Hüseyin HATIL: ZENCİ MUSA’YI BİLİR MİSİNİZ?

ZENCİ MUSA’YI BİLİR MİSİNİZ?

Adını tarihe altın harflere kazımış bir yiğit Zenci Musa. Aslen Sudanlı bir aileye mensup olan Zenci Musa, Osmanlı’nın çöküş yıllarında Girit’te dünyaya geldi. Babasını küçük yaşta kaybedince Mısır’a dedesinin yanına yerleşti. Çocukluğu Mısır’da Türk mahallesinde geçtiği için gençlik yıllarında İstanbul’a geldiğinde dil problemi yaşamadı, Türkçeyi çok iyi konuşmaktaydı.

Onu Türk arkadaşlarından ayıran tek özellik tenin rengiydi ve bu nedenle “Zenci Musa” adıyla anılmaya başlandı. Uzun boylu, iri cüsseli, cesarette emsalsiz bir yiğitti.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’ı işgali üzerine gönüllü olarak cepheye koştu.

Gösterdiği üstün cesaret ve becerisi Teşkilat-ı Mahsusa’nın efsane lideri Kuşçubaşı Eşref’in gözünden kaçmadı ve o tarihten itibaren Kuşçubaşı Eşref’in resmiyette emir eri gerçekte ise can kardeşi olarak hep yanında yer aldı.

Trablusgarp’ta kahramanca mücadele eden Zenci Musa, Balkan Savaşıyla birlikte Edirne’ye geçti. Edirne müdafaasında bulundu. Edirne’nin yeniden kazanılmasında büyük emek verdi.

Osmanlı ordusu Arap çöllerinde, bir milletin var oluş kavgasını güderken, üç yüz bin Osmanlı altınının Yemen’de Tevfik Paşa’ya ulaştırmak gibi çok önemli ve gizli bir görev için Kuşçubaşı Eşref’le birlikte Arabistan’a geldi. Ağır yara alan Kuşçubaşı Eşref’in İngiliz/Bedevi birliğine esir düştüğü baskında, altınları İngilizlerden kurtarmayı başardı ve yerine ulaştırdı.

Osmanlı’nın çöküş yıllarında Trablusgarp’tan Yemen’e, Balkanlardan Çanakkale’ye, Allah’ın Ordusu olan bu milletin evlatlarıyla cepheden cepheye koşan Zenci Musa’nın mücadelesini Mehmet Akif Safahat’ta:

“Eşref Bey’in emir eri Zenci Musa,

İsa Peygambere omuzlarını ödünç verir,

Ve Peygamber bu sayede göğe tırmanabilir”

diyerek ölümsüzleştirdi.

1.Dünya Savaşı’nın ardından Milli Mücadeleye destek vermek için İstanbul’a geldi. Ne cebinde parası vardı, ne de kalacak yeri…

Zenci Musa’yı Yemen Harekatından tanıyan Ali Sait Paşa, bir namaz çıkışı gördüğü Zenci Musa’nın yanına gelerek, bu kahramana emeklilik için dilekçe yazmasını teklif etti ama Zenci Musa, cesaretli olduğu kadar da gururlu bir insandı ve bu teklifi “ben bu fakir milletin parasını emekli maaşı olarak alamam” diyerek reddetti.

Bunun üzerine Paşa, O’na Karaköy gümrüğünde kahya olarak işe başlamasını teklif etti.

Zenci Musa “"Ben kahyalık yapmam, onu yaşlı bir Müslüman’a verin. Hamallık varsa yaparım” diyerek hamallık yapmaya başladı. Bir yandan hamallık yaptı bir yandan da Anadolu’daki kurtuluş hareketine katkı sağladı.

Hamallık yaptığı sırada İstanbul İngilizlerin işgali altındaydı. İngiliz General Haringtın gümrükte gezerken, Ona bir zamanlar İngilizlerden 300 bin altını kaçıran efsane asker Zenci Musa’yı gösterdiler. Zenci Musa’yla tanışan İngiliz General Haringtın, O’na reddedemeyeceğini düşündüğü bir teklifte bulundu. “İngiliz Ajanlığı”…

Kabul ettiği takdirde O’nu altına boğacağını vaat ediyordu. Zenci Musa bu teklife: “Her teklif herkese yapılmaz. Bu teklif beni rencide eder. Benim devletim Osmanlıdır. Bayrağım ay yıldızlı bayraktır. Komutanım Eşref Bey’dir. Bu iş bitmedi. Sizinle mücadelemiz devam edecek.” diyerek tokat gibi bir cevap verdi.

Ömrünün son demlerinde verem hastalığına yakalanan Zenci Musa, sanatoryuma yatırılma teklifini

“Benim yerime orada daha muhtaç Müslümanlara bakılsın” diyerek reddetti.

Bavulunu alıp Özbekler Tekkesi’ne yerleşti. Bir süre sonra burada vefat etti.

Bavulundan bir Mushaf’ı Şerif, Osmanlı haritası, Eşref Bey’in fotoğrafı ve kefen bezi çıktı.

Zenci Musa bir adanmışlık ve başlı başına bir Ahde Vefa örneğidir.

Sudanlı bir ailenin Girit’te doğan Mısır’da büyüyen bu siyahi çocuğu, Türk Milleti ve ay yıldızlı sancak için cepheden cepheye koşmuş, ömrü harp meydanlarında geçmiş, şahsi menfaatini hiçe saymış, milletin istiklali için ömrünü vakfetmiştir.

Bugün, bu vatan topraklarında doğan, bu bayrağın gölgesinde büyüyen, bu devletin imkanları ile yetişen ama ihanet odaklarının oyuncağı olan hainleri düşününce Zenci Musa’nın ruh yüceliğine yeniden hayran kalıyor insan. Ruhu şad olsun!

Unutulmamalıdır ki; farklılıklar, birliğe hizmet ettiği sürece zenginliğimizdir.

Selam, dua, aşk ile…