Muharrem GÜNAY: ŞEYTANIN İNSANI NAMAZDAN UZAKLAŞTIRMA YOLLARI

-30 RAMAZAN 30 KONU VE 30 HİKÂYE-

ŞEYTANIN İNSANI NAMAZDAN UZAKLAŞTIRMA YOLLARI 

MUHARREM GÜNAY SIDDIKOĞLU

Şeytan çeşitli vesilelerle, çeşitli sebep ve yollarla insanları şerre yaklaştırır. Nice âlimleri ve zahitleri bile kibire, gurura sevk ederek yoldan çıkarmıştır.

Şeytan ibadetleri geciktirme yoluyla da insanı helake sevk eder. Mesela mü’min namaz kılacağı zaman daha namaz vakti yeni girdi. Biraz sonra da kılabilirsin, diye aldatır, namazı geciktirir. Veya namaz kılacağımız zaman bize acele ettirir. Rükû ve secdeyi birbirine karıştırır. Müslüman böylece namazın erkânına riayet etmemiş ve namazı dosdoğru kılmamış olur.

En’am suresi 112. âyette insan ve cin şeytanlarının Hz. Muhammed’e düşman oldukları anlatılır. Hz. Muhammed’e düşman olan bu insan ve cin şeytanları elbette müslümanın da en büyük düşmanıdır.

İbnü Abbas’dan Ata, Mücâhid, Hasen ve Katâde demişlerdir ki, şeytan, insan ve cinden herhangi bir isyancı ve inatçıdır. Yani gerek insan ve gerek cinden olsun serkeş, kibirli, fitneci, inatçı, ele avuca sığmaz, kaypak, yola gelmez olanların hepsine şeytan denilir. Adı geçenler demişlerdir ki, cinden de şeytanlar vardır, insanlardan da şeytanlar vardır. Ve cinden olan şeytan mümini aldatmaktan aciz kalınca inatçı bir insana, yani bir insan şeytanına gider ve mümini aldatmaya teşvik eder. Ve böyle insanlardan şeytanlar bulunduğuna şunu delil göstermişlerdir: “Hz. Peygamber (s.a.v.) Ebu Zer (r.a)’e:

Cin ve insan şeytanlarından Allah’a sığındın mı?” buyurmuştu. Ebu Zer: “İnsanın da şeytanları var mıdır?” dedi. “Evet, onlar, cin şeytanlarından daha şerlidir” buyurdu.” (Elmalılı, Enam suresi 112. ayetin tefsiri; Ayrıca Bak İbni Kesir Enam 112. ayetin tefsiri)

Envâr’ül Kulub’te insanlar dört sınıfa ayrılır  (İnsan-i hayvani; İnsani şeytani, İnsan-i ruhani, İnsan-i rahmani) Bunlardan İnsan-i Şeytani yâni insan şeytanları hakkında bilgi verilirken şöyle denilir:

Suretleri insan ve fakat ahlakları şeytan olan bu güruh da şu sıfatlara sahiptirler. Hile, hased ve idlâl (halkı dalalete, sapıklığa iletmek) yolu ile insanları fenalığa ve Allahu Teâlâ’ya isyana teşvik ederler. Mü’minlerle alay ederler. Bunlar, dalâlet ve insanları isyana teşvik bakımından cin şeytanından daha fazla halkı dalâlete düşürücüdürler. Çünkü cin şeytanı istiâze yani Allahu teala’ya (Euzü besmele ile) sığınmakla insanın yanından kaçarlar. İnsan suretindeki şeytanlar ise, her surette görünürler ve istiaze/euzu besmele çekmekle de insanın yanından kaçmazlar.” (El-Hac Muzaffer Ozak, Envâr-ül- Kulub sayfa: 236; Ayrıca bak. Enam suresi 112. Ayetin tefsirleri, Elmalılı Hamdi Yazır)

İşte başta Cin şeytanları olmak üzere İnsan şeytanları çeşitli yol ve yöntemlerle insanı namazdan ve ibadetlerden uzaklaştırmak isterler. Cin şeytanlarından korunmak için eûzü besmele çekme alışkanlığını kazanmak ve Eûzü ile Allah’a sığınmak, Ayetelkürsi, Felag ve Nas surelerini okumak yeterlidir. Fakat insandan olma şeytanlardan ve şeytanlaşmış insanlardan korunmak için eûzü de yeterli gelmez. Öncelikle bu tür insanlarla arkadaşlık kurmamak ve onlardan uzaklaşmak gerekir.

 

Şeytanın İnsanı Namazdan Uzaklaştırma Yolları

 

  1. Daha yaşın küçük, çok gençsin, yaşlanınca kılarsın.
  2. Senin kalbin temiz, önemli olan kalbin temiz olmasıdır.
  3. Şimdilik Cuma namazı ile idare et.
  4. Zamanın yok.
  5. Çalışıyorsun, çalışmakta ibadettir.
  6. İşyerinde izin vermezler
  7. Gerici yobaz derler
  8. Zaten spor yapıyorsun.
  9. Ara sıra alkol alıyorum
  10. Başı örtmüyorsun, namazın kabul olmaz.
  11. Kışta kıyamette abdest almak çok zor
  12. Çok günahın var nasıl olsa Allah affetmez. Veya nasıl olsa Allah affeder.
  13. Allah’ın senin namazıma ihtiyacı mı var.
  14. Çok kazaya kalmış namazın var.
  15. Hastasın, özürlüsün.
  16. Çok ibadet ediyorsun, bu kadarı da fazla.
  17. Bu günde kılmayıver, kılıyorsun kılıyorsun bitmiyor.
  18. Henüz vaktin çıkmasına daha çok var, acele etme kılarsın.
  19. Bu gün hava soğuk,
  20. Bu günde camiye gitmeyi ver.
  21. Cami çok uzak, keşke evine yakın olsaydı.
  22. Namazı çok geç, dura dura kılıyorsun biraz acele et.
  23. Ayrıca namazda vesvese verir, aklımız karıştırır, dünyalık şeyleri düşündürür.
  24. Beş vakti kılıyorsun nafileye veya tesbihata ne gerek var…

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Şimdi bunların üzerinde duralım. Daha yaşın küçük, çok gençsin, yaşlanınca kılarsın. Hâlbuki insan bir sonraki nefesine hâkim değildir. Ölüm yaşlılar için değil genç ihtiyar herkes içindir.

Senin kalbin temiz, önemli olan kalbin temiz olmasıdır. Elbette İslam’da kalp temizliği çok önemlidir ve niyet tabiri ile ifade edilir. Fakat kalbim temiz olduğunun işareti amel ve davranışlardır. Kalbi temiz olan bir mümin öncelikle ibadetlerini yerine getiren ve güzel ahlak sahibi olan insandır. Gönlünde Allah sevgisi ve korkusu olmayan bir insanın kalbinin temiz olmasından söz edilemez.

Şimdilik Cuma namazı ile idare et. Beş vakit namaz erkek, kadın akıllı ve ergenlik çağına ermiş her Müslümana farzdır. Elbette Cuma namazını kılmak hiç namaz kılmamaktan iyidir. Fakat Cuma namazı kılmakla üzerimize farz olan diğer namazlardan kurtulamayız. Çünkü kul ahirette ilk önce beş vakit namazdan sorguya çekilecektir, bunu hesabını kolayca verirse diğer hesapları vermek kolaylaşacaktır.

Peygamber Efendimiz:

Ölüm gelmeden önce hayatın, hastalık gelmeden önce sağlın, fakirlik gelmeden önce zenginliğinizin kıymetini bilin buyuruyor. Bu bakımdan zamanımızın kıymetini bilmek gerekir. 5 vakit namaza ayrılacak zaman topu topuna 40- 45 dakikadır. Kendimizi öyle ayarlamalıyız ki, zamanın içerisine sıkıştırılmış bir namaz değil, zamanı namazımıza göre ayarlamalıyız. Çalışmak, çoluk çocuğumuzun rızkını kazanmak elbette ibadettir. Fakat namaz dinin direği ve bütün ibadetlerin temelidir. Bütün ibadetler namazın etrafında şekillenirler. Kıyamette de kul ilk önce namazdan hesaba çekilecektir, namazın hesabı kolayca verilirse diğer ibadetlerin hesabını vermek de kolaylaşacaktır. Çalışmak öncelikle namazını kılanlar ve çoluk çocuğumu muhtaç etmeyeyim ve kazandıklarımdan da Allah yolunda harcamada bulunayım diye niyet edenler için bir ibadettir. Eğer çalışmak tek başına ibadet olarak yeterli olsaydı Allah, namaz, oruç ve hac gibi ibadetleri emretmezdi.

