Hayati BİCE: “Adı DEVLET Olsun” -Kitap Tanıtımı-

“Adı DEVLET Olsun”
-Kitap Tanıtımı-
 
Dr. Hayati BİCE
“Elbet bir gün tarih sizi alkışlar.”

Tarihî Bir Kayıt

12 Eylül öncesinde ülkücü hareketin gündemini belirleyen haftalık gazete DEVLET’in ilk sayısından son sayısına kadarki hikayesi Osman Çakır imzası ile 256 sayfalık belgesel bir kitap olarak yayınlandı.

DEVLET mutfak ekibinin aslî elemanlarından Osman Çakır’ın hazırladığı kitap kısa süre önce basıldı. Hemen edinip iki günde okudum ve “okuma hafızamda kayıtlı yüzlerce isim” yanında onlarca yeni isim ile tanıştım.
Kitap ülkücü hareketin fikir gelişimi açısından çok değerli bir arşivi ölümsüz hale getirmektedir. Kayda giren isimlerin bugün hayatta olmadığı düşünülürse Osman Çakır’ın başardığı işin değeri daha iyi anlaşılır. Bu nedenle kendisine her ülkücü teşekkür borçludur.
Beni şaşırtan Osman Çakır’ın kaleminin işlekliği oldu. Gündelik hayatında konuşurken gözlemlemediğim bir kıvraklık ile kaleme aldığı kitabının iki günde okunuvermesi bunun isbatıdır.
Ülkücü hareketin 12 Eylül öncesi döneminden hafızasında üç-beş isim kalmış olan herkes başta olmak üzere bütün Türk milliyetçileri bu eseri okumalı, okutmalı…
Eser Ötüken Neşriyat yayını olarak basıldı ve şu anda otuken.com.tr‘de %50 indirimle satışta. Bu fırsat kaçırılmamalı.
Ülkücü hareket tarihini anlamak için çok önemli veriler sunan kitabı Türk siyaseti ile ilgili herkese tavsiye ederken okuma sırasında dikkatimi çeken bir kaç hususu kaydetmek istiyorum.
*Alparslan Türkeş ile Devlet-Töre ilişkisi 
Osman Çakır’ın kitabının tarihi belge olma niteliğini arttıran bir konu siyaset sahnesinde Türk milliyetçiliği’ni temsil eden MHP ve lideri Alparslan Türkeş ile gazetede yer alan ekibin ilişkileri konusudur. Alparslan Türkeş’in çeşitli konuşma ve derlenen kitaplarından alıntılara Devlet gazetesinde -bir yerde zorunlu olarak- yer verildiği anlaşılmaktadır. Çakır’ın kaydına göre Devlet gazetesinde Alparslan Türkeş imzası görülen 26 yazı yayınlanmıştır. 1979 yılında Devlet gazetesi artık aylık dergi olarak yayınlanırken basılan “Etraf” başlıklı müstear isim (Ahmet Rifat) taşıyan bir yazarın yazdığı makalenin Türkeş’i rahatsız ettiği ve bu yazı ile ilgili bir sorgulamaya gittiği de anlaşılmaktadır. Devlet dergisinin kapandığı 1979 yılı MHP kongresinde Devlet-Töre grubundan hiçbir isimin MHP üst yönetimine alınmaması da kayda değerdir.
*Fikir Kadrosu / Siyaset Kadrosu  Uyuşmazlığı
Osman Çakır’ın kitabı fikir adamları ile Türk Milliyetçiliği ekseninde de siyaset erbabının çatışmalarını da ele veren bir çok anekdot içermektedir. Bunlardan birisi, 1977 seçimlerinde Konya’dan milletvekili adayı olan gazetenin baş emekdarı rahmetli İbrahim Metin arkalara itilirken listeye Rifaî cemaatinin kontenjanından paraşütle inen Agah Oktay Güner ve CHP üyeliğinden gelen emekli asker İhsan Kabadayı‘nın milletvekili aday listesinin