Muharrem GÜNAY: ORUCUN FAYDALARI

OTUZ RAMAZAN OTUZ KONU VE OTUZ HİKÂYE 4

ORUCUN FAYDALARI

Muharrem  GÜNAY

Oruç, nefsimizin istek ve arzularından kendi irademizle uzak durmamızdan dolayı bir yönüyle irade eğitimine, açlık ve susuzluğun verdiği sıkıntıya katlanmak yönüyle de sabır eğitimine dönüşmektedir.

Toplumsal hayatta görülen taşkınlık ve huzursuzlukların yönü nefsimizin esiri olmaktan maddi zevk ve şehvetler peşinde koşmaktan kaynaklanmaktadır. Bu bakımdan oruç insanın hem kendisine hem de başkalarına zulmetmesine neden olan nefsi emmareyi teskin etmenin de bir ilacı, aşırılıkları törpülemenin bir çaresidir.

Oruç özet olarak: İradeyi kuvvetlendirir, dayanma gücünü artırır. Nefsi terbiye edip, disiplin altına alır. Sıkıntı ve açlığa katlanma alışkanlığı doğurur ve geliştirir. Fakir ve muhtaçları, aç ve perişan durumda olanları hatırlatır, onlara ilgi duyma ve yardımlaşma, dayanışma bilincini geliştirir. Hayatın yeme, içme ve benzeri ihtiyaçları yerine getirmekten ibaret olmadığını, insanın daha yüksek amaçlar için yaratıldığını, yaratılış gayesini ve hikmetini öğrenmesine vesile olur. Toplu kılınan namazlar ve yapılan iftarlarla toplumun birlik ve beraberliğine vesile olur.

Oruç gösterişten, riyadan uzak bir ibadet olmanın yanı sıra, İnsanın düşmanı olan şeytanı kahretmek için de bir vesiledir. Çünkü şeytanın saptırma vesilesi şehvetlerimizdir. Şehvetler ise, ancak yemek, içmek, eğlenmek gibi işlerle gelişir ve insanın nefsi de bu işleri yapmaya yatkındır. Bu sırra binaen Sevgili Peygamber(SAV) şöyle buyurmuştur:

Gerçekten şeytan, insanoğlunda kanın deveran yerinde (damarda) dolaştığı gibi, dolaşır. Binaenaleyh açlık (oruç) ile şeytanın deveran ettiği yolları daraltınız.” (Müslim ve Buhari, Safiyyeden rivayet) Bu bakımdan oruç tutmak hem şeytanın yollarını daraltır hem de onu kahreder. Oruç tutmamak ise hiç şüphesiz şeytanı sevindirir.

Oruç, yeme içmeye ara vermekle, yoksulların halini daha iyi anlamaya ve onların sıkıntılarını gidermeye de vesile olmaktadır. Çünkü Sevgili Peygamberimiz: “Kim ki bir Müslüman kardeşinin sıkıntısını giderirse Allah (CC) ta onun sıkıntısını giderir” buyurmaktadır. Bu yönüyle oruç aynı zamanda toplumsal bir ibadettir.

Oruç, nefsin kötü istek ve arzularından, İslam’ın uygun görmediği kötü huy ve alışkanlıklardan uzak tutması açısından da sabırla direk olarak alakalı bir ibadettir. Tirmizi ve İbni Mace’nin naklettiği bir hadise göre Sevgili Peygamberimiz (SAV): “Oruç sabrın yarısıdır”, (Tirmizi, “ Da’avat “, 86) İbni Mesut’tan Ebu Nuaym’ın naklettiği bir hadise göre ise : ”Sabır, imanın yarısıdır” buyurmuştur. (İ.Gazali, İhyau ‘ Ulumi’d Din cilt 1, s.593)

Yüce Kitabımızda ayrıca sabırla ilgili çok sayıda ayet vardır:

“Namaz ve sabırla yardım isteyin“ ( Bakara/153 ), “Sabredenlere mükâfatları bol ve hesapsız olarak verilir.” (Zümer/10)

Bütün bunların yanında orucun sağlık açısından da birçok yararlarının olduğu hekimler tarafından ifade edilmektedir. Ramazan orucu, yıl boyunca durmadan çalışan ve yorulan vücudun bakıma ve dinlenmeye alınması gibidir. Orucun özellikle mide ve sindirim organları açısından çok yararlı bir ibadet şekli olduğu uzmanlarca belirtilmektedir.

Ramazan ve Oruçla ilgili Sevgili Peygamberimizin çok sayıda hadis-i şerifleri vardır. Peygamber (S.A.S) buyuruyor ki:

“- Ramazanın ilk gecesi girince, bir ay boyunca bir tanesi bile kapanmamak üzere, bütün cennet kapıları açılır ve Allah’ın emri uyarınca şöyle seslenilir, “ Ey hayır arayıcısı, gel! Ey kötülükte ileri giden, kendine gel! Günahlarının affedilmesini dileyen yok mu ki, günahları affedile! Bir isteği olan yok mu ki, dileği yerine getirile! Tövbe eden yok mu ki, tövbesi kabul oluna! Bu davet tan yeri ağarana kadar devam eder. Allah her bayram gecesi bir milyon kişiyi cehennemden azat eder.” (İ.Gazali, Mükâşefetü’l Kulüb/558)

Selman-ı Farisi ( R.A.) buyuruyor ki: “Şaban Ayının son günü Peygamberimiz bize hitap ederek şöyle buyurdu:

“- Ey insanlar! Sizi büyük bir ay gölgesi altına almak üzeredir. İçinde bin aydan hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Allah, o ay içinde oruç tutmayı farz geceleri ibadetle geçirmeyi nafile kılmıştır.

Kim bu ayda bir hayır işlerse başka zamanda bin hayırı yerine getiren gibidir. Bu ayda bir farzı yerine getirirse başka zamanlarda yetmiş farz yerine getiren gibidir.

Bu ay sabır ayıdır. Sabrın mükâfatı ise cennettir. Bu ay yardım ayadır, içinde müminin rızkının arttığı bir aydır. Kim bu ayda bir oruçluyu iftar ettirirse, bir köle azat etmiş gibi sevap kazanır ve günahları bağışlanır.”

Selman-ı Farisi buyuruyor ki: Bu sırada, “ Ya Resulallah, hepimizin oruçluyu iftar ettirmeye varlığı yetmez” dedik. Peygamberimiz sözlerine şöyle devam buyurdu:

“- Allah, o sevabı, oruçluyu bir yudum süt, bir içim su ve bir hurma ile iftar ettirene de verir. Kim oruçlunun karnını doyurursa bu onun günahlarının bağışlanmasını sağlar, Allah ona benim Havz’ımdan bir kere içirir de artık hiç susamaz olur. Ayrıca oruçlunun mükâfatından hiç bir şey eksilmeksizin onunki kadar sevap kazanır.

Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret-bağış ve sonu cehennemden kurtuluştur. Kim bu ayda kölesinin, işçisinin- emri altındakilerin işini hafifletirse Allah onu cehennemden azad eder.

Bu ay içinde dört şeyi çokça yapın. İkisi ile Rabbimizin rızasını kazanırsınız. Diğer ikisi de sizin için kaçınılmaz ve ihmal edilmez ihtiyaçlardır.

Rabbinizin hoşnutluğunu kazandıran iki şey, Allah’tan başka ilah olmadığına şahadet etmek ve O’na istiğfar etmektir. Sizin için kaçınılmaz ve ihmal edilmez olan diğer iki şey de, Rabbinizden cennet istemeniz ve sizi cehennemden korunmasını dilemenizdir.” (İ.Gazali, Mükâşefetü’l Kulûb/559)

Yine Sevgili Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

“- Kim inanarak ve önemini anlayarak Ramazan Orucunu tutarsa, geçmiş ve gelecek bütün günahları affedilir”

“-Ulu Allah “ insanoğlunun oruç hariç, her ameli kendisi içindir. O sırf benim içindir ve mükâfatını da yalnız ben veririm” diye buyuruyor. Ulu Allah’ın kendisine izafe ettiği bir ibadet için başka bir şey söylemeye lüzum yoktur.”

“ Ümmetime, Ramazan ayında, daha önceki ümmetlere verilmeyen beş özellik verilmiştir:

1.Allah katında oruçlunun ağız kokusu, miskten daha hoştur.

2.İftar anına kadar melekler onlar için istiğfar eder.

3.O ayda şeytanların elebaşları tutuklanır.

4.Ulu Allah her gün “Salih kullarının kötülük ve sıkıntıdan kurtulmaları yakındır” buyurarak her gün cenneti süsler.

5.O ayın son gecesinde günahları affedilir.”

Sahabeler “Ya Resulallah, o gece Kadir Gecesi midir” diye sordular. Peygamber’imiz onlara şu cevabı verdi. “ Hayır, Fakat her iyi amel işleyenin ameli bitince, mükâfatı verilir.” (İ.Gazali, 559)

Yine sevgili Peygamberimiz oruçla ilgili bir başka hadislerinde şöyle buyuruyor:

“Cennetin ‘reyyan’ (lügatte kana kana su içen demektir.) adlı bir kapısı vardır. O kapıdan ancak oruç tutanlar cennete girerler “(Müslim ve Buhari, Sehl ibni Saaddan)

“Oruçlunun iki sevinci vardır: İftar ettiği zaman ki sevinci ve Rabbi ile buluştuğu zamanki sevinci “ ( Müslim ve Buhâri, Ebu Hureyre’den

“Oruçlunun uykusu da ibadettir” (İbni Mendeh İbni Muğire’den, İhya cilt 1595 )

Kulunun tuttuğu orucundan dolayı Cenâb-ı Allah meleklere karşı övünerek şöyle der:

“Ey meleklerim! Kuluma bakınız! Şehvetini, lezzetini, yemesini ve içmesini benim için bırakmıştır. (terk etmiştir)” (İhyau ulumü’d Din 1/596)

Allah’ın Resulü da ümmetinin tuttuğu oruç ile iftihar ederek şöyle buyurmuştur:

“Allah  Gençlerle İftihar Eder”

“Gerçekten Allah meleklere karşı, abid bir genç ile iftihar ederek buyurur: Ey şehvetini benim için terk eden genç! Ey gençliğini bana bahşeden genç! Sen benim neznimde meleklerimin bazısı gibisin” (İhya 1/595)

İşte Allah‘ın meleklere secde edin diye Emir ettiği insan bu insandır. İnsan başta orucu olmak üzere takvası ve ibadetleri ile öylesine yücelir ki  ona  melekler bile  imrenir.

BENCİLLİK

“Dünya hayatında hep kötülük işleyen bir adamı ölünce cehennem kapısında bir melek karşılamış. Melek adama şöyle bir bakıp seslenmiş ;”Hayatta iken tek bir gün bile birisine iyilik yaptıysan şayet buraya girmeyeceksin. Ama yapmadıysan kaderine küs demiş“” Günahkar adam uzun süre düşündükten sonra ” şey demiş hatırladım.”

“Bir keresinde ormanda gördüğü örümceği hatırladı. Balta girmemiş ormanda yürürken önüne bir örümcek ağı çıkmıştı. Adam ağı bozmamak ve örümceği ezmemek için o gün yolunu değiştirmişti. Heyecan içinde o günü meleğe anlattı. Melek adama gülümsedi ve ardından elini şaklattı. Gökten gürültüyle bir örümcek ağı indi. Melek bir adama baktı bir de örümcek ağına. “Bu ağa tutunarak cennete girebilirsin haydi başla” demiş. “Adam bu ağa tutunarak cennete girebilmek çocuk oyuncağı” diye düşündü kendince. Adam neşe içinde ağa tırmanırken cehennemden bazıları da bu ağa tutunarak cennete gitmeye çalıştılar. Ama adam ağın o kadar çok insanı taşımayacağından korkarak onları itmeye başladı. Tam o sırada ağ gerçekten koptu ve diğerleri ile birlikte adam da cehenneme düştü. “Yazık” dedi melek. Bencilliğin hayatında işlediğin tek iyiliği de kötülüğe dönüştürdü. O insanlara şefkat gösterebilseydin eğer ağın herkesi taşıyabileceğini de görecektin” demiş…

”Unutmayın ki yaşamın örümcek ağını ören insanın kendisi değildir. O bu ağda sadece bir teldir ve bu ağa yaptığı katkıyı aslında kendi yaşamında yapmaktadır. Örümcek ağınızı örerken bile iki kere daha fazla düşünün. Zira her ördüğünüz ağ kendi geleceğinize attığınız bir düğümdür. Çözmek için dost aradığınızda bulamayabilirsiniz”…

BOŞ ZAMAN

Her sabah kalktığımızda defterimiz 24 saatle doldurulur. Rasulullah (SAV) bunu bize şöyle ifade eder:          “Hiç bir sabah yoktur ki tanyeri, iki melek şunları söylemeden ağarsın: “Ey Âdemoğlu! Ben, yeni bir günüm ve senin davranışlarına şahidim, o halde beni en iyi şekilde kullan çünkü Kıyamet Günü’ne kadar bir daha gelmeyeceğim.”

Her gün iftihar edilecek şeylerle doldurulmalıdır. Şu anda başlamaya hazır değilsek, iyi niyetimiz ne olursa olsun, bir zaman yarın, bir zaman gelecek hafta, bir zaman bügünden 10 yıl sonra aynı şeylere saplanıp kalacağız.

Kullanılmayan dakikalarınızı ne yaparsınız: Sizin deyiminizle, kayıp zamanlarınızı? Bu boş zamanların iyi kullanılmasıyla kitapların okunulabileceğinin, Kur’an ve Hadis ezberlenebileceğinin ve belki dereceler alınabileceğinin farkında mısınız? Bu boş zaman, tren, uçak ya da otobüs beklerken ya da seyehat ederken harcadığımız dakikalar olabilir. Bu zamana yaratıcı bir zaman dermiydiniz? Bir günde onbeş dakika, bir yılda 11 tam gün demektir: günde 30 dakika, bir yılda 22 tam gün demektir, bu da çalışma saatlerine göre bir aydan fazla demektir. Bazı iş adamlar, vakit nakittir formülünü benimsemeden kimsenin başarılı olamayacağını inancıyla işe başlarlar. İnsanlara fazla para çalma izni vermeyiz, fakat insanların ve meşguliyetlerin zamanımızı çalmasına izin veririz. Biz inanıyoruz ki vakit, nakitten de fazla bir şeydir: o bizim hayatımızdır.