Kenan EROĞLU: Ziya Gökalp Hakkında / Orhan Seyfi ORHON

ZİYA GÖKALP
Hakkında / Orhan Seyfi ORHON

Kenan EROĞLU

Türk Sosyolojisinin en önde gelen ismi olan Ziya Gökalp hakkında yakın çevresinde bulunan dostlarının görüş ve düşüncelerini aktarmaya devam ediyoruz.

Türk düşünce hayatının bu önemli ismi olan Ziya Gökalp’in 1924 de vefatının ardından unutulmaya terk edildiğini görüyoruz. Vefatından sonra onunla ilgili anma programları genellikle yapılmamış ve ta ki 1956 yılında memleketi olan Diyarbakır’da bir Ziya Gökalp Müzesinin açılmasına kadar.

Ziya Gökalp’ unutturmak isteyenlere inat o fikirleri ve kitapları ila aramızda hala yaşamaktadır.

Şimdi onun yakın dostu olan Orhan Seyfi Orhon’un 26 Mart 1956 tarihinde ulusal ölçekte yayın yapan “ZAFER” gazetesinde yayınlanan yazısını aktarıyorum.
***

ZİYA GÖKALP!

Orhan Seyfi ORHON

Ziya Gökalp’ın sekseninci doğum yıldönümünü anmak kadar Türk gençliğine yaraşan bir hareket tasavvur edemem! Bu büyük adamın Diyarbakır’da doğduğu evi müze haline koymak da, Garplı anlayışla tam yerinde bir iştir.

«Değerbilir insanlarız, muhakkak! Tek kusurumuz, sevgimizin Standard olmayışı! Heyecanlı ruhumuz, edebiyatımız gibi fazlaca mübalağaya meyilli olduğu için, sevdiklerimizi gerçek kıymet ölçüleriyle sevemeyiz. Bir gönül coşkunluğu ile anarız. Sonra da içimizi dökmenin verdiği rahatlıkla bir unu. tuş devresi başlar.

«Bir gün, yeniden hâfızamızın karanlığında bir hâtıra şimşeği çakar, Tekrar coşup taşarız. Anma törenlerimiz, bu yüzden inişli yokuşlu bir heyecan grafiğini gösterir: Uçurumlarla şahikalardan ibaret bir sesle!…

«Fikri terbiyemiz gibi, his terbiyemizi de gerçek değerlere göre ayarlamalıyız. Bu türlü törenlerde söylenen nutukları dinleyin! Baştanbaşa parlak bir kelime edebiyatı; fakat fikir yok! Bütün o sözler, hâtırası anılan o zât hakkında bize pek az şey öğretir. Hattâ bazan pek yanlış şeyler bile!

«Meselâ: Teşekkürlere değer bir kıymet bilirlikle sütunlarını Ziya Gökalp’a ayıran bir gazete de (1), sevgiyle andığı zât hakkında yanlış malûmat vermeden kendini kurtaramıyor. Bütün sayfa genişliğinde çerçeve içine koyduğu yazıda Ziya Gökalp’ın ölümü hakkında şöyle diyor:

«Ziya Gökalp’ın genç sayılacak bir yaşta intihar ederek ölümü bir hayli dedikodulara yol açmış, onun dinî itikadı üzerinde şüpheler yaratmıştır.»

«Bunun, birbirine karıştırılmış bilgi parçalarından ileri geldiği meydanda! Çünkü herkes bilir ki, Ziya Gökalp intihar ederek ölmedi. 1924’te epiyce süren bir ihtizar devresinden sonra, İstanbul’daki Fransız Hastanesinde katî teşhis konamayan bir beyin hastalığı yüzünden öldü. İntihar teşebbüsü, Abdülhamid istibdadı devrinde siyasî ümitsizliğe düşmeden ileri gelen bir yeis hareketidir. Kızına yazdığı mektuplarda, Türkçülük ülküsünün ruhunu, bu ümitsizlik hastalığından nasıl kurtardığını anlatmaktadır.

«İtikat tarafına gelince: Daima (İslâm dinini ve Müslümanlığı) bütün yazılarında taziz ve takdis etmiştir. Milliyet anlayışında dinin büyük bir payı vardı. Hiç, eski mutasavvıflar gibi vecd içinde:

«Benim dinim ne ümittir, ne korku;

Allah’ıma sevdiğimden taparım!..»

«Diyen bir şairin itikadından şüphe edilir mi?

«Günlük bir gazete, ilim dergisi değildir. Fakat Ziya Gökalp gibi inkilập Türkiye’sinin temellerini kurmuş büyük bir mürşidi anarken, daha az yanılmak da yerinde olur. Hem de sevdiklerimizin gerçek değerlerini bilerek sevmek, bir duygu coşkunluğuna kapılarak bir sevip bir unutmaktan kurtulmanın da biricik çaresidir.»

Orhan Seyfi ORHON
26 Mart 1956 / ZAFER

 

(1) «Tercüman»ın 23 Mart 1956 sayısında Nihat YILDIZ adlı genç bir muhabirin, Müzeye âit fotoğrafların izah yazıları bile yanlış olan haber yazısı.

Diyarbakırı Tanıtma Derneği””

Not: Ziya Gökalp konusuna devam edeceğiz.