Muharrem GÜNAY: ORUCU BOZAN ŞEYLER

OTUZ RAMAZAN OTUZ KONU VE OTUZ HİKÂYE 5

ORUCU BOZAN ŞEYLER

Orucu Bozup Hem Kaza hem de Kefareti Gerektiren Haller

 

  1. Mazeretsiz olarak, oruçlu olduğunu bilerek bir şey yemek ve içmek.
  2. Dışarıdan buğday, arpa, pirinç veya susam tanesi kadar bir şeyi alıp yutmak.
  3. Oruçlu olduğunu bile bile cinsel ilişkide bulunmak. Koca karısını ilişkiye zorlarsa koca ya hem kaza hem kefaret, karısına sadece kaza gerekir. (Erkeğin ilişkiye zorlanması söz konusu değildir, çünkü erkekte sertleşme kendi isteği ile gerçekleştiğinden erkeğin ilişkiye zorlandığını iddia etmesi uygun değildir.)
  4. Sigara içmek ve benzeri şeylerle tütsülenip dumanını içeri çekmek.
  5. Enfiye çekmek
  6. Buğday ve arpa tanesi yutmak.
  7. Az miktarda tuz yemek
  8. Kan aldırdıktan veya karısını öptükten sonra orucu bozuldu kanaatiyle bile bile orucunu bozmak.

Bu durumlarda oruç hem kaza edilir hem de 60 gün kefaret olarak oruç tutulur.

Kefâreti Düşüren Şeyler

Kefareti gerektiren bir şeyle orucunu bozan kimse, aynı gün oruç tutamayacak derecede hastalanırsa veya kadın ay hali yahut da loğusa olursa kefaret düşer sadece bir gün kaza gerekir. Ancak hastalığın kendi isteği ile değil, istem dışı olması gerekir. Yine aynı gün sefere çıkmak kefareti düşürmez.

Orucu Bozup, Yalnız Kazayı Gerektiren Haller

  1. Un, hamur, bir defada çok miktarda tuz ve zeytin çekirdeği gibi yenilmesi ya da yutulması uygun olmayan şeyleri yemek veya yutmak.
  2. Taş, toprak, demir, altın ve gümüş gibi şeyleri yutmak.
  3. İçi olmayan ceviz ve badem yemek.
  4. Boğazına kaçan kar veya yağmuru kendi isteği dışında yutmak.
  5. Başkasının zorlaması ile orucu bozmak.
  6. Dişler arasında kalan nohut tanesi kadar yiyeceği yutmak.
  7. Abdest alırken ağzına ve burnuna su verirken kendi isteği dışında boğazına su kaçması.
  8. Unutarak yiyip içtikten sonra orucum bozuldu sanarak yiyip içmek.
  9. Kendi isteği ile ağız dolusu kusmak.
  10. Kendi isteği ile ağzına ve genzine duman çekmek. Kendi isteği dışında olursa oruç bozulmaz. Çekilen duman sigara dumanı ise kefaret gerekir.
  11. Güneş batmadığı halde, battı zannederek iftar etmek.
  12. İmsak vakti geçtiği halde daha vakit var zannederek yemek ve içmek.
  13. Cinsel ilişki dışında kadına dokunmak ve öpmek suretiyle boşalmak.
  14. Ramazan orucundan başka bir orucu bozmak.
  15. Misafir iken oruca başlayıp ikamete niyet ettikten sonra yemek içmek.

       16.   Mukim iken oruca niyet ettikten sonra sefer mesafesi yolculuğa niyet ederek bulunduğu yerin sınırlarını geçtikten sonra orucu bozmak.

Oruca niyetlenen kadın, gündüz ay hali ve loğusa olursa, orucunu bozması lazımdır. Fakat nasıl olsa orucum bozuldu diye açıktan yemesi adaba uygun değildir.

Kadın bu gün ay halimdir diyerek ay hali gerçekleşmeden orucunu bozmamalıdır.

Hasta ve yolcu olup oruç tutmayan kimseler açıktan yeme ve içmeleri uygun değildir.

