Asena Kınacı MORAL: Bir Kutlu Şehir

ANKARA

Asena Kınacı Moral

Başkentler hem devletler hem de milletler için önemlidir, kıymetlidir. Dünyada tüm devletlerin başkent olarak seçtiği şehirler kültür ve medeniyet açısından, iklim şartları yönünden, doğal güzellik bakımından diğer şehirlerden hep farklıdır. Başkentlerin bu farklılığı da insanları ve toplumları daima etkileyerek başkentlerin güzellik ve cazibe merkezi haline gelmesine neden olmuştur.

Kutlu Ötüken Ormanı, Buhara, Kaşgar, Nişabur, Rey, İsfahan, İznik, Konya, Türklerin kurduğu devletlerin başkentlerinden bazılarıdır. Bu kadim başkent şehirler Türk mührünün vurulduğu birer kültür ve medeniyet incisidir. Türk devletlerine tarih boyunca başkentlik yapmış bu şehirler göz kamaştırıcı medeniyet zenginliğiyle hem insanlık için hem Türk milleti için hazinedir, kıymetlidir.

Bursa,  Edirne, İstanbul sırasıyla Osmanlı Devletine başkentlik yaparken Osmanlı medeniyetini ve yaşantısını da bu şehirler, ruhuyla tarihe armağan etmiştir. Kadim başkent şehirler olarak Bursa, Edirne, İstanbul maddi zenginlikleri ile birlikte manevi zenginlikleriyle de Türk milletinin gönlünde ayrı bir yerdedir. Herkesin her zaman en çok gezmek görmek istediği bu şehirler artık başkent olmasalar bile milletimiz için de yabancılar için de güzelliğini, özelliğini ve kıymetini hiç yitirmemiştir.

Orhan Gazi Bursa’yı fethettiğinde babası Osman Gazi’ye verdiği müjdeli bu güzel hediye ile birlikte yıllar sonra doğacak torunlarına da kadim bir şehri emanet bırakmıştı. Bu nedenle Bursa, her adımda tarih kokan güzellikleriyle göz kamaştırırken Osman Gazi’nin vasiyeti hatırlanmakta ve bu vasiyete sahip çıkan bir evlat olan Orhan Gazi ile anılmaktadır. Edirne şehri Murat Hüdavendigar tarafından fethedilerek Bursa’dan sonra Osmanlı Devleti’nin başkenti olmuştu. Edirne’nin Türkler tarafından fethi ile birlikte başkent olması da tarihin yönünü değiştiren olaylardandı. Edirne’nin fethi ve başkent olması ile Türkler batıya doğru hiç kapanmayacak kutlu bir kapı açmıştı. Sevgili Peygamberimizin fethini müjdelediği İstanbul ise Fatih Sultan Mehmet tarafından Türk milletine ve İslam dünyasına kadim başkent şehir olarak hediye edildiğinde şiirler, şarkılar İstanbul’u söyledi, tarih İstanbul ile birlikte Türkleri yazdı.

Birinci Dünya Savaşı sonunda dünya devletleri ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan Mondros Mütarekesi ile Türk toprakları-vatanımız- yabancı milletler tarafından paylaşılarak işgale uğradı. Yeniden dirilişin adı olan Milli Mücadele’nin önderi Mustafa Kemal, Samsun, Amasya, Erzurum, Sivas illerindeki çalışmalarından ve toplantılarından sonra Kayseri üzerinden zor şartlarda bir kış günü Ankara’ya geldi. Yürünen yolların, verilen mücadelenin sonunda varılan, milli mücadelenin sevk ve idare merkezi olan Ankara, Türk milletinin umudu, ışığı olan şehirdi.

19 Mayıs 1919 da İstanbul’dan Samsun’a gelen Mustafa Kemal, yaklaşık yedi ay gibi bir süre Anadolu’yu adım adım gezerek, dolaşarak çalışmıştı, milletiyle konuşmuştu, ak sakallara danışmıştı. Bu meşakkatli uzun yolculuk sonrasında Ankara’ya ulaşan Mustafa Kemal, Dikmen sırtlarında Ankaralıların sevgi seliyle karşılandı. Milli Mücadele ruhuna inanmış Ankaralılar Mustafa Kemal’i iman dolu yüreklerinden Allah’a açılan elleriyle ettikleri dualarla o kara ve umutsuz günlerde toy ile düğün ile karşılayarak bağırlarına bastı. Ankara o günden sonra Milli Mücadele’nin hem siyasi hem de askeri karargâhı oldu. Milli Mücadele sırasında tarihe yön veren olaylar Ankara’da gelişti. Türk Milletinin zaferler kazandığı savaşlar Ankara’dan yönetildi. Düşmanı denize dökmeye kadar varan bu varlık-yokluk mücadelesinin önemli kararları Ankara’da alındı. Ata’mızın ve yol arkadaşlarının uykusuz geceleri Ankara’da geçirildi. İstiklal Destanı hem kâğıda hem tarihe Ankara’da yazıldı.

27 Aralık 1920 de Atatürk Ankara’ya geldiğinde Anadolu topraklarında Türk milleti doğu-batı, kuzey-güney, her bölgesinde varlık-yokluk savaşı veriyordu. Mustafa Kemal’in  vatanı düşman işgalinden kurtarmak için çıktığı kutlu yolların sonunda uğradığı bu sade ve öksüz şehir Türk milleti için yalnızca düşmana karşı korunaklı bir karargâh olmakla kalmamış, Milli Mücadele’nin de kalbi oluvermişti.

Milli mücadele sonunda Türk milleti büyük bir zafer kazandı. Tarihe yön vermiş Türk milleti Mustafa Kemal önderliğinde bağımsızlık mücadelesi vermiş, derlenmiş, toparlanmış, ve sonunda da bu bağımsızlık mücadelesini kazanmıştı. Yeni kurulan Türkiye Devleti ile Türk milleti dimdik ayaktaydı.

Cumhuriyet’in ilan edilmesinden kısa süre önce 6 Ekim’de İstanbul da düşmanlardan kurtarıldı. Atatürk 13 Ekim 1923’te Ankara’yı başkent seçerek Ankara’ya olan sevgisini gösterdi. Ankara’nın, Ankaralıların ve Türk Milletinin ona inancı onun Ankara’ya vefası ile taçlandı.

13 Ekim 1923’ten bu yana Türk milletinin kalbi Anadolu’nun da kalbi olan Ankara’da atıyor. Ankara yeni Türkiye devletinin, cumhuriyetin ruhunu taşıyan ve yansıtan şehir olarak Türk Dünyası başkentlerinin incisi olarak ay-yıldızlı al bayrağı gururla göklerinde dalgalandırıyor. Kadim Türk şehri Selanik’te doğan ve Tuna kıyılarında türküler söyleyerek büyüyen Ata’mızı bağrında şefkatle sararak uyutan Ankara şehri Türk milletinin sevgisine ilelebet mazhar olacaktır. Kutlu Ötüken’den Ankara’ya gelene kadar şanlı bir tarih yazan Türk milletinin kutlu devleti ve başkenti ilelebet payidar olsun.

13 Ekim Ankara’nın başkent oluşu kutlu olsun.