Muharrem GÜNAY: CUMA NAMAZI VE CUMAYI TERK ETMENİN HÜKMÜ VE KEFENİNİZ SİZİN OLSUN

OTUZ RAMAZAN OTUZ KONU VE OTUZ HİKÂYE
CUMA NAMAZI VE CUMAYI TERK ETMENİN HÜKMÜ VE KEFENİNİZ SİZİN OLSUN

Muharrem GÜNAY
Toplamak, toplanmak anlamlarına gelen Cuma, haftanın günlerinden birisinin adı ve Kur’an’dak, 62. surenin adıdır. İslam dininde haftalık ibadet günü olarak seçilmiş ve bu günün bir bayram olduğu hadisi şeriflerde belirtilmiştir.(Beyhaki, III, 243) Cuma namazı farz-ı ayındır. Farz olduğu, Kitap, Sünnet ve icmâ ile sa¬bittir. Kur’ân-ı Kerîmin 62. sûresi, cuma namazından bahsettiği için Cuma sûresi olarak adlandırılmıştır. Bu sûrede yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“Ey iman edenleri Cuma günü namaza çağrılınca Allah’ı anmaya (namaza) koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Na¬maz kılınınca yeryüzüne yayılın da Allah’ın lütfünü arayın ve Allah’ı çok çok anın ki felah bulaşınız” (el-Cum’a 62/9-10).
Hadis kitaplarında gerek cuma namazının fazileti, gerekse kuvvetli bir farz olduğu ve bu namazı özürsüz olarak terk etmenin büyük günah sayıldığı konusunda sahih hadisler bulunmaktadır. “Allah, önemsemediği için üç cumayı terk eden kimsenin kalbini mühürler” (Ebû Dâvûd, “Salât”, 204; İbn
Mâce, “îkâmetü’s-salât”, 93; Tirmizî, “Cum’a”, 7; Nesâî, “Cum’a”, 2) ve “Birtakım kimseler, ya cuma namazını terk etmekten vazgeçerler ya da Allah onların kalplerini mühürler ve artık onlar gafillerden olurlar” (Müslim, “Cum’a”, 12; Nesâî, “Cum’a”, 2).
Bizden önceki atalarımız çok sıkıntılar halinde bile Cuma’yı terk etmemişlerdir.
Sevgili Peygamberimiz (SAS) buyuruyor ki:
“Özürsüz olarak üç Cuma terk edenin kalbini Allah mühürler.”
Başka bir rivayete göre, hadisin son kısmı:
“… O kimse İslam’ı arkasına atmış (İslam’a değer vermemiş) olur” şeklindedir.(İmam-ı Gaz, Mükaşefetül Kulüb: 525)
Adamın biri İbni Abbas (r.a.)’ a ömründe hiç Cuma’ya gitmeksizin ve hiç bir namazı cemaatle kılmaksızın ölen kimsenin durumunu sordu. İbni Abbas “ O cehennemliktir ” diye cevap verdi. Fakat adam aldığı cevaptan memnun olmayarak bir ay boyunca çeşitli kereler İbni Abbas’a başvurarak aynı meseleyi sordu ve her defasında “O cehennemliktir “ cevabını aldı. ( İ. Gazâli; a.g.e. s.525 )
Cuma namazını özürsüz terk eden dinden çıkmaz fakat hadisi şeriflerde de belirtildiği gibi büyük günah işlemiş, İslam’a gereken değeri vermemiş olur,
Bütün müctehidlere göre cuma namazı farz-ı ayın olup, Rasûlullah za¬manından itibaren farklı görüş açıklanmadığı için, bu hususta icmâ meyda¬na gelmiştir.
Cuma namazı, cuma günü öğle namazı vaktinde kılınan ve farzı iki rek’at olan bir namazdır. Bu namazdan önce hatibin hutbe okuması namazın sıhhat (geçerlilik) şartlarındandır. Cuma namazı o günkü öğle namazının yerini tutar.
Toplamak, toplanmak anlamlarına gelen Cuma, haftanın günlerinden birisinin adı ve Kur’an’dak, 62. surenin adıdır. İslam dininde haftalık ibadet günü olarak seçilmiş ve bu günün bir bayram olduğu hadisi şeriflerde belirtilmiştir.(Beyhaki, III, 243) Sevgili Peygamberimiz Cuma günü hakkında:
Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Çünkü Hz. Adem o gün yaratrıldı, o gün cennete girdi ve o gün cennetten çıkarıldı. Kıyamette o gün kopacaktır.” (Müslim, Cuma, 18) buyurmuştur.
Yüce Allah (cc) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:
Ey Müminler Cuma günü namaza çağrılınca alış-verişi bırakarak hemen Allah’ı zikretmeye koşun. Böyle davranabilirseniz sizin için daha hayırlıdır.” (Cuma suresi, ayet: 9)
Sevgili Peygamberimiz buyurdu ki:
“Güneş altındaki günlerin en hayırlısı Cuma günüdür. Âdem (a.s.) o gün yaratılmış, o gün cennete girmiş, o gün yeryüzüne indirilmiş, o gün tövbesi kabul edilmiş, o gün ölmüştür. Kıyamet o gün kopacaktır. Meleklerin gökte taktığı isme göre Allah’ın katında “Yevm’ü-l Mezid“ (arttırma günü)dir. Cennette Allah (cc) cemali o gün görülecektir.” Hadislerde belirtildiğine göre Ulu Allah her Cuma günü 600 bin kişiyi Cehennemden azad eder.” (İ.Gazali, Mükaşefetül Kulub: 526 )
Her dinin kendine göre bir kutsal günü vardır, Hıristiyanların kutsal günü, Pazar; Yahudilerin, Cumartesi; Müslümanların ise günü Cuma, kimliklerini yansıtan mübarek günleridir.
Bildirildiğine göre, Hıristiyan ve Yahudilere Cuma günü verildi. Fakat hakkında anlaşmazlığa düşünce onlardan alındı. Sonra Allah, o günü bize hediye etti, o günü bu ümmete bırakarak bizlerin bayramı yaptı. Bu ümmet ona ilk ve asıl sahip olandır.
Hadiste bildirildiğine göre Ulu Allah her Cuma günü, altı yüz bin kişi cehennemden azad eder. ( Allah bizi o kullarının içine dâhil eylesin )
Ka’b-ul Ahbar ( r.a. ) buyurur ki; “Ulu Allah beldeler içinde Mekke’yi, aylar içinde Ramazan’ı, günler içinde Cuma’yı ve geceler içinde Kadir Gecesini üstün kılmıştır.”
Söylendiğine göre, Cuma günü, kuşlar ve böcekler aralarında karşılaşınca “Selam, selam, ne iyi gün “ derler.
Peygamberimiz (sas ) buyuruyor ki:
Cuma günü veya gecesi ölene Allah şehit mükâfatı yazar ve onu kabir fitnesinden korur “ (İmamı Gazali, 451)

