H. Nihal ATSIZ: Unutmayacağız!..

UNUTMAYACAĞIZ !..

Hüseyin Nihal ATSIZ

Bizim gibi düşünmeyenlerin fikirlerine, kanaatlarına saygı gösteririz. Fakat samimi olmaları şartıyla. Büyük ülküleri, millî dâvâları günlük ve aşağılık siyaset oyunlarına karıştıranların kanaati, saygıya lâyık değildir. Çünkü bu kanaat, esasen kanaat değildir. Duygunun, düşüncenin, vicdanın mahsulü değildir. Bu, çıkarların emrinde olanların, emirle veya telkinle ortaya attıkları bir iddiadır. Bugün, efendisinin buyruğu ile bunu söyleyen adam, yarın o iddianın tam tersini söylemekten de çekinmez.

Çünkü onun için mühim olan şey fikir veya ülkü değildir. Millî menfaat veya yurt sevgisi ise hiç değildir. Onun için önemli olan yalnız kendi çıkan, rahatı, zevkidir. Lüks apartman, bol para, otomobil, konfor ve daha diğer şeyler. ancak efendinin emrini yapmakla sağlanmaktadır. O halde yapılacak şey. yukarının isteğini sezerek ona göre konuşmak, ona göre yazmaktır.

Biz Türkçüler (tabii gerçek ve samimi Türkçülerden söz ediyorum), kanaatlarını apaçık söylediğimiz için bazılarına sevimsiz görünüyoruz. Biz siyaset yapmıyoruz. Çünkü bizim dâvâmız, bugünün sandalya dâvâsı değildir. Onun için herkese sevimli görünmeye mecburiyet duymuyoruz. Bizim dâvâmız, yüzyıllara bakan bir dâvâdır. Bütün Türk’lerin dâvâsıdır. O kadar inanmış kimseleriz ki, daha bir yere toplanıp da dâvâmızın prensiplerini kâğıt üstünde enine, boyuna tesbit edecek, anlayış ayrılıklarımızı ortadan kaldıracak bir teşebbüste bile bulunamadık.

Biz, ülkünün ardında yürürken, kendimizi güçlü duyuyoruz. Ancak, inanmış insanların büyük işler yapacağını biliyoruz. Millî gücümüzü küçümsemiyoruz. Çarpışacağımız engellerin sarplığından haberliyiz. Sarp engelle, katı düşmanla çarpışmak hoşumuza gidiyor. Büyük ataların neslinden geldiğimiz için büyük işler yapabileceğimizi biliyor, şanlı geçmişi yeniden diriltmek istiyoruz.

Biz. boş hayaller ardında değiliz. Geçmişte gerçek olan şeylerin yeniden gerçek olmasını istiyoruz. Hastalıklardan korunmuş, nüfusu çoğalmış, ahlâkı yükselmiş, sanayii ilerlemiş bir Türkiye istiyoruz. Sınır dışındaki soydaşlarımızı kurtarmak yollarını arıyoruz.
Onları kurtarırken Türkiye’yi batırmak gayretlisi değiliz. Bize bu budalaca isnadı yapanlar, kendilerininkinden üstün akıl bulunmadığını sanan zavallılardır.

Fransızlar elli yıl Alsas-Loren’i sayıkladılar. Hem do halkının çoğu Alman olduğu halde.. Biz, niçin kendi Alsas-Loren’lerimizi istemeyelim? Yirmi yüzyıl tutsak yaşayan Yahudiler Filistin dâvâsını hiç unutmamışken, Bulgarlar bir kere işgal ettikleri Trakya’yı isterken, Moskoflar Kars’tan ve Ardahan’dan söz ederken, biz niçin eski yerlerimizi istemeyelim?

Daha dün bizim olan yerleri, yabana bir kişi gibi dolaşan Falih Rıfkı Atay’ın “Rumeli’yi  Unutalım” diye yazdığı yazıyı, niçin, okuma kitaplarına geçirerek, yıllar boyu, ortaokul çocuklarımıza okuttuk? Millî Mücadele’yi kaybedip İzmir’i ve Trakya’yı elden çıkarsaydık, o zaman da oraları unutalım mı diyecektik?

Gerçekleri olduğu gibi görelim: Millî ülküler saldırıcıdır. Başka milletler 1le dostluk yapacağız diye Türk milleti uyuşturulamaz. Uyuşturulmamalıdır. Dostluklar milletlerden çok, dışişleri bakanları arasındadır. Bulgar dışişleri bakanı dostumuzdur! Fakat Bulgar maarif bakanı en büyük düşmanımızdır. Onun içindir ki, Bulgar okullarında çocuklara Türk düşmanlığı aşılanır.

Biz, askerlerimize bile “barış türküleri” (!) söyletirken, Bulgarlar Çarlgrad marşını okuyor; dostumuz (!) Yunanistan aleyhimizde propaganda kartpostalları yayımlıyor. Moskof radyoları Türklüğe, Türk devlet başkanlarına ve hükümetlerine hakaretler yağdırıyordu.

Millî Ülkü’yü. dış siyasete uydurmak gafleti, bu milleti yıllarca ülküsüz bıraktı. Millet nereye gideceğini bilemedi. Ülküsüz bırakıldığı için de, birçokları komünizmi ve diğer Türklük düşmanı aşağılık akımları ülkü diye benimsediler.

Fabrika kurmak, bataklık kurutmak, okul açmak.. Bunlar bir millet için ülkü olamaz. Bunlar bir İnsanın hava olması, su içmesi, yemek yemesi gibidir. Ülkü ise bir milletin, harekete getirici düşüncesi, uğrunda seve seve kan dökeceği fikirdir. Milletler için en büyük ülkü ’büyüklük düşüncesi’dir. Bunun baş prensibi de tarihi miraslara hak iddia etmektir. Rumeli’yi unutmak demek küçülelim küçüklüğü kabul edelim, uyuşuklaşalım, miskinleşelim demektir.

Hayır! Rumeli’yi unutmayacağız. Hiçbir yeri unutmayacağız. Turgud Reisin mezarı olan Trablus’u, kahraman Türk kadınlarına ve kızlarına mezar olan Rodos’u unutmayacağız. Azerbaycan’ı, Kırım’ı, Türkistan’ı, Kafkasya’yı, Altayları, Ural’ları, İdil’leri de unutmayacağız. Millî miras Cibali imamının terekesi değildir. Onu Falih Rıfkı veremez. Onu kimse veremez.

Milâttan önce 200 da Motun Yabgu’nun dediği gibi, millete ait olan, ataların mezarlarını saklayan toprak, yani vatan, verilemez. Vermeyeceğiz. Unutmayacağız.. Ölürken, gözlerimizde parlayacak son ışık, millî mirasın hayali olacaktır.

***

YUNUS BUĞRA YILMAZ ARŞİVİNDEN

ÖTÜKEN
AYLIK TÜRKÇÜ DERGİ
KURULUŞ TARİHİ: OCAK 1964
SAYI:110
SAHİBİ: ATSIZ

SORUMLU MÜDÜR: MUSTAFA KAYABEK
SAYMAN: İZZET YOLALAN
KAPAK: RAFET KÖRÜKLÜ
TARİH: ŞUBAT 1973
YAYIN YERİ: İSTANBUL