ÜÇÜNCÜ YOL / Alparslan TÜRKEŞ

ÜÇÜNCÜ YOL  / ALPARSLAN TÜRKEŞ

Bu yazı nasıl yazıldı?
Bir gün, İstanbul parti merkezinde, Türkeş ile oturuyorduk. Dışarıda bir sekreter kızcağız var. Başka kimse yok. İl başkanı merhum Bahattin Erman kendi iş yerinde, ancak geç vakit gelebiliyor.
Türkeş: “Karabacak, gel boş durmayalım, bir yazı hazırlayalım.” dedi. İl başkanının odasında, gidip gelerek, o zaman büyük yankı uyandıran “ÜÇÜNCÜ YOL” başlıklı yazıyı o söyledi, ben kaleme aldım. (…)
Odanın içinde daha hızlı gidip gelerek yazıyı tamamladı. Başlık olarak, “Yolumuz”, veya “Üçüncü Yol” olarak, hangisini beğenirsen onu koy, dedi. Ben, “Üçüncü Yol”u tercih ettim.
KAYNAK: Ahmet B. Karabacak, Üç Hilâl’in Hikâyesi, s.27-28.

***
Üçüncü Yol

Alparslan TÜRKEŞ

Türk Milleti yeni bir yolun yolcusu, yeni bir kaderin sahibi olmak durumundadır. Bu yol Türkiye’yi ilimde, ahlâkta, teknik ve sanayide yeryüzünün en ileri ülkesi yapmak isteyenlerin yolu olacaktır. En az ikiyüz yıldan beri süregelmiş olan soysuzlaşma, millî benliğinden koparak başkalarına sığıntı olmak, yabancıları taklit etmek, batının sefahat ve kaba dış görünüşüne özenmek, başka diyarların gerçeklerinden doğmuş sistemleri kopya etmeğe kalkışmak gibi hareketler ezilip, bir daha hortlamamak üzere yok edilecektir.

Biz, eskicilerin döküntülerini kapışan, başkalarının sırtından çıkardığı elbiseleri giyerek efendiliğe kalkışan, arsız aydın tipini, Türk Milletinin baş düşmanı saymaktayız. Geceyi gündüze katarak emek harcayarak, ter dökerek kendi düşünce eserlerini meydana getirecek ve Türk Milletini kökünden koparmadan, ilimde, sanatta kanatlandırıp, çağlar üzerinden uçuracak gerçek aydınlara muhtaç bulunmak-tayız. Tarihin seyri içinde Türk Milletinin kudretli ve muhteşem bir yaşantısı vardır. Bugünkü düşkün durumundan çekip çıkarmak, iyiye doğru hızla yöneltmek gerekir.

Bunun için sadist İslâv marksizmini kopya etmeğe veya soğuk Anglo-Sakson kapitalizmine sarılmağa lüzum yoktur. Bize başka bir yol, bir Üçüncü Yol gerekmektedir. Bu üçüncü yol, dünya proletaryası diktatöryasını kurma düşüncesine bir tekme vurup, tüm olarak Türk Milletinin güçlendirilmesini amaç edinen bir millî ülkü olmalıdır. Materyalist, sömürücü kapitalizmi yıkarak, toplumsal adaleti ve Türk Milletinin toplum olarak bir hızda kalkınmasını sağlayacak yüzde yüz yerli, yüzde yüz millî bir doktrin olmalıdır. Bu doktrinin ruhu: ”Her şey Türk Milleti için, Türk’e doğru ve Türk’e göre” ilkeleri olmalıdır.

Bugün milletin ileriye yürütülmesinde karşılaşılan büyük güçlük, aydın geçinen zümrenin çoğunda görülen çıkarcılık ve bozgunculuktur. Fakat toplumların karanlıkları yırtmasını sağlayan cesur, inançlı insanların her yerde bulunabilmesi, geleceğimiz hakkında ümit vericidir.

Ben, üçüncü yolu açmış bulunuyorum. Türkiye’yi kurtaracak olan yeni yolu işaret ediyorum. Dokuz Işık bayrağını her çeşit fırtınaya karşı açmış, dalgalandırıyorum. Şimdi bu bayrağın altına, Türk Milleti için hiçbir çıkar düşünmeden çalışacak, ter dökecek ülkücüleri çağırıyorum. Milleti için, devleti için, ülküsü için asla almayı düşünmeden, daima vermeği ve her şeyini vermeği göze alan fazilet savaşçılarını çağırıyorum. Şöhret, şan duygusuna esir olmadan ve hiçbir şeyden korkmadan, feragatle mücadele edecek savaşçıları çağırıyorum. Türk Milletini ilmin önderliğinde yeni ufuklara doğru uçurmak için ayağa kalkmağa çağırıyorum.(*)

(*) Millî Hareket Dergisi Sayı :24, 20.07.1969