CUMA GÜNÜ HAFTALIK BAYRAM GÜNÜDÜR
Cuma günü Müslümanların haftalık bayramıdır; Cuma günü Müslümanların kabir azabı kaldırılır. Cuma gününe Cuma akşamından yani Perşembe gününden itibaren bir bayram havasıyla hazırlanmak, gecesinde Yasin-i şerif okumak, tövbe ve istiğfar etmek gerekir. Cuma günü Kehf suresini okumak menduptur. Cuma günü gusül abdesti almak ve eşimize ve aile fertlerimize de aldırmak, Cuma namazına en güzel giysilerimizi giyerek erkenden gitmek sünnettir.
Cumadan sonra yedişer defa Fatiha, İhlâs ve muavezeteyn (Gul euzü)leri okumak sünnettir. Bunları okuyanları Allahü Teâlâ bir hafta boyunca bütün kaza ve belalardan korur.

KEFENİNİZ SİZİN OLSUN
Bir ihtiyar… Ömrünün son demlerini yaşamakta… Yolculukta… Azığı bitmiş. Aç. Susuz. Bir kasabaya geliyor. Camiye gidiyor… Hoş geldin diyen yok, perişan haline bakıp bir ihtiyacın var mı diyen yok. Sadece boş ve donuk gözlerle bakıyorlar… Akşam oluyor. Namaz. Yatsı oluyor. Namaz. Buyur eden yok. Tek başına camide. Allah’ ın evinde. Allah’ ın misafiri. O gece ölüyor. Belki de açlıktan.

Sabah namazına gelen aynı insanlar. Yabancıya karşı vazifelerini yapıyorlar. Yıkıyorlar, kefenliyorlar ve gömüyorlar.

Gömüldüğünün gecesi gene sabah namazı. O da ne; Mihrapta bir kefen. Kefen. Bir kâğıt. Kâğıt boş değil. Bir yazı:
Biz size bir misafir gönderdik. Hem yorgundu. Hem de aç. Onu misafir etmediniz. Ne yedirdiniz ne de içirdiniz. Alın istemiyoruz. Kefeniniz de sizin olsun!

Aman… Aman… Dikkat. Gelen Allah misafiridir… Aman… Aman ha…
KÖPRÜYÜ GEÇENE KADAR
Bir delikanlı varmış. Bir köye gidecekmiş; fakat gideceği köydeki köprü, ha düştü ha düşecek.. Köprünün başına gelmiş, türkü söyleye söyleye öbür tarafa geçmiş.
Bir mübarek zât da bu taraftan seyr ediyormuş. Aynı anda bir mübarek zât gelmiş, okumuş, köprünün sallandığını görünce, Cenab-ı Hakka yalvarır. Tam köprünün üzerine geldiğinde, köprünün ipleri kopar ve nehire düşerek ölür.
O mübarek zât elini açmış, Ya Rabbi, öteki delikanlı köprüye bakmadı bile. Türkü söyleye söyleye karşıya geçti. Bu zavallı çok yalvardı, yakardı; ama nehre gitti. Ya rabbi, nedir bunun hikmeti, demiş.
Allahü Teala buyurmuş ki;
O genç, her zaman, gece gündüz hep beni andı. Köprünün başına gelinceye kadar beni andı. O köprüye gelince, ben de onu andım. O beni hiç unutmadı, ben de onu köprüde unutmadım. Karşıya onun için rahat geçti. Öteki, ölümü görünce zikr etmeye, dua etmeye başladı. Halbuki, köprüyü görünce değil, çok eskiden beri benimle beraber olsaydı, ben de köprüde onunla beraber olurdum.