Gündüz iyileşen hasta, ay hali biten kadın, yolculuğu sona eren insan, akıl baliğ olan çocuk ve Müslüman olan gayri müslimin oruca saygı bakımından iftara kadar bir şey yiyip içmemesi gerekir.

 

BİLGİN İLE KAYIKÇI

Kendini beğenmiş bir gramer (nahiv) bilgini, boğazdan karşıya geçmek için bir kayık kiraladı ve kurumla oturdu yerine.

Kayıkçı olgun ve yaşlı bir insandı. Hiç ses çıkarmadan küreklere asılıyor,  yolcusunu sağ salim karşıya geçirmek ve üç beş kuruş kazanmak istiyordu.

Denizin orta yerine geldikleri zaman bilgin kayıkçıyı küçümser bir edâ içinde sordu: Sen hiç gramer okudun mu? Dil biliminden anlarmısın?

Kayıkçı, Hayır efendim dedi. Ben cahil bir kayıkçıyım, dediğiniz şeylerden hiç anlamam. Vah vah! Dedi Bilgin, ömrünün yarısı boşa geçmiş!

Böyle bir süre ilerledikten sonra rüzgar şiddetini artırmaya, dalgalar büyümeye başladı. Denizde fırtına çıkmış Bilgin korkmaya başlamıştı. Kayıkçı olağanüstü bir güçle kurtulmaya, sağ salim karşı kıyıya geçmeye çalışıyordu. Gördü ki artık kurtuluş ümidi yok. Bilgine dönüp sordu:

Efendim, yüzme bilirmisiniz?

Bilgin:

Ne yazık ki bilmiyorum diye inledi.

O zaman kayıkçı:

Vah vah dedi. Şimdi ömrünün hepsi boşa gidecek! Keşke gramer bileceğinize benim gibi yüzme bilseydiniz de canınızı kurtarsaydınız. (Mesnevi’den)

BİR SARHOŞUN YEDİ KARAKTERİ

Nuh Peygamber asma kökleri dikmiş, geniş bir üzüm bahçesi meydana getirmek istiyordu Fakat diktiği kökler bir türlü yeşermek bilmiyordu Nûh Peygamber, “Acaba neden yeşermiyor?” diyerek tasalanıp dururken bir gün kendisine yaşlı bir ihtiyar kıyafetine bürünerek lânetlik şeytan çıkageldi ve “Ey Allah elçisi!” dedi “Eğer bağının yeşererek üzüm vermesini istiyorsan izin ver de bütün asma köklerinin diplerine şu yedi hayvanı keserek kanlarını akıtayım ”
Bağının yeşerip de çil çil üzümler vereceğini duyan Nûh Peygamber, “bildiğiniz gibi yapın” diyerek şeytana izin verdi Şeytan da şu yedi hayvanı kesti:
Arslanı, Ayıyı, Kaplanı, Çakalı, Köpeği, Horozu, Tilkiyi, bütün bunların kanlarını asmaların köklerine bir bir döktükten sonra, bağ yeşerdi ve üzüm verdi Böylece şeytanın ileri sürdüğü iddiası yerine gelmiş oluyordu Daha önce tek renkte olan üzümler adı geçen hayvanların kanlarıyla sulandıktan sonra tam yedi renge bürünmüşlerdir
İşte bunların kanlarını asmaların köklerine bir bir döktükten sonra, bağ yeşerdi ve üzüm verdi Böylece şeytanın ileri sürdüğü iddiası yerine gelmiş oluyordu Daha önce tek renkte olan üzümler adı geçen hayvanların kanlarıyla sulandıktan sonra tam yedi renge bürünmüşlerdir
İşte o yüzdendir ki içki kullanan kimsede şu yedi karakteri görmekteyiz Her içki içen kimse sarhoşken; kendini aslan gibi cesur, ayı gibi kuvvetli, kaplan gibi öfkeli (kükremiş), çakal gibi konuşkan (uluyan) köpek gibi kavgacı (hırlayıcı), tikli gibi kurnaz ve intikamcı, horoz gibi ötücü hisseder