ÜÇ AYLAR…

ÜÇ AYLAR ve RECEB AYI

(11 MAYIS 2013/1 RECEP 1434)

Muharrem GÜNAY

Halk arasında üç aylar olarak bilinen, Recep, Şaban ve Ramazan ayları, Rahman, Rahim ve keremi bol olan Rabbimizin biz Müslümanlara ikram ettiği pek bereketli ve feyizli bir zaman dilimidir. Bu mana mevsiminin dinimizde bil hasa biz Türkler arasında apayrı bir yeri vardır.
Nasıl ki insanlar içinde farklı insanlar, mekânlar içerisinde farklı mekânlar varsa zamanlar içerisinde de farklı zamanlar vardır. Cuma günü Müminlerin haftalık bayramıdır. Geceler içinde kadir gecesi 364 günden, aylar içinde Üç Aylar diğer aylardan, Üç Aylar içerisinde de Ramazan ayı diğer iki aydan daha hayırlıdır. Sevgili kardeşlerim farklı mekânlar ve farklı zamanlar farklı insan, farklı Müslüman olmak içindir. Bunun şuurunda ve dikkatinde olalım ve bu farklı zamanları farklı şekilde değerlendirelim, feyiz ve bereketinden istifade edelim
Cenâb-ı Hakk böyle geceleri ve böyle saatleri rahmetinden ve şefkâtinden bizlere ihsan buyurmuştur.
Recep ayının ilk perşembeyi Cumaya bağlayan gecesi “ REGAİP KANDİLİ “ dir. 27. gecesi MİRAÇ KANDİLİDİR.

İşte, bugünlerden ve bu gecelerden birisi de; Receb ayının ilk Cuma gecesi Ragaiip gecesidir. Sevgili Peygamberimizin sevgili torunu Hazreti Hasan Radiyallahü ahn, Fahri Âlem olan dedesinden şöyle rivayet ediyor:
“Senede dört gece vardır ki, o gecelerde Cenab-ı Hakkın rahmeti, mağfireti, ihsanı, lûtfü cihâna yağmurlar gibi yağmaktadır. Ta ki bu gecelerin kıymetini bilenler ve bilecekler için.”
Bu geceler şunlardır:
1. Receb-i Şerifin birinci gecesi
2. Şaban-ı Şerifin onbeşinci gecesi olan Berat gecesi,
3. Ramazan bayramı gecesi,
4. Kurban bayramı gecesi,
İslâm’da aylar Kameri olduğu için (Yani ay takvimine göre belirlendiği için) gece evvel, gündüz sonradır. Meselâ: Şaban-ı Şerifin on dördünü on beşine bağlayan gece onbeşinci gecedir.
Ramazan-ı Şerifin son gününü Bayramın birinci gününe bağlayan gece Bayram gecesidir. Kurban Bayramının arifesini Kurban Bayramının birinci gününe bağlayan gece Kurbanın ilk gecesidir. Perşembeyi cumaya bağlayan gece cuma gecesidir.
İşte, böyle gecelerin kadr-ü kıymetlerini bilenler, bu mübarek vakitleri isyan ile değil ibadet-ü taât, hayr-ü hasenat, naz-ü niyaz ile geçirirler.
HİKAYE
Eshab-ı Kiramdan Su’ban Radiyallahü anh şöyle rivayet ediyor:
Resûlüllah Sallallah-ü aleyhi vesellem ile beraber gidiyorduk. Yolumuz bir kabristana uğradı. Efendimiz kabristanın önünde durup ağlamaya başladılar. Gözlerinden dökülen yaşlar göğüsünü ıslatıyordu. Yanına yaklaşıp:
-Ya Resûlallah, anam, babam, nefsim, sana feda olsun, niçin ağlıyorsunuz? Vahiy mi nazil oldu? diye sordum.
-Yâ Su’ban! (R.A.) burada yatanlar; yani bu kabristanda bulunan mevtalar azab-ı kabre düçar olmuşlar, onların haline ağlıyorum.
Diye cevap verdi ilave buyurdular:
-Eğer, bunlar Recep ayının günlerinden bir gün oruçlu olup gecesinde Allaha ibadet etmiş olsalardı; bu azabı görmezlerdi, dediler.
Yine Resûlullah Sallahü aleyhi ve sellemden söyle rivayet edildi:
“Bir kimse, Recep ayının ilk gecesini ibadet-i taat ile ihya buyurursa; kalbler öldüğü vakit, o kimsenin kalbi ölmez. Allah (celle celâlühü) o kulunu rahmetine garkeder de, anasından doğduu gün nasıl günahsız ise; öylece günahlardan temizler. O gecenin rahmetinden, cehenneme girmesi lazım gelen yetmiş kişiye şefaat etmeye kendisine izin verilir.”
Bir kimse altınını, elmasını denize savurup atsa, oturduğu evi yıksa; eşyalarını yaksa; bu kimseye bizler(Her halde zavallı adam aklını zayi etti) diye acırız, acımakta da haklıyız. Kaldı ki bu zatın tekrar çalışıp, kazanıp bu malara sahip olaması ihtimali mevcuttur. Halbuki giden ömür ne para ile; ne çalışmakla geri gelir. Ömürlerini yok yere sarf edenler, hattâ isyan ile geçirenler, ölüm geldiği vakit tekrar hayat dönmenin imkânı var mıdır? Tabiî yoktur. Öyle ise Ömrü aziziniz altınlardan, zümrütlerden ve her şeyden kıymetlidir.
Resûlullah Sallallahü aleyhi ve sellemden şöyle rivayet edildi: “Ümmetim!… Dikkat edin şehrullahı (yani Receb ayını) ganimet bilin. Receb ayı muhakkak şehrullahdır. Yâni Allah’ın ayıdır. Bir kimse sevabını Allahdan ümit ederek bir gün oruç tutsa; o kula cennet vacip olur. Mutlaka cennete girer. İki gün oruç tutarsa, o kulun Allah indindeki /yanındaki mevkiini semâ ve arz ve dünya ehli vâsfetmekten(anlatmaktan) acizdirler. Eğer üç gün oruç tutsa; dünya belâlarından ve ahiret azabından ve cûnün (yâni; deli olmaktan) cüzzam ve baras illetine uğramaktan, kötü kişilerin fitnesinden emin olur. Bir kimse Receb ayında yedi gün oruç tutsa, cehennemin yedi kapısı bu kişi için kapanır. Sekiz gün Allah rızası için oruç tutarsa, sekiz cennetin kapısı onun için açılır. On gün oruç tutarsa, Allahdan ne isterse isteği verilir. On beş gün oruç tutarsa geçmiş günahları af olduğu gibi günahları, hasenâta tedbil olur. Kim ki, on beşten ziyade oruç tutarsa; Allah onun ecrini ziyade kılar.”
Hadîsi şerifte şöyle vârid olmuştur:
Recebi şerifin birinci günü, bir kimse Alah rızası için oruç tutsa, üç senelik geçmiş günahlarına kefarettir, ikinci günü oruç tutsa, geçmiş günahına kefarettir, üçüncü günü oruç tutsa, bir senelik geçmiş günahına kefaret olup dördüncü ve ila ahiri günler için tutulan her bir orucun da birer ay geçmiş günaha kefaret olduğu Ravzatül ülemâ namlı kitabta mukayettir. Yalnız, af olan bu günahlar, Allah ile kul arasında ki günahlar olup, kul hakkı müstesnadır. Kul hakkının kazası mutlaka şarttır, yani hakkı üzerimizde olan kimsenin rızasını almamız şarttır ve lâzımdır.