baharda açılan ilk gülü sevgilime adadım.Ona benim dışımda ilan-ı aşk eden bülbülü kıskansam da bülbülün güle yakarışı,güzel dilimin, anamın ak sütü gibi helal olan Türkçemin gönül pınarımdan çağlayan nağmelerimdir.Zaman zaman memleketimin üzerinde karabulutlar yığılsa da gül,beni,bizleri sevgililer sevgilisine götürecek aracıdır.Kalbinden ,yüreğinden ve beyninden bizi Yaradan’ın ”Ya Habibim” diye seslendiği Peygamber-i Ekberi” silen , Hz. Muhammed’i silenlerin benim baharımla da, benim gülümle de, gülün bana Hz. Muhammedin bir nişanesi olduğunu bilmesine de gerek yok artık… Yıllar yıllar öncesinden Hz. Muhammed’i kelime-i şehadetten silenleri ben de gönlümden sildim attım zaten.

Bir zamanlar mümin müslümanların kalplerinde mühür arayanların düştüğü hale beni,bizleri düşürme Allahım…

Seni bırakıp,sana şirk koşan,”Hıristiyanların tanrısı rab isa,budistlerin tanrısı taştan heykel buda ‘ya ”ayıp olmasın diye onları sana eş tutan, dinler arası diyalog soytarılığına soyunan, sana şirk koşan beyinsizlerden eyleme bizleri Allah’ım…

O beyinsizlerden bizleri,memleketimizi,milletimizi kurtar Allah’ım…

Ben Ankara’da baharı beklerken, Bahar gözlüm,İzmir’de ağaçlar çiçek açtı demez mi?.Geçen sene bana bahar uğramadı dostlar.Baharı hastanede karşıladım. Uzaktan uzağa ilan–ı aşk eyledim,çiçeklere,böceklere,canım bahar dallarına.Bu sene Allah izin verirse,dolu dolu baharı karşılamak,baharı yaşamak istiyorum.Benim yaşamam yetmez tüm sevdiklerim de yaşasın istiyorum. Sevdiklerimizle aynı heyecanı ve hazzı kana kana yaşayalım istiyorum. Türklük ayağa kalksın istiyorum.

Hazırlanın ”TÜRK BAHARINA”dostlar, ayaklanın, 23 Mart’ı Bursa’da ”Türk Baharına”dönüştürelim. Arap baharı bilmez zaten, bırakın arap devenin karnında kalmaya devam etsin. Biz Türkiye’yi de, Türklüğü de baharımıza taşıyacak adımları atalım. Bahar Türklük için ”sefer mevsimi”idi. Büyük zaferlere giden yolun başlangıcı idi. Oturak olmak bize yaraşmadı, yakışmadı. Oturak olmak, üç kuruşluk dünya malına bizi kul geda eyledi. Bakın bakalım tavlalarınıza atlarımız hazır mı sefer için… Dün Konstantiniye’yi işaret eden Peygamber-i Ekber bize bu bahar açan güllerle yeni bir muştu göndermemiş mi?.

Küçük adamların büyük davası olmaz biliyorum.Gönlünde muhabbet bulunmayanın gözüne güller görünmez.Güle haykıran bülbülün sesini duymaz. Gül ağacını dikenli çalı sanır.Bizler birbirimizi güller gibi görmek,güller gibi kucaklamak ve koklmak durumundayız.Her bahar başlangıcında evlerimizi temizleriz, siler süpürürüz. Bahçemizi düzenler,bahçemizi ayrık otlarından ,kara çalılardan temizleriz.

Gönül bahçelerimizi temizlemeye neden hazırlanmıyoruz? Hasta yatağında yatalak durumda iken gönlünde bahar sevincini duyup ayağa kalkan hasta misali ayağa kalkmayacak mıyız? Gülün her çeşidini kucaklamaya hazırlanmak, TÜRK BAHARI ile kucaklaşmak için neler bekliyoruz? Bahçelerimizin talan olmasına,bağlarımızın ,bahçelerimizin viran olmasına, güllerimizin,bülbüllerimizin gavurlar ve onların uşakları tarafından soyulmasına izin mi vereceğiz? Bu yılki ”Ergenekon Bayramını” Türklükten kaçanlara inat , Türklük Bayramına dönüştürmeyelim mi?

Hazır mıyız? Hazırmıyız Yeni Ufuklara at salmaya?…

Bozkurt sesine hasret kalan ülkemin dört bir yanında boy göstermeye.Kula kulluk edenlere,gavura bırakın kulluk etmeyi,onların köpekliğine soyunanlardan ülkemizi kurtarmaya hazır mısınız?

Türkten korkanlara,kendilerini sahte peygamber ilan edip,Türklüğü ayaklar altına almaya çalışanlara inat; Türklüğü yüceltmeye, Türklüğü dünyanın zirvesine taşımaya, yeni bir KIZILELMA yolculuğuna hazır mı sınız.?

Hazırsanız; Türklük Bayramımız, Türklük Baharımız Kutlu olsun şimdiden.