Muharrem GÜNAY: ZEKÂTINI VERMEYENİN NAMAZI KABUL OLMAZ VE EN İYİ BUĞDAY

OTUZ RAMAZAN OTUZ KONU VE OTUZ HİKÂYE
ZEKÂTINI VERMEYENİN NAMAZI KABUL OLMAZ VE EN İYİ BUĞDAY

Muharrem GÜNAY
Bilindiği gibi Kur’an-ı Kerim’de “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin” emri, sık sık, ikisi bir arada geçmektedir. Bunun hikmeti namazın Allah’a karşı yerine getirilmesi gereken bir emir zekâtın ise aynı zamanda kullara karşı yerine getirilmesi gereken bir görev olmasındandır. Bu iki ibadet bütün ibadetlerin temeli ve özüdür. Yüce Allah, “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı da verin” buyurmaktadır. Bu ayete göre, namaz ile zekât arasında bir ilişki vardır ve zekâtını vermeyenin namazı kabul olmaz. Çünkü zekâtını vermeyen zengin, fakirin hakkını gasp etmiş ve haram yemiş demektir.
“Allah’ın lütfu ile kendilerine bol bol verdiği şeyde (infak etmeyip) cimrilik yapanlar, asla bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Aksine bu onlar için bir şerdir. (Allah’ın verdiğini Allah için verme konusunda) cimrilik ettikleri şeyler, kıyâmet gününde boyunlarına (ateşten halka halinde) geçirilir. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır, (bütün mülk O’nundur; her şey yine O’na kalacaktır.) Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Al-i İmran 3/180)
Allahu Teâlâ Mûsa aleyhisselama:
Yâ Mûsa! Namaz ve zekât ikizdirler, biri yapılmadan ötekini kabul etmem” buyurmuştur.
Sadaka karıştığı malı helak eder. (Âişe radiyallahu anhâ) dan bildirien bir hadisi şerifte:
Sadaka veya zekât bir mala karışırsa o malı ifsad eder. (Bozar, yok olmasına sebep olur.) buyrulmuştur. (Şir’at’ül İslâm, Muhammed Bin Ebûbekir, Şerheden:Seyyid Alizâde, tercüme: Lûtfullah Uyan, A. Fâruk Meyan, Zekât, Sadaka ve Sünnetleri Bölümü, sayfa: 177)
Bu hadisi şeriften iki türlü mana çıkarılabilir. Birisi, sadakası, zekâtı verilmeyen malın mutlaka helak olacağı, zarar göreceği ve yok olacağıdır. Nitekim Ömer (radıyallahu anh)’ın rivayet ettiği:
Karada ve denizde malın telef olmasına sebep, zekâtın verilmemiş olmasıdır.” Hadis-işerifi buna delildir. Diğeri, bir insan, ihtiyacı yok iken, zekât malı alıp kendi malına karıştırırsa bu zekât malı kendi öz malını da helâk eder. (Şir’at’ül İslâm, Zekât, Sadaka ve Sünnetleri Bölümü, sayfa: 178)
Envâr’ul-Kulûb’da da:
Bir kimse namazını kılsa ve fakat zekâtını vermese, kıldığı namaz reddolunur. Zira bir kimse Allahu Teâlâ’ya iman etse de Resulü Müctebâ’ya inanmasa veya Resuli zîşan’a iman etse de Allah’a inanmasa, imanın reddolunduğu gibi, namaz kıldığı halde zekat vermeyenin de namazı reddolunur. Rabbimizin, bu iki ameli dâima bir arada zikretmesinin sebebi de şudur: Bu amellerden birisi terk olunursa, diğeri de kabule şayan olmaz” denilmektedir.(Envâr’ul-Kulûb, s: 613; El Hac Muzaffer Ozak)

Abdullah bin Ömer buyuruyor ki:

Namaz kılmaktan yay, oruç tutmaktan tüy gibi olsanız haram ve şüpheli şeylerden uzak durmadıkça Allah dönüp te o ibadetlere bakmaz.”

EN İYİ BUĞDAY
Her yıl yapılan ‘en iyi buğday’ yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı soruldu. Çiftçi:
-Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.
-Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,
-Neden olmasın, dedi çiftçi.
-Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.
KÂFİR Mİ MÜ’MİN Mİ?
İmamı Azam’ın bulunduğu mecliste birisi şöyle bir soru sordu:
“Bir adam ki cenneti istemez, cehennemden korkmaz, ölü eti yer, rükusuz secdesiz namaz kılar, görmediğine şahitlik eder, fitneyi sever, hakkı istemez, bu adam kafirmidir, mü’min mi?
Mecliste bulunanlar ağızbirliği etmişçesine: “Bunlar kâfirin sıfatlarıdır, böyle bir adam kâfirin ta kendisidir.” Dediler. İmamı Azam susuyordu. “Yâ imam sen ne dersin” dediler. İmamı Azam: “Bunlar müminin sıfatıdır, böyle biri müminin ta kendisidir” dedi. İtiraz ettiler. “Yâ imam nasıl olur, mümin cenneti istemez mi, cehennemden korkmaz mı?” diye.
İmam tek tek açıkladı:
Gerçek bilinçli mümin cennet istemez, sahibi Allah’ı ister, cehennemden korkmaz Allah’tan korkar. Ölü eti dediğiniz balık etidir. Görmediğine şahitlik eder, çünkü Allah’ı görmez ama kesin inanır. Rükusuz secdesiz kıldığı namaz cenaze namazıdır. Fitneyi sever, çünkü fitneden maksat mal ve evlattır. (Kur’an’da mal ve evladın müminler için fitne-imtihan olduğu belirtilmiştir.) Hakkı istemez çünkü haktan kasıt ölümdür. Müminde olsa kimse ölümü istemez…