Muharrem GÜNAY: DEVLET MALINI YİYENLER…

Otuz Ramazan Otuz Konu Ve Otuz Hikaye

“PEYGAMBER EFENDİMİZ DEVLET MALINI YİYENLERİN VE BORÇLU OLANLARIN CENAZE NAMAZINI KILMADI”

Muharrem GÜNAY
Hz. Peygamberimizin “ Beytül mal’ dan yani devlet malından yiyenlerin, aşıranların cenaze namazını kılmadığı bilinmektedir. Dinimizde bu suça “Gulul Suçu “ denmektedir.
Gulul (kamu malı talanı) suçunun cehenneme götüreceğini gösteren Kur’an ve sünnet dayanaklı bilgiler, Buhari başta olmak üzere ( bk.Buhari, Meğazi, Hayber bahsi ) hemen tüm hadis ve siyer (Peygamberimizin hayatını anlatan eser türü ) kaynaklarda yer alır. Fıkıh kaynaklarının çoğunda da bu bilgiler vardır. Bu bilgiler, büyük günahlar (el- Kebâir) konusunu işleyen eserlerde de yer almaktadır. (örneğin, ibn Hacer el- Heytemi’nin ‘Ez Zevacir’inde).
Ünlü muhaddis-fakih ibn Hemmam (ölm. 211/ 826 ) o dev eseri el-Musannef’te bize bildiriyor ki, Hz. Peygamber, kamu malından iki dirhemlik bir miktarı çalan Eşça’lı sahabisinin cenaze namazını kılmamıştır. (İbn. Hemmam; El-Musannef,5/224; Ebu Dâvûd, Cihâd 133; Îbn Mâce, Cîhad 34; Muvatta, Cihad 25: Müsned, Iv, 114, V, 192. Ayrıca Bak. El –Camiu Li Ahkâmi’l Kur’an, İmam Kurtibi Tefsiri, Ali İmran 161. Ayetin Tefsiri, )
Hz. Peygamber, kamu malı çalmış, kamu hakkında tasallutta bulunmuş olanların cenaze namazını kılmamıştır. (Zâdü’l- Mead, Beyrut 1981 Baskısı, 1/515, 3/107–108)
Aynı olayı İbnü’l Kayyım’ın sözcükleriyle verelim:
“Bir harp sonrasında Hz. Peygamber’e: ’filanca, falanca şehit oldu‘ diye tekmil verdiler. O, bunların birisi için şöyle dedi: ‘Hayır! İşte o dediğiniz kişi şehit olmamıştır. Ben onu cehennem içinde görüyorum. Sebebi de, kamu malından (beytü’l mal’dan devlet malından) çaldığı bir giysidir. Hz. Peygamber bunun ardından Hattab oğlu Ömer’i çağırarak şu talimatı verdi:
‘Git, Ey Hattab oğlu, git de insanlara şunu duyur: Cennete yalnız ve yalnız müminler girecektir.” (Ayrıca Bk. Müslim, İman; İbn. Hanbel, Müsned, 1/30, 47)
İbnü’l- Kayyım devam ediyor:
Hayber seferi sırasında ölen birinden söz ettiklerinde Hz. Peygamber şöyle buyurdu:
‘Arkadaşınızın cenaze namazını siz kılın’ bu sözü duyan sahabelerin yüzü renkten renge girdi. Bunu gören Hz. Peygamber dedi ki:
‘O arkadaşınız, kamu mallarından bir miktar aşırmıştı. Sebep işte budur.’ Bunun üzerine, sahabeler, ölen adamın eşyasını karıştırıp baktılar, bir de ne görsünler, Yahudilerden ganimet olarak ele geçmiş bir deri pabucu aşırmış” (Ayrıca, İbn. Hanbel, Müsned, 2/213, Ebu Davud, Hadis No: 2712; Hâkim,2/127 )
Başka bir rivayete göre bir adam Hayber’de ok atıyordu. Bu adam öldüğü zaman ashap, “Ne mutlu, şehit oldu!” dediler. Hz. Peygamber (s.a.s) ise: “Hayır. Muhammed’in canı elinde olan (Allah’a) yemin ederim ki, onun taksim edilmeden önce ganimetlerden (gizlice) almış olduğu o kadife, özerinde bir ateş gibi yanacaktır” (Buhâri, Megazî. 38; Müslim, İman, 183 (1/108); Ebu Davud, 3/68.) buyurmuştur.
Aslında mümin olarak ölen herkesin cenaze namazı kılınır. Burada peygamber efendimiz kamu malını talan edenlere karşı bir tavır koymuş. Cenaze namazlarını kendisi kılmamış ve kıldırmamış fakat kılınmasına da mani olmamış ‘arkadaşınızın cenaze namazını siz kılın’ demiştir.
Borcu Olanların da Namazını Kıldırmadı
Sevgili Peygamberimiz borçlu olarak ölenlerin de cenaze namazını hem kılmaz hem de kıldırmazdı. Bir gün bir cenaze getirildi. Rasûlullah (s.a.v.): “Onun borcu var mı?” Diye sordu. “Evet, borcu var dediler.” “Arkadaşınızın namazını siz kılın” buyurdu. Bunun üzerine Ebu Katade; “O borcu ben ödeyeceğim Ya Rasülallah” deyince, Hz. Peygamber de onun namazını kıldırmıştı.” (Nesai, Cenaiz, 67)
YÂ RABBÎ SENDEN ÂFİYET İSTİYORUM
İmam-ı Kuşeyri hazretleri “rahmetullahi aleyh” naklediyor:
Dervişin birisi sürekli, “Yâ Rabbi, senden afiyet istiyorum, Allah’ ım senden afiyet istiyorum” diye dua ediyordu. Kendisine niçin sürekli böyle dua ettiğini sorulunca, şöyle anlattı:
“Tasavvuf yoluna ilk girdiğim günlerde hamallık yapıyordum. Bir gün ağırca bir çuvalı taşıyordum, dinlenmek için yükü bir yere koydum. Hamallık canıma tak etti. Orada:
“Ya Rabbi, eğer her gün bana yorulmadan iki ekmek versen, onlar bana yeter” diye dua ettim. O sırada önümde iki kişi döğüşmeye başladılar; ben de aralarını bulayım diye yanlarına vardım. Birisi, elindeki şeyi hasmına vurmak isterken başıma vurdu, yüzüm kana bulandı. O sırada zaptiyeler gelip ikisini yakaladı, beni de kana bulanmış görünce, kavgacı zannedip onlarla birlikte hapse attı. Bir müddet hapiste kaldım, her gün iki ekmek veriyorlardı. Bir gece rüya gördüm. Bir ses bana:
“Sen her gün yorulmadan iki ekmek istedin, fakat Allah’ tan afiyet (beden, din ve dünya selameti)istemedin. İşte istediğin iki ekmek sana verildi, fakat afiyet verilmedi! dedi.
Rüyadan uyandım, ondan sonra hep
“Ya Rabbi, afiyet ver, Ya Rabbi afiyet ver” diye dua etmeye başladım. Bir ara hücrenin kapısı çalındı, birisi:
“Hamal Ömer nerede?” diye beni sordu. Beni götürdü, ellerimi çözüp serbest bıraktılar”