Muharrem GÜNAY: MİRAÇTA Hz. MUHAMMED’E GÖSTERİLEN TÜRK HAKANI SATUK BUĞRA HAN

Otuz Ramazan, Otuz konu / 8

KÖTÜ HUY VE ALIŞKANLIKLARDAN UZAK DURMAK ve MİRAÇTA HZ. MUHAMMED’E GÖSTERİLEN TÜRK HAKANI SATUK BUĞRA HAN  8

Oruç, kişinin Rabbiyle gönül bağını güçlendiren, ona manevi ve deruni bir haz tattıran, sabır ve irade eğitimine ve kalp inceliğine yol açan ve ahlakı güzelleştiren bir ibadet olduğu için, fert dilini kötü, çirkin ve başkalarını rencide edecek boş ve gereksiz sözlerden korumalıdır. Hele hele dinimizin hoş karşılamadığı dedi, kodu ve laf taşımaktan bu ayda özellikle kaçınmak gerekir. Peygamberimiz bu konuya dikkat çekerek şöyle buyurmuştur:

“Yalan konuşmayı bırakmayan, yanlış davranışlardan kaçınmayan kimsenin kendini aç ve susuz bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” (BUHARİ, “Savm“, 8) Dinde asıl olan hangi ibadet olursa olsun ibadeti aslına ve amacına uygun olarak yapmaktır. Ancak aslına ve amacına uygun olarak yapılan ibadetten zevk alınır.

Ramazan orucunun kabul olması, ecrinin ve sevabının fazla olması için şunlara dikkat etmek gerekir:

 

Gözü Korumak

 

Oruç tutan Müslüman gözünü haramdan ve şehvet uyandıracak şeylerden uzak tutmalıdır. Cabir (r.a.) Enes (r.a.) den o da Sevgili Peygamberimizden şu hadisi rivayet etmiştir:

“Beş nesne vardır ki, oruçlunun orucunu bozar (sevabını azaltır) Yalan, Gıybet, Nemine (Kovuculuk) Yalan yere yemin etmek, Şehvet ile nazar etmek-bakmak “ (İ.Gazali, İhya-u Ulûmi’d- Din, cilt 1, 603)

 

Dili Korumak

 

Ramazