“TÜRKİSTAN RÜYASI” : Ölmeden Önce Mutlaka Okunup-Okutulası Bir Kitap

turkistanruyasi_Hyay1b

ÖLMEDEN ÖNCE MUTLAKA OKUNUP OKUTULASI BİR KİTAP:

“TÜRKİSTAN RÜYASI”

İsmail CAN

Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin Asrımızdaki Tasarrufu, Türkistanlı Nakkaşlar Silsilesinin Son Zincirlerinden Mustafa İhsan KARADAĞ Hazretleri, Dr. Oğuz KARAÇAY’ın Vazifelendirilişi ve Divan-ı Hikmet’in Günümüz Lisanında Türkiye Kültür Semasında Parlayışı
***

Bu kitap Oğuz KARAÇAY’ın (Dr.Hayati Bice) yaşanmış gerçek hayat hikâyesi ve Tanıklıkları:

Hikâyenin çerçevesi, Oğuz KARAÇAY’ın doktor olması hasebiyle Hac görevlisi olarak mukaddes topraklara gidişi, orada bir Uygur Türk’ünden aldığı Divan-ı Hikmet’in taşbaskısı nüshası ve Uluslararası Türk-Kazak Hoca Ahmed Yesevi Üniversitesi’ne öğretim görevlisi olarak vazifelendirilişi etrafında yaşanan hadiseler…

* Hoca Ahmet Yesevi Hz.lerinin Dr.Oğuz KARAÇAY’ın rüyasına girmesi, bu rüyanın Dağıstanlı Şeyh Şerafeddin Hazretlerinin silsilesini devam ettiren günümüzdeki son şeyhlerden Mustafa İhsan KARADAĞ Hazretlerinin rüyayı yorumlaması, Ahmed Yesevi Üniversitesi’nin Türk yöneticisinin ikaz edilmesini istemesi, türbe inşaatında çalışan işçilerin büyük günaha düçar olan kişiler olup Hoca Ahmed Yesevi Hazretlerinin ruhunun muazzeb olduğu, bu sebeple Dr. Oğuz KARAÇAY’ın rüyasına girdiği…
Ve daha nicesi…

Günümüzde bizzat yaşanmış tasavvufi hadiselerin anlatıldığı bu kitabı ölmeden önce mutlaka okumalı ve herkese okutmalı…
***
Dr.Oğuz KARAÇAY kitapta bize neler anlatıyor?-

* Hac yolunda Irak’ta mut’a nikahı yapan mollalar, İmam Musa Kâzım türbesini tavafa benzer şekilde etrafını dolaşan insanlar, Medine-i Münevvere’deki Hz. Muhammed’in kabrine ilk mülaki oluş ve heyecan, din görevlilerinden Alişar BOSTANCI Hoca ile Arabistan’da yerleşmiş Türkistanlıların Araplaşıp Araplaşmadığı üzerine girilen iddia, Afganistan’daki Rus işgaline karşı mücadele eden Türklere yardımın önder isimlerinden birisi olan Türkistanlı Abdülhakim Nemenganî’nin evinde bu iddianın asılsızlığının ispatı…

* Babasına ulaştırılan manevi bir talimat ile yola düşen, Doğu Türkistan’ın Kaşgar şehrinden gelme, otuz yedi yıldır Medine-i Münevvere’de muhacir olarak ikamet eden, Hac için gelen Doğu Türkistanlılardan Hoten şehrinden olanların ikameti için vakfedilen Ribat-ı Hoten adlı külliyenin müdürü bir Uygur Türk’ü olan Abdülhamid Kaşgarî ile tanışması, Kaşgarî’nin evindeki Uluğ Türkistan’a, Türk Yurtlarına ve Hoca Ahmet Yesevi’ye ve Şeyh Muhammed Zekeriya Buharî Hazretlerine dair yapılan doyumsuz sohbetler…

* Abdülhamid Kaşgarî’den Türkiye’de yayınlanması şartı ile 100 yıllık taşbaskı Divan-ı Hikmet’i emanet alması, hikmetlerin Türkiye’de önce Türk Yurdu dergisinde tefrikaya başlanması, daha sonra Türkiye Diyanet Vakfı tarafından kitap olarak basılması…

* 2005 senesinde terk-i dünya eden, Cennet’ül Baki’de medfun, Belde-i Tahire’nin direklerinden, evliyaullahın büyüklerinden, Suud ve Körfez Emirlerinin dahi eşiğine yüz sürdüğü Şeyh Muhammed Zekeriya Buharî Hz.leri ve dâsitanî hayat hikâyesi…

* Doğu Türkistan’ın günümüze kadar yakın dönem siyasi tarihi, Appak Hoca, Nakşibendi Şeyhi Hidayetullah…

* Doğu Türkistan ve Çin’de iffetin remzi/sembolü olan Dilşad Sultan’ın hikâyesi…

* Ruslar tarafından Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan diye bölünen bölgenin aslında Batı Türkistan olduğu, hatta Batı ve Doğu Türkistan diye ayrılan tüm bu bölgenin Uluğ Türkistan olduğu…

* Doğu Türkistan’daki günümüze kadar süren Çin zulmü, ülke halkını birbirinin ajanı haline getirilmesi, aile içinde dahi güvenin kalmaması, yaşanan psikolojik ve sosyolojik dram…

* Kâbe ile ilk vuslatın verdiği tahassüs…

* Hac dönüşü Bağdat’ta Kerkük Türkü Cevdet Zafer ile Iraklı Türkmenlerin Saddam Irak’ında yaşadıklar sıkıntılara dair sohbet, Kerküklü Türkmen Şehit Necdet KOÇAK, 1959 General Abdülkerim-Abdüsselam kardeşlerin darbesi ile Kürtlerin kışkırtılıp kamyonlara doldurularak Türk mahallelerine saldırmaları, Kerkük Türklerinin lideri Binbaşı Ata Hayrullah olmak üzere tam otuz altı Türk’ün katledilişi…

* Yalova’ya tayini çıkan Dr.Oğuz KARAÇAY’a, ülkücü fikir adamlarından Galip ERDEM’in Şeyh Şerafeddin DAĞISTANİ ismini araştırmasını tavsiye etmesi..

* Kızılay’daki “Ben çağırmasam sen buraya gelemezsin veya gelsen de beni bulamazsın” diyen yaşlı matbaacı: Efrasim Tanrıverdi…

* Kültür Bakanı Namık Kemal ZEYBEK’in oluru ile ile Dr.Oğuz KARAÇAY tarafından hazırlanan ‘Hoca Ahmet Yesevi Türbesi’ isimli eserin Fikri Sağlar döneminde Kültür Bakanlığı tarafından basılması…

* Kültür Bakanı Namık Kemal ZEYBEK’in Dr. Oğuz KARAÇAY’ı Türkistan’a Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerini ziyarete gönderme teklifi ve bu teklifi kabul edişi…

* Topkapı Sarayı’nda düzenlenen kurs neticesinde tezhib alanında dönem birincisi olan Müyesser ÖZDALLI’nın Tercüman gazetesinde yayınlanan röportajı, Hoca Ahmed Yesevi Türbesi kitabının süslenmesi için Türk Yurtları dergisinin de abonesi olan Müyesser ÖZDALLI ile irtibata geçiş…

* 1992 senesinde Türkistan’da Hazret Sultan Yesevî ile ilk vuslat.

* En büyük Türkçü: Yesevî Ata ve Takipçileri…

* Kırgızların Geyik Ana Efsanesi…

* Ayşe Bibi’nin hazin aşk hikâyesi…

*1993’te Dr.Oğuz KARAÇAY’ın hazırladığı Divan-ı Hikmet’in Türkiye Diyanet Vakfı tarafından yayınlanması…

* Bir gazetede yayınlanan ’10 günlük Orta Asya Gezisi’ ilanı… Şah-ı Nakşibend Bahaeddin Buhari Hazretlerinin 675. Doğum Yıldönümü törenlerine katılacaklar için düzenlenen bu geziye Türkiye’nin tanınmış meşayihinin katılması….
* 1993 yılındaki bu gezide Dr. Oğuz KARAÇAY ve eşinin İstanbul Beylerbeyi Bedevi dergahında irşad postunda oturan Mustafa İhsan KARADAĞ Hazretleri ile tanışmaları.

* Buhara yolunda Mustafa İhsan KARADAĞ Hazretlerinin “Yolu gaflet ile geçirmeyelim, haydi gençler! Rabbimizi zikredelim” diyerek bir aşr-ı şeriften sonra ‘La ilahe illallah’ zikrini başlatması ve otobüs yolcularının tevhid seslerine Dr.Oğuz KARAÇAY’ın hıçkırıkları ile eşlik edişi…

* Mustafa İhsan KARADAĞ Hazretlerine Dr.Oğuz KARAÇAY’ın İstanbul Beşiktaş’taki Yahya Efendi türbesinde geçen gördüğü rüyayı arzetmesi: Beşiktaşlı Yahya Efendi’nin Kanuni Sultan Süleyman’a zikir dersi tarifi.
Bu rüyayı Mustafa İhsan Dede’nin “bir gün tasavvuf yoluna gireceksin, işte o zaman yapacak olduğun tasavvuf dersindeki Allah zikirlerinden yarısını Yahya Efendi’nin tarifine göre yaparsan faydalı olacaktır, böylelikle de inşallah üveysi olarak hâlâ tasarrufu devam eden Yahya Efendi’nin himmetine liyakat kazanmış olacaksın, ayrıca Türkiye’ye dönünce de bu zatı ziyaret et, aynı türbede medfun evliyaullahtan Muhammed Şemseddin Nakşibendî’nin Miftahu’l Kulub kitabı sizde yok ise bir tane almayı da ihmal etmez ve dergâhın son postnişinlerinden Abdülhay ÖZTOPRAK Efendi kabrini de ziyaret ederseniz ‘Nurun ala nur’ olur” diyerek tabir etmesi…

* Buhara Özel Türk Lisesi’ndeki yemekli sohhette Seyda Mehmet Emin ER, Mustafa İhsan KARADAĞ ve Osman Nuri SOYDAN Hocaefendilerin birer konuşma yapmaları, hususen Osman Nuri SOYDAN Hocaefendi’nin cemaatler arası rekabet ve kardeşlik üzerine yaptığı vurucu sohbet…

* Şah-ı Nakşibend türbesine giderken tesbih hediye ettiği yaşlı bir zatın “Ben bu yaşıma kadar abdestsiz yere basmadım ve Allah demeden de nefes almadım…” diyerek verdiği unutulmaz ders…

* “Yıllardır ziyaret edilmesi yasaklanan, hatta duvarı dışında Fatiha okuyanların bile polis sorgusuna alındığı Şah-ı Nakşibend türbesi devlet eli ile onarılıyor ve komünist bürokrasi içinde yükselmiş devlet başkanının emriyle ziyarete açılıyordu. Ne ne büyük kerametti ya Rabbi…”

* Bir gün eski Kültür Bakanı Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Namık Kemal ZEYBEK’in arayıp “Yesevi Üniversitesi’nde görev alır mısın?” teklifini getirmesi üzerine Dr.Oğuz KARAÇAY, bu teklifi kabul edip etmeme hususunda istişare için gittiği Mustafa İhsan KARADAĞ Hazretlerinden “Oğlum, zahirde teklifin sana başka alanlardan ulaştığına bakıp da yanılma. Bu teklif doğrudan Yesevi Hazretlerinden sanadır. Semerkand, Buhara’da, oralarda yaşayan insanları yetmiş yıllık komünizm esaretinden sonra maneviyata nasıl susamış olduklarını gördük, bu konuda elinden birşeyler gelebilecek olanlar gereğini yapmazlarsa vebalden kurtulamazlar. Bu tarihi bir görevdir. Oradaki görevini bu bakışla değerlendirirsen cihat meydanında savaşmak derecesinde bir manevi mükafat kazanacaksınız. Şimdiden sana ısmarlıyorum. Yesevi Hazretlerininin makamına vardığında benim selamımı, ismimi zikrederek ‘İstanbul Beylerbeyi’nde mukim Mustafa İhsan KARADAĞ evladından sana selam getirdim Ya Hazret Sultan Hâce Ahmet Yesevî; Es-Selamü aleyküm ve rahmetullah” diyerek selamımı bizatihi kendilerine arz et. Aynen dediğim gibi söylemeyi unutma oğlum…” sözleri ile destur alması…

* Dr.Oğuz KARAÇAY’ın Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde Türkiye’den gelecek öğrencilere yönelik sağlık organizasyonu yapmak yanında ‘Yesevi Tanuv’ adlı dersi vermek üzere eşi ile birlikte Türkistan’a vasıl olması. Türkistan’da Ay Hoca İşan Türbesinde, türbedar Sultan Ahmet’ten Yesevi tarikati erkânına dair Dr. Oğuz KARAÇAY’ın mühim bilgiler derlemesi…

* Dr.Oğuz KARAÇAY rüyasında Yesevi Hazretlerinin türbesinin yıkıldığını, kimliği belirsiz şahısların kendi aralarında “Hazret’in büyüklüğünün bir masal olduğunun böylece ortaya çıktığını, türbenin yıkılması ile daha önce türbede burnuna gelen güzel kokukun da ortadan kaybolduğunu” söylemesi üzerine Ahmet Yesevi Hazretlerinin büyüklüğüne bütün gönlüyle inanmış olan Oğuz KARAÇAY’ın celallenerek sesini yükseltip ‘Sesinizi kesin… Hazret Sultan Hoca Ahmet Yesevi Hazretlerinin türbesinin tepesine namazsız-abdestsiz insanları çıkardınız ve haram paralarla tamire kalktınız. Yedi asırdır ayakta duran türbeyi yerle bir etmeyi başardınız. Bununla ne kadar öğünseniz azdır’ sözleriyle Ahmet Yesevi Hazretleri hakkında ileri geri konuşanları susturuyordu. Bu sözlerden sonra Yesevi Hazretlerinin türbesi karşısında boğazına düğümlenen hıçkırıkları zor tutar halde, gözleri yaşararak ‘Türbesinin duvarları yıkılsa, kubbeleri çökse bile Ahmet Yesevi Hazretleri işte burada yatıyor. Ne yazık insanların çoğu bu mübarek zatın hakkında ileri geri konuşabilme cesaretini gösteriyorlar, bir de Hoca’nın dediğine bak! Güya türbeden gelen güzel koku kesilmişmiş. Asıl senin nasibin kesilmiş de farkında değilsin!’ diye kendi kendisine mırıldanırken gözyaşlarını tutamıyordu Dr.Oğuz KARAÇAY…

* Üniversite yurdunda oluşturulan revirin ihtiyaçları sebebiyle bazı ilaç ve tıbbi malzemelerin alımı ile görevlendirilen Dr.Oğuz KARAÇAY geçici olarak Türkiye’ye dönüp rüyayı Mustafa İhsan KARADAĞ Hazretlerine anlatmak üzere huzuruna çıkıyor.

* Dr.Oğuz KARAÇAY’ın rüyasını kemal-i ciddiyet ile dinleyen Mustafa İhsan Dede’nin yüzü biraz asılır gibi olur.Rüyanın anlatılması bittikten sonra adeta bir murakabe yapar gibi bir süre sessizleşen ve içine dönen Mustafa İhsan Dede, Karaçay’ın gözlerinin içine bakarak konuşmaya başlar: “Evladım, bu rüyan tamamen Ahmet Yesevi Hazretlerinin ruhaniyeti tesiriyle görülmüştür ve elhak haktır. Ayan beyan görülüyor ki Ahmet Yesevi Hazretleri kendi adı geçirilerek ve kendi adı kullanılarak yapılan bazı işlerden rahatsız olmaktadır. Ayrıca türbe inşaatında çalışan bazı insanların, kebâir günahlarla meşguliyetleri ve hatta gusül abdestine dikkat etmemeleri Hazret’in gücüne gitmektedir. Bu rüya üzerine senin üzerine düşen ve Allah rızası için yerine getirmen gereken iki görev var: Bunlardan birincisi, türbe inşaatının sorumlusu ile görüşmen ve işçilerini ikaz etmesini ve özellikle cünüb halde türbe üzerine çıkarak çalışmamalarını öğütlemesini benim adıma rica etmendir. Eğer bu ricaya rağmen aynı masiyetlere ve saygısızlığa devam ederlerse korkarım ki çoluk çocuklarının, beldelerinin başına büyük musibetler musallat olur. Allah dostlarının şakası yoktur, evladım…İkinci hususa gelince, salih bir insan olduğunu söylediğin rektör yardımcısı beye de söyle, kendisine dikkat etsin. Manevi bir tokat yiyebilir; kendisine çekidüzen versin. Allah dostlarının şakası yoktur, evladım…Senin rüyanın sonunda, türbe ve Yesevî Hazretleri hakkında sarf edilen ileri geri laflar üzerine çok üzülmen ve Yesevî Hazretlerinin büyüklüğü hakkındaki fikrinde sebat etmen, senin Hazret’e duyduğun muhabbet ve bu husustaki sıdkının sağlam olduğuna işarettir. Bu rüya vasıtasıyla, Hazret’in rahatsızlığını bildirmesi ise senin Hazret’e duyduğun muhabbet ve aşkın -Allahü âlimü’l-gaybı veşşehadeh- karşılıksız olmadığına işaret olsa gerektir…”

* Dr.Oğuz KARAÇAY’ın Yesevi Hazretlerinin türbesini restorasyon yapan şirket idarecilerini ikazı…

* Mustafa İhsan Dede’nin kendine dikkat etmesi hususunda ikaz etmesini istediği Rektör Yardımcısı’nın yaşadıkları…

* Dr.Oğuz KARAÇAY’ın ömrü boyunca unutamayacağı, Horasan Ata’nın tevbekâr torunu ve türbedarı olan Nur Ata’nın “Ben daha bir yıllık müslümanım, elimden de ancak bu kadarı geldi. Allah’ım razı olsun…” sözü…

* Ahmet Yesevi Hazretlerinin annesi Karasaç (Ayşe) Ana…

* Yesevi Hz.leri Hz.Ali evladıdır…

* Türkistan’daki Arap asıllı komutanlara dayanan “hocalar soyu”ndan Esim Hanım…

* Evliyaullaha ait bir kitaptan her gün en az sekiz varak okuyan birinin, o evliyaullah ile sohbet etmiş sayılabileceğinin kaydedildiği Hemedanî’nin Rütbet’ül Hayat isimli kitabı…

* Horasan Ata (Abdülcelil Bab), oğlu Hüseyin’in, şuanki Horasan Baba’nın türbesi civarına Kâbe’yi kerameten nakletmesi üzerine “aman oğlum, yeni bir bidati ortaya çıkaran uğursuz birisi olmayasın” ikazı ile niyazını geri aldırıp Mekke’ye iade edilen kâbenin gölgesinin düştüğü yerin gözü açık birisi tarafından taş konularak işaretlenip bugüne kadar ziyaretgâh olduğu…

* Ahmet Yesevi Üniversitesi’nde Amerikalı bir misyonerin verdiği konferansta Ahmet Yesevi Hazretlerini, Ubeydullah Ahrar Hazretlerini ve tasavvufu Türklerin asıllarından uzaklaşmasının müsebbibi olarak göstermesi ve bu konferansı dinleyen Türk öğretim görevlilelerinden hiç bir itiraz gelmemesi…Konferanstan haberdar olan Dr.Oğuz KARAÇAY’ın bu mevzuda Namık Kemal ZEYBEK’i ikazı…

* Ahmet Yesevi Üniversitesi konferans salonunda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen konferansta bir misyoner olduğu iddia edilen Bogart (Börü-Kurt) isimli Amerikalı “Davud Peygamberin Şarkısı” ezgisini söyleyerek herkesin aradığı şefkat ve merhameti kendi yolunda bulacağını dile getirmesi ve daha sonra ‘Metropolitan kilisesine davet’ şarkısını eşiyle birlikte seslendirerek alenen misyonerlik yapmak cüretkârlığı…

* Muhsin YAZICIOĞLU’nu soran Mustafa İhsan Dede “Bir kavim kendi halini düzeltmedikçe Allah o kavmin halini değiştirmez. Muhsin evladım ihlaslı bir mümindir, derviş gibi bir gönle sahiptir; ama acaba bu millet öylesi bir yöneticiye layık mıdır? Mesele budur. Keşke gayretini gençlerin İslam yönünden bilinçlendirilmesi konusunda yoğunlaştırsa…” diyor. Mustafa İhsan Dede, şeyhi Abdullah Dağıstanî’nin şeyhi Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’den sonra aynı yolda kıyamete kadar insanları irşad için görev alacağını bildirdiği otuz bir şeyh geleceğini; Hz. Muhammed Efendimizin Şeyh Şerafeddin Dağıstanî’ye kendisi yolundan gelecek mürşid-i kâmillere sekiz yüz bin müslümanın irşad edilmesi yetkisinin verildiğini anlatır.
***
Bütün bu ilginç konulara ve tasavvufun bugünün dünyasında nasıl yaşandığını, yaşanabileceğini aynel-yakîn anlamak için okunması gereken bir kitap: “Türkistan Rüyası”.

Gafil olmayın ey insanlar: Hâlâ Rabbimizin inayeti ile tahakkuk eden rüyalar görülüyor şu yeryüzünde.