Çalıştığım kurumda izin vermiyorlar bu yüzden namaz kılamıyorum demek de bir bahaneden ibarettir. Çünkü namazımızı paydos vakitlerinde kılabiliriz. Zaruri durumlarda alışkanlık olmamak kaydı ile sabah namazının dışındaki namazları öne ve sonraya alarak birleştirerek/cem yaparak kılabiliriz. Bunu da yapamıyorsak iş yerinde kılamadığımız namazı eve dönünce kaza edebiliriz.

Namazında niyazında olan dindar insanlara bazı çevrelerce kem gözle bakıldığı, yobaz ve gerici gibi hoş olmayan sözler söylendiği bilinmektedir. Gerçek gerici ve yobazlar bu sözleri söyleyen ve böyle düşünenlerdir. Çünkü bir insanın inandığı dinin gereklerini yerine getirmek veya getirmemek en temel insan haklarındandır. Gerçek yobazlar ve gericiler en temel insan haklarından olan inanç ve ibadet hakkına saygı duymayan insanlardır. Bu tür insanları örnek bir insan ve örnek bir Müslüman olarak ve inandığımız gibi yaşayarak utandırmalıyız. Müslüman özellikle bu noktada çok dikkatli olmalı ve inandığımız gibi yaşamalıyız. Bir Müslüman bildiği işi yapmalı, yaptığı işi iyi bilmeli, hangi işi yapıyorsa o iş kolunda herkese örnek olmalıdır. Doktorsa en iyi doktor, öğretmen ise en iyi öğretmen, işçi ise en iyi işçi olmalıdır.

Namaz Allah rızasını kazanmak için kılınır. Namaz kılarken de spor yapılmış olur. Fakat spor yapmak için namaz kılınmaz. Namaz da bir spordur, ben sporcu olduğuma veya günlük spor yaptığıma göre namaz kılmama gerek yok demek yanlıştır.

Alkol almak hiç şüphesiz dinimize göre haramdır ve sarhoş halde iken namaz kılınmaz. Bir Müslümana alkol almak elbette yakışmaz fakat alkol alıyorum diye namazdan uzaklaşmak ve namaz kılmamak ta tamamen yanlıştır. Bir taraftan alkol almayı bırakma çabası içerisinde olmak diğer taraftan da namaz vakitlerinde alkol almamak gerekir.

Başımı örtmediğim veya örtemediğim için namaz kılmıyorum düşüncesi de elbette yanlıştır. Elbette din de hedef mümin kadınların hepsinin örtülecek yerlerini örtmesidir. Fakat bu hedefe ulaşmadan da sadece namaz kılacağımız zamanlarda örtülmesi gereken yerlerimizi örterek namazımızı kılmalıyız.

Çok günah işledim, nasıl olsa Allah affetmez düşüncesi tamamen yanlıştır. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez, Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler ümit keser. Bunu yanında nasıl olsa Allah affeder düşüncesi de yanlıştır. Allah cenneti boşuna yaratmadığı gibi cehennemi de boşuna yaratmamıştır. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmeyeceği gibi cezasından da emin olunmaz. Şeytanın insanı namazdan uzaklaştırma yollarından birisi de “Nasıl olsa Allah bağışlar” diyerek insanı kandırmasıdır. Bu konu da Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Öyleyse sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı şeytân sizi Allah’ın bağışlamasına güvendirerek yoldan çıkarmasın.” (Lokman: 33, bak. Fatır: 5)

Bazı insanlar “Allah’ın bizim kılacağımız namaza ihtiyacı mı var” derler, namaz Allah’ın bunca verdiği nimete kulun şükrüdür. Aynı zaman da namaz kılmaya Allah’tan çok bizim ihtiyacımız vardır. Çünkü namazda kötülüklerden, fuhşiyattan uzaklaşmış, güzel ahlak sahibi bireyler ve bu bireylerden oluşmuş bir toplum oluşturma hedefi vardır.

Uzun yıllardır namaz kılmamış ve kazaya kalmış çok namazımız olabilir. Namaz kılmamak için bu durumda bir mazeret değildir. Böyle bir durumda her namazın ardından o namazın bir vakitlik kazasını kılabiliriz. Ayrıca kıldığımız namazların sünnetleri konusunda da Cenâb-ı Hak, farzlardan eksik olan namazlarımız için kulumun varsa nafile/sünnet namazlarını getirin diyecektir.