ilk iki sırasına yerleşip milletvekili seçilmeleridir. Benzer bir durum MSP’den gelerek Ankara’da liste başına oturan “gizemli isim” İhsan Karaçam için de söz konusudur. MHP lideri Alparslan Türkeş idam talebi ile başlayan davada 4,5 yıl tutuklu kalırken İhsan Karaçam’ın diğer MHP milletvekillerinin aksine daha hazırlık soruşturmasında iken savcılık sorgusundan sonra serbest bırakılıp en ufak bir ceza almaması da kayda değer bir durumdur. Yazar bu duruma kısaca değinmekle beraber 1977 seçimlerinde MHP’de yaşanan liste çekişmelerinin Devlet gazetesine yansımaları konusunda tarihe not düşebilirdi. Bu süreci Ahmet Büyükkarabacak “Üç Hilâlin Hikâyesi” kitabında “emek hırsızları”nın parti teşkilatının temel direklerini çok kolayca harcadıklarını dile getirerek anlatmıştır. Bugün de siyaset sahnesinde rol almak isteyen bilim ve sanat adamlarının maruz kaldığı durum pek farklı değildir.
Devlet gazetesi kadrosundan birçok isim milletvekili olarak siyasetin aktif aktörü olmak isterken sadece rahmetli Sadi Somuncuoğlu’nun siyaset sahnesinde kendine yer  açabilmesi kayda değerdir. Bunda da 1973 seçimlerinde Devclet gazetesi ekibinin Niğde ilinde yaptıkları saha çalışmasının önemli bir etkisi olduğu anlaşılmaktadır. 
*Türk Milliyetçilerinin Kronikleşen Ekonomik Yetmezlik Sendromu (1969-1979)
Osman Çakır’ın kitabından DEVLET dergisinin büro değiştirme, matbaalarda basılma maceralarını okurken Türk milliyetçilerinin o gün de ekonomik yönden ne kadar kısıtlı imkanlarla çalıştıklarını bir daha anladım. Koskoca bir camiaya hitap eden ve ülke gündemini belirleyebilecek bir tiraja kavuşan haftalık gazetenin gecekondu denebilecek bürolarda bazen sadece bir odada baskı hazırlıklarının yapılıyor olması, rahmetli Dündar Taşer’in “Devlet tuz yalama ile yaşıyor” esprisine yol açan derginin rahmetli İbrahim Metin ağabeyin “baba yadigarı Mercan Tuz işletmesi”nin sırtında yürütülebilmesi ne büyük bir trajedidir. 10.000 tiraja ulaşan haftalık Devlet gazetesi ile 25.000 tirajı yakalayan aylık Bozkurt dergilerinin ve aynı camiaya yayın yapan 14.000 tirajı yakalayan Töre dergisinin  bir yayın grubu olarak bu dağınıklığı ortada çok ciddi bir organizasyon bozukluğu olduğunun işaretidir. Devlet dergisinin tirajını öğrenen dönemin önemli yayın organı 4500 tirajlı Yankı dergisi sahibi Mehmet Ali Kışlalı’nın hayreti de çok manidardır.
Konunun bir diğer yönü Türk milliyetçilerini “okyanus ötesindeki global  süpergücün uşağı”, “finans babalarının beslemesi” olmakla suçlayanların söylemlerini sadece Devlet gazetesinin bürosunun finansman sıkıntıları tekzib etmeye yeter.
1969’dan itibaren MHP adı ile faaliyette olan Türk milliyetçiliğinin siyasi merkezinin durumu da Devlet gazetesinden farklı değildir. Partinin finansman sıkıntılarını da  MHP’nin efsanevî muhasibi Mehmet Doğan’ın “Gölgedeki Adam” adı ile yayınlanan hatıratından okumuştum.
***

Yazar kitabının başındaki önsözde Osman Çakır kitabını ithaf ettiği rahmetli İbrahim Metin’i “manevî baba” olarak kabul ettiğini ve kitabın nasıl oluştuğunu yazmaktadır:

“ÖN SÖZ VEYA SÖZÜN BAŞI
2011 yılında Türk Yurdu dergisinin 100. yılı dolayısıyla özel sayılar çıkartılıyordu. Mayıs sayısı da “Dergiler Sayısı” olarak kararlaştırılmıştı. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Prof. Dr. M. Çağatay Özdemir benden Devlet gazetesi-dergisini yazmamı istedi. Aradan iki ay geçmiş tek satır yazmamıştım. Çağatay Özdemir, her gün telefon ederek “yazdın mı?” diye sormaya başladı.
Gazete-derginin en son yayınlandığı zamandan o güne kadar 32 yıl geçmişti. Devlet gazetesi hakkında o güne kadar hiçbir araştırma, tez vs yapılmadığı gibi herhangi bir makale de yazılmamıştı. Gazetenin basılı nüshaları da elimizde tam değildi. İşe, nereden başlayacağımı bilemiyordum.
Nihayet başladım. Benden 4-5 sayfa olarak istenilen yazı tam kırk sayfa olmuştu. Yazı “Adı Devlet Olsun” başlığı altında Türk Yurdu dergisinin Mayıs 2011 (285.) sayısında yayınlandı. Türk Yurdu dergisi sayfalarında yazının tamamını yayınlamak mümkün olmadığı için ancak yirmi sayfalık bir kısmı yayımlanabilmişti. Meriç Coşkun arkadaşımız da dergide yayınlanmış hâliyle Eskimeyen Dostlar internet sitesinde üç bölüm hâlinde yayınlayınca Devlet gazetesi de internet sayfalarına böylece girmiş oldu.
On yıl boyunca İbrahim Metin ağabeyden Devletli Yıllar adı altında hatıralarını yazmasını istedim. Ama bir türlü olmadı. İbrahim ağabey zamanını ve imkânlarını yine yayıncılığa verdi. Töre-Devlet Yayınevini canlandırarak yeniden kitap basmaya, bastığı kitapları da satmaya uğraştı. Her fani gibi İbrahim Metin ağabey de 7 Kasım 2020 günü aramızdan ayrıldı.

Manevi babam olarak kabul ettiğim İbrahim Metin ağabeyimizin vefatı ile birlikte Devlet gazetesinin tarihini yazmak ve onun aziz hatırasına armağan etmek benim için farz oldu. İbrahim ağabey, 20 yıl önce dijital ortama geçirmek için ben, Mahir, Meriç ve Oktay’ın elinde bulunan mevcut Devlet, Töre, Bozkurt dergilerini toplayarak götürmüştü. Elimde rahmetli Prof. Dr. Necmettin Sefercioğlu’nun 2010’lu yıllarda bana verdiği Devlet’ler vardı. Ayrıca 2009 yılında İbrahim Metin ile yapmış olduğum görüşmelerin video kaydı ve bunların deşifre edilmiş metni vardı. Konuşmalarımız sırasında Mahir Durakoğlu kendisinde bazı mektup, resim, bilgi ve yazı orijinalleri olduğunu söylemişti. Bunları bana verdi, ben de fotoğraflayarak bir arşiv meydana getirdim. ATO (Ankara Ticaret Odası) tarafından bastırılan Unutulan Manşetler adlı bir gazete koleksiyonu vardı. 1919-2007 yılları arasındaki bazı önemli gün ve olayların derlendiği ve günlük gazetelerin birinci sayfalarından meydana gelen bu gazete arşivi de olayları hatırlamamda en büyük yardımcımdı.
On yıl evvel yazmış olduğum 40 sayfalık yazılı metni esas alarak, elimdeki bilgi-belge ve Devlet gazetesinde yaşadığım bazı olaylar ve şahıslardan aklımda kalanlarla bu kitabı hazırlamaya çalıştım.