Hastalık ve özürlü olmak namaz kılmaya engel değildir. Yüce dinimiz bu konuda oturarak, sandalye ve tabure üzerinde, yatarak ve göz ucu (îma) ile kılmak gibi kolaylıklar getirmiştir.

Namazda esas olan tâdili erkâna uyarak namaz kılmaktır. Şeytan bu noktada insana vesvese vererek, tadili erkânı bozmaya ve acele namaz kılmaya teşvik eder. Biz de şeytanın bu vesvesesine karşı namaza mutlaka euzü ile başlamaya ve namaza kendimizi vererek, yani Allah’ın huzurunda olduğumuzu, biz O’nu görmesek te O’nun bizi gördüğünü düşünerek karşılık vermeliyiz.

Evimizin camiye uzak olması sevap ve fazilet bakımından bir avantajdır. Çünkü hadisi şeriflerden öğrendiğimize göre camiye gitmek üzere evinden çıkan bir müslümanın her sol adımızı atışında bir günahı silinmekte, her sağ adımını atışında da kendisine bir sevap yazılmaktadır. Sözgelimi evimizde cemaat sevabı almak için bir namazın farzını 27 defa kılsak bile camide cemaatle kılma sevabını alamayız. Bu bakımdan soğuk, sıcak ve uzaklık kavramlarına aldanmamalıyız.

Namazdan sonra yapılan istiğfarlar ve tesbihatlar namazın içerisindeki küçük günahlara ve hatalara kefarettir. Namazdan sonra tesbihat çekmeden ve dua etmeden camiden ayrılan bir insan çalışıp da karşılığını almadan giden bir insan gibidir.

Şeytanlaşmış insanlar insanı dinden, imandan ve namazdan uzaklaştırmak isterler. Bu tür insanlardan korunma ve kurtulma yolu öncelikle onları doğru yola davet etmek, bu mümkün olmadığı sürece de onlarla arkadaş olmamak, arkadaşlığımız varsa bu arkadaşlığı sonlandırmaktır.

SARI ÖKÜZ

Ormanın birinde…

Aslanlar toplanmış.

“Yahu” demişler, “Hesapta Kralız, açlıktan Öleceğiz birader ….

Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor;

fillere saldırsak, fazla büyük …

Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz;

kuşa dalsak, uçuyor,

Ee balık yakalayacak halimiz de yok …

N’aapsak? ”

Bir tanesi “En iyisi, ÖKÜZLERE SALDIRALIM” demiş,

“iri yarı görünüyorlar ama ne pençeleri var, ne dişleri diş…

Tam dişimize göre!”

Olur mu? Olur.

Hücum!

Ama evdeki hesap Çarşıya uymamış;

Öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer …

, Topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış organize oluyorlar.

Aslanlar yine aç kalmışlar

N’aapsak, n’aapsak?

“Tilkiye danışalım” demişler.

Tilki “kolay” demiş,

“Beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, İşinizi halledeyim …”

Kabul etmişler.

Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş,

“saygıdeğer öküzler” demiş,

“aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar … Ama

Şu Aranızdaki SARI Öküz var ya, sarı öküz, İŞTE SORUN O. ..

Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, VERİN ŞU SARI ÖKÜZÜ,

Kurtulun KARDEŞİM, HUZUR İÇİNDE yaşayın! ”

Öküz heyeti düşünmüş taşınmış, “BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN” mantığıyla, verivermişler sarı öküzü…

Aslanlar da afiyetle yemiş.

Bir gün, iki gün.

Tilki gene gelmiş.

“Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz” demiş ve eklemiş:

“Ama şu var ya Benekli Öküz, Benekli öküz, o burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş, canları çekiyor, verin, kurtulun! ”

Öküz heyeti düşünmüş, “OTLAĞIN SELAMETİ İÇİN” teslim etmiş Benekli öküzü ..

Üç gün, dört gün…

Tilki gene gelmiş.

KUYRUĞU UZUN olanı… BURNU BEYAZ olanı… TOMBUL olanı…

Tek tek alıp, gitmiş.

Otlak seyrelmiş.

Semirmiş aslanlar.

Bir gün … Tilki gelmemiş!

Gerek kalmamış çünkü.

Direkt Arslan gelmiş.

“Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin” demiş.