Yazdıklarım ortalama elli yıl öncesinin olay ve hatıralarıydı. Kendimden hiç bahsetmemekten yanaydım ama sayfalar ilerledikçe kendimi olayların içine oturtmaktan başka çarem kalmadı. Bilgiler, resimler şahsiydi. İster istemez Adı Devlet Olsun, Devletli Yıllar’a dönüştü.
1969-1979 yılları arasındaki yani elli yıl öncesinin olaylarını ve ortamını da kısmen okuyuculara aktarmak istedim. Bunun için günlük gazete manşetlerinden ve Devlet gazetesinin sayfalarındaki haberlerle resimlerden istifade etmeye çalıştım. Bu sayfalardaki olayları yine 50 yıl öncesinin psikolojisi ve değerlendirmeleriyle okuyucuya aktarmaya çalıştım. Ne kadar başarılı oldum bilemiyorum.
Takdir okuyucuların.
Bu kitap çalışmasında en büyük destekçim ve yardımcım elli iki yıllık ülküdaşım Mahir Durakoğlu idi. Kendisine teşekkürlerimi sunarım.
Yazdıklarım, bir derginin etrafında yaşanan ve 12 Eylül 1980 öncesi Türkiye’sinden bir kesimin de hayat hikâyesini oluşturmaktadır. Maksadım kimseyi yüceltmek veya yermek değildir. Dünün
olaylarını bugünün düşüncesiyle veya bugünkü duygu ve düşüncelerle dünü anlatmak da değildir. Okuyucuların sıkılmadan geçmişe bir yolculuk yapmaları ve aziz Türk milletinin bir daha o günleri yaşamaması dilekleriyle ve saygı ile arz olunur.”
23.05.2021-Ankara.

***
Osman Çakır’ın kitabının sonuna koyduğu not çok anlamlıdır:
“Elbet Bir Gün Tarih Sizi Alkışlar”
1969-1979 yılları arasında on yıl boyunca Türk milliyetçiliği hareketinin bayraktarlığını yapan bu gazetenin mutfağından yüzlerce insan, sayfalarından ise binlerce kişi geçmiştir. Binlerce kişi gazete sayfalarından ve satırlarından aldıkları ülkü ateşini, Anadolu’nun en ücra köşesine götürmüşler, binler milyonlar olmuş, her birisi destan yazan isimsiz birer kahraman olmuşlardır.
Gazeteyi çıkartanlara gelince onlara da Atsız’ın şu mısrası ile seslenelim “Elbet bir gün tarih sizi alkışlar.”
Kalanlara, sağlık ve selamet; ölenlerimize, Allah’tan rahmet dileği ile. Tanrı, Türk’ü Korusun ve Yüceltsin.

***

EKSİK KALANLAR
Lise yıllarımda okuduğum ilk milliyetçi dergilerden olduğu için dönemin bütün ülkücüleri gibi hafızamda müstesna bir yer edinen DEVLET anlatılırken bazı hususların eksik kaldığını düşünüyorum. Bu hususların sonraki baskılarda giderilmesi eserin daha sağlam bir referans olmasıan hizmet edecektir.

-Esir Türkler Haftası’nın başlatılması ve DEVLET’in bu konudaki hizmeti,
-Mustafa Abdulcemil Kırımoğlu’nun mücadelesi ve “ölüm haberi”nin yansımaları,
-1969-1973-1977 seçim kampanyalarının ve sonuçlarının DEVLET mutfağında ve yazarları arasında nasıl değerlendirildiği, özellikle 1977 seçimlerinde teşekkül eden MHP parlamento grubunun nasıl karşılandığı ve bu grubun 12 Eylül sonrası tavırlarının analizi,
-Milliyetçi Cephe Hükümeti’nin ülkücü yayın organlarına organik faydası olup olmadığı,
-1978’den itibaren Tırmanan Terörün DEVLET tarafından nasıl değerlendirildiği…
-Genel bir eksiklik olarak yazarın bir “vakanüvis” gibi davrandığı ve 50 yıl sonra yaşanılan süreci yazarın nasıl değerlendirdiğine dair yorumlamanın zayıf kalması.

***
ALINTILAR:

DEVLET dergisinin Nisan 1969 ayında basılan ilk sayısında yayınlanan “Devletten Millete” ve Milletten Devlet’e başlıklı duyurular dikkat çekicidir. Özellikle “Devletten Millete” bildirisinin içerdiği bir uyarı önemlidir:

Sevgili Okuyucular,
Yeni bir denemeye başlıyoruz. Dileğimiz ve ümidimiz, sonumuzun bizden öncekilere benzememesidir.
Her hafta huzurunuza çıkacağız. Adımız DEVLET… Yolumuz milliyetçilik, rehberimiz ilim ve fikir, tarzımız siyasettir.
Niçin DEVLET? Önce tarih boyunca Türklüğün yaşama gücünü ve üstün vasıflarını en iyi şekilde belirten yüce mefhum olduğu için, Milletin henüz tamamen yıkılmamış köklü bir geleneğe bağlılığını ifade ettiği için. Sonra, Milliyet, Vatan, Cumhuriyet, Hürriyet gibi isimlerin, bu kelimelerin gerçek mânalarına yabancı, hattâ düşman yayın vasıtaları tarafından benimsenmemesine
karşılık, DEVLET’in başına böyle bir felâket gelmediği için..
Yolumuz Milliyetçiliktir. Yurt içinde ve dışındaki bütün faaliyetleri Türk milletine hizmet açısından değerlendirmeğe çalışacağız. İnsanların değerini ve davranışlarının faydasını elbetteki yalnız içtimaî manada milliyetçiliğimizin İcaplarına uygunluk nisbetleri ile ölçeceğiz. Olaylara dünya hakimiyeti uğrunda çalışan blokların gözü ile değil, Türk gibi bakacağız. Yabancı çıkarların propaganda oltalarına takılan şaşkın balıklara benzemekten kaçınacak, öz dünyamızın sesini duyurmak için uğraşacağız.
Doğruluğuna inanmadığımız bir şeyi hoşumuza gitse bile yazmayacağız. Beğenmediğimiz fikirlerin karşısına yanlışlıklarını ortaya koyacak delillerle çıkacağız. Sövmenin ve iftira etmenin de bir mücadele yolu olabileceği görüşüne asla itibar etmeyeceğiz. Basınımıza, Türk’ün asaletine yakışacak terbiyeli bir havanın hâkim olması gerektiğine inanıyoruz.
Memleketimizin davaları dar kalıplardan ayrılmayan taassup ifadesi reçetelerle değil, ilmin icaplarına uyulmakla çözülecektir. Safsata bataklığında çırpınanlar milletimizi selamete ulaştıracak imkânları tüketmekle vakit harcamaktadırlar. DEVLET, mütemadiyen çalkalanan bir memleketde suların durulmasına, kurtla kuzunun seçilmesine hizmet edecektir. Milletimizin dertleri ehliyetimiz nisbetinde. ama tam bir samimiyetle ortaya konacaktır.
Siyaset konusu, ilim ve sanatın ihmal edilmemesi şartı ile, dergimizin ağırlığını taşıyacaktır. Ancak, siyasetin gittikçe alışılan kötü manasından uzak duracağız.
Hükümlerimizi vermeden önce. ilmin rehberliğini daima hatırlayacağız.
Siyasî bir partinin malı değiliz. Partiler ve siyasetçiler, milliyetçiliğe yakınlıkları ölçüsünde, bize yakın olurlar. Sırası gelmişken, şu ciheti de açıkça belirtmek isteriz: Milliyetçiliklerine inandığımız kimseler, aykırı bir tutumlarını görmediğimiz müddetçe, hangi partiye mensup olurlarsa olsunlar, müttefikimiz sayılacaklardır. Ama siyasi partilerimizden bazılarının, yapıları yönünden milliyetçi düşüncesinin yaşamasına imkân vermediklerini de bilmekteyiz..
Yayınımızın ana hedeflerinden biri de, siyasetçilerin yatırımına çok müsait bir saha gibi görüldüğü için hemen herkesin sahip çıktığı milliyetçiliği yozlaşmaktan korumak, sahtesi ile gerçeğini ayırmaktır. Milletimiz bilhassa memleketin meselelerine çözüm yolu arayanla öylesine koyu bir safsata karanlığı ve propaganda bombardımanı altındadırlar ki, önlerinin mutlaka aydınlatılması gerekir.
DEVLET’i çıkaranlar, yapmak istedikleri ile yapabilme imkânları arasındaki dengesizliği, milletimize besledikleri sevginin büyüklüğüne sığınarak gidermek azmindedirler.
DEVLET hepinizindir. Yaşamasını faydalı bulursanız yardımlarınızı esirgemeyiniz.
DEVLET (Yazının altında imza yoktur. Ancak İbrahim Metin veya Sadi Somuncuoğlu tarafından yazıldığını tahmin ediyorum.)

***

Milletten Devlet’e
Sevgili okuyucularımız,
Milletten Devlet’e başlığını taşıyan bu sütunda siz kıymetli okuyucularımızın değerli fikirlerini, bize ışık tutacak tavsiyelerini, Devlet yolu ile geniş bir okuyucu kitlesi iletilmesini istediğiniz memleket meselelerini yazarlarımızın görüşlerini eleştiren mektuplarınızı neşretmek istiyoruz.
Biz, katiyen inanıyoruz ki: milletimizin her ferdi bir cevherdir. Türk milliyetçiliğine hizmet etmek için çıkan Devlet, bu aslî cevherlerin de, kendi ile birlikte bu ülkeye katkıda bulunacaklara kucağını açmayı şeref saymaktadır. Türk milletinin geleceğini omuzlarında taşıyacak olan gençlik, bilhassa üniversiteli gençlik, kendi nesline aktarılan aslî kültürümüzle, yaşadıkları çağın getirdiği ve özüne aykırı düşmeyen, Türk milletinin kalkınmasında kullanabilecekleri yenilikleri nasıl bağdaştırabileceklerini bu sütunlarımızda rahatlıkla münakaşa edebileceklerdir. Ancak, Devlet benimsediği ve uğrunda mücadeleye giriştiği ülküsüne aykırı düşecek muhtevaya sahip yazılara yer vermiyeceğini şimdiden beyan etmeyi faydalı saymaktadır.
Okuyunuz
Size ait bir sütunu doldurmuş olduğumuz için özür diler, göndereceğiniz yazılarınızı beklerken,
Devlet’in bütün milletimize hayırlı olmasını temenni ederiz.

***

DEVLET dergisinin Mayıs 1978 ayında Yeni Dönem II/1 sayısında Osman Çakır’ın imzasız olarak yayınladığı  ” Sunuş Yazısı”

10. YIL VE YENİ BİR DÖNEM

Muhterem Okuyucularımız,

Türk Milliyetçiliği tarihini inceleyenler, pek çok derginin çıktığım ve belli bir süre sonra «İmkânsızlıklardan dolayı okuyucularından özür dileyerek» yayın hayatına son verdiklerini görmüşlerdir. DEVLET; yayın hayatına başlarken Ömrünün «Diğer milliyetçi dergilere benzememesini» dileyerek çıkmıştı. Geçen on yıl Türk Milliyetçiliği tarihinde bir gerçeği ortaya çıkarmıştır. Fedakâr, idealist bir grubun her türlü dedi kodu ve engellere aldırmadan çok şeyler yapabileceğini ortaya koymuştur. 10 yıl boyunca DEVLETİ çıkartanlar da çok çeşitli “imkansızlıklarla” karşılaşmışlardır. Bütün bunlar karşısında yılmayan ve «imkân» doğurarak çalışanlar TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ TARİHİNDE İLK DEFA BİR DERGİYİ ON YIL YAŞATMIŞLARDIR.

YEPYENİ VE PIRIL PIRIL BİR DEVLET

Şimdi Devlet 10. yılında yeni bir şekil ve muhteva ile aylık olarak karşınızda. Türk Milletinin belini büken zam furyası basını da tesiri altına almış, Devlet’in yayın hayatına devâmında büyük ölçüde tesir etmiştir. Milliyetçilik doğrultusunda günlük gazetelerin yokluğu veya tesir sahasının azlığı sebebiyle. Devlet bugüne kadar 10 yıllık yayın hayatında günlük hadiseleri okuyucuya aktarmayı şiar edinmiş, meselelerin haftalık yorumunu sizlere iletmişti. Milliyetçi camiada günlük gazetelerin çoğalması ve olayların hızlı seyri bizleri bu 10 yıllık gelenekten biraz uzaklaşmaya zorlamaktadır. Yeni bir ekibin dinamizminin de ilavesiyle gazetemiz bundan böyle Aktüalite-Fikir ve Yorum dergisi olarak çıkacaktır.

Derginin aylık olarak yayın hayatına devam edeceğini duyan vefakâr okuyucularımızdan üzüntülerini belirten ve teşvik edici mektuplar aldık. Bu güne kadar okuyucumuzdan aldığımızı okuyucumuza vermeyi prensip edinmiştik. Okuyucularımızın taleplerine kulak tıkamamız imkânsızdı. Bütün bu şartlar bizleri yeni bir atılımın içine sürükledi. Sayfalarımızı tetkik ettiğinizde göreceğiniz gibi DEVLET şimdi yeni bir şekil-muhteva ile, geniş bir yazar kadrosuyla yayın hayatına devam edecektir. Yeni atılıma geçerken umduğumuzun üstünde bir ilgiyle karşılaştık. Devlet’in geçmiş hizmetini bilenler meseleye bizden daha fazla sahip çıktılar.

GENİŞ BİR YAZAR KADROSU

Dergimizin kadrosunda milliyetçi camianın yakından tanıdığı pek çok kıymetli yazar var. Her gün yazılarını zevkle okuduğumuz değerli yazarlar bundan böyle ayda bir Devlet’te sizlerle beraber olacaklar. AHMET KABAKLI. ERGUN GÖZE, NURİ GÜRGÜR, İLTERİŞ METİN. AHMET RİFAT. SADİ SOMUNCUOGLU, NEVZAT KÖSOGLU. HASAN KAYIHAN. AYVAZ GÖKDEMİR, MEHMET ÖZKAN. M. ANIL CELİLOGLU. AYHAN TUĞCUGİL ile Üniversitemizin değerli ilim adamları Doç. Dr. EROL GÜNGÖR. Doç. Dr. NECMETTİN HACIEMİNOCLU, Doç. Dr. AHMET NURİ YÜKSEL, Doç. Dr. TEVTİK ERTÜZÜN, Dr. CELAL ER, Dr. ORHAN KAVUNCU, Dr. RASİH DEMİRCİ, Dr. SÜHA DÜNDAR ve birçok genç kalem sizler için yazacaklar.

Muhterem Okuyucularımız,

10. yıla sizlerin desteği ile girdik. Bundan sonra kısmet olursa yayınımıza yine sizlerin desteği ile devam edeceğiz. Derginize göstereceğiniz itina ve yapıcı tenkitler bizlere güç verecektir. Bayilerden dergilerin takibi yeni abonelerin kaydı ve bulunduğunuz mahalde derginin toplu satışlarına yardımlarınız bizlere en büyük destek olacaktır.

10 yıl süre ile gazetemizin yayın hayatına devamında ve yaşamasında büyük emeği geçen İBRAHİM METİN’e. gazetemizin kurucularından HALİL ÖZYILDIZ’a eski neşriyat müdürümüz SADİ SOMUNCUOĞLU’na ve bunlara yardımcı genç arkadaşlarımıza sonsuz minnetlerimizi sunar, Yeni devre ile birlikte Cenab-ı Hak’tan bize güç ve kuvvet vermesini niyaz eder, cümlenize saygılar sunarız.

KAYNAK: DEVLET DERGİSİ (Osman Çakır) / Yeni Dönem II/1 Sunuş Yazısı / Mayıs 1978

***

SONA DOĞRU: YARIM BİR VEDA

Bu Sayıdan  İtibaren Devlet Aylık Oluyor
1969 Yılı Nisan’ının ilk haftasından bu yana her haftanın Pazartesi günleri sizlerle başbaşa olan DEVLET bundan böyle -maalesef elimizde olmayan sebeplerle- her ayın ilk Pazartesi günleri huzurunuzda olacaktır.
Gerçi 10. yılına giren bu dönem zarfında bir takım mali krizler sonucu kısa bir müddet 15 günlük çıktığı da olmuştu.
İnşaallah bu kriz devresinin de kısa sürmesi ve çok daha güçlü olarak yine her hafta sizlere hak bildiği davanın sesini duyurabilmesi en samimi dileğimizdir.
İnşaallah DEVLET’in bu gerilemesi. iktisattaki «Kötü para, iyi parayı kovar» kaidesinin bir tezahürü değildir de onun aksi bir gelişmenin sonucudur.
Ancak sizlere ayda bir defa sesini duyurabileceği bu dönemde DEVLET, mümkün mertebe günlük politikanın dışına sayıdan sayıya çıkmaya gayret
edecek, gerek yazarlar dünyasına DEVLET’in kazandırmış olduğu, tanıdığınız ve beğendiğiniz imzalarla; gerekse daha önceden beri Türk milliyetçiliği
fikrini savunan kalemlerle huzurunuzda olacaktır.
Bu geride bıraktığımız 9 yılın muhasebesini, Milliyetçi Hareket’in nereden başlayıp nereye geldiğini ve bu gelişteki DEVLET’in katkısını siz vefakâr
okuyucularımızın takdirine bırakıyoruz.
Ve elbette inanıyoruz ki, Milliyetçi Hareket’in mensupları, İstihbarat teşkilâtlarında uygulandığı bilinen «Limon Politikası» m uygulamıyor. Artık
Çıkacak suyu kalmadı düşüncesiyle DEVLET’i de çöp kutusuna atmıyor.
Bu inançla ve DEVLET’in 10-cu yılında 2 Nisan 1978 günü buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.
DEVLET
Sayı: 435, 6 Mart 1978, s.2

***

“DEVLET”İN SON VEDA MEKTUBU

***
OSMAN ÇAKIR:
1951 yılında Ankara’nın Çamlıdere ilçesi Bayındır köyünde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da ve yine yüksekokul öğrenimini 1976 yılında, Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nde tamamladı.

Toprak Reformu Müsteşarlığı ve TRT Genel Müdürlüğünde çalıştı. 1981 yılı Temmuz ayında, TRT Trabzon Radyosu’ndaki prodüktörlük görevinden ayrılarak serbest çalışma hayatına atıldı. 1981-1996 yılları arasında, Ankara Siteler ’de orman ürünleri satıcılığı ve mobilyacılık yaptı. 1996 yılından 2006 yılına kadar da erkek hazır giyim sektöründe çalıştı. 2006 yılında iş hayatına son vererek kendi ifadesi ile emekli oldu.
1967 yılında, Türk Ocakları gençlik kollarında başladığı milliyetçilik çalışmalarına Genç Ülkücüler Teşkilatı’nda devam etti. 1972-1973 yılları arasında Türk Ülkücüler Teşkilatı’nın Ankara şubesi başkanlığını yaptı.
1970-1979 yılları arasında haftalık yayımlanmakta olan Devlet gazetesinin idari işler müdürlüğü görevlerinde bulundu ve yine bu dönem içerisinde Töre-Devlet-Bozkurt dergilerinde yazıları yayımlandı. Bu dergilerin yayın hayatına devamında gayretleri oldu. Töre-Devlet Yayınevi’nin kitap neşriyatı çalışmalarına katıldı.
Ülkücü Memurlar Derneği Eğitim Sekreterliği faaliyetlerine ve Ülküm gazetesinin de yayınına katkıda bulundu. Burada da yazıları yayımlandı.
1986’dan sonra yeniden faaliyete geçen Türk Ocakları Ankara şubesinde ilk dönem görev aldı. Türk Ocakları yayın organı Türk Yurdu dergisinin Ankara’da yeniden yayına geçişinde (1989), derginin kuruluş organizasyonunu ve yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Bu görevini aralıklarla 10 yıl sürdürdü.
Nevzat Kösoğlu ile Söyleşi-Hatıralar yahut Bir Vatan Kurtarma Hikâyesi, (Ötüken Neşriyat.)
İdris Yamantürk-Bir Cumhuriyet Çocuğunun Hayat Hikâyesi-Türk Milletine Borcumuz Var, (Ötüken Neşriyat.)
Emin Erdoğan-Yaşadıklarımın bir kısmı BİLİNSİN İSTEDİM, (Turkuvaz Yayınevi.) adlı üç kitabı bulunmaktadır.
Yazar evli ve üç çocuk babasıdır.

İletişim: osmancakir51@hotmail.com
_______________________
NOT: Yazarına da ilettiğim gibi yüzlerce ismin yer aldığı kitapta bir “isimler dizini” olmayışı büyük eksiklik. Tarihî öneme sahip olan ve birçok akademik çalışmaya kaynaklık edeceği kesin olan döne döne okunacak bir kitap için olmaması gereken bu ihmalin sonraki baskıda mutlaka giderilmesi gerekir.

İNTERNETTEN Kitabı edinmek için:

https://www.otuken.com.tr/adi-devlet-olsunotuken.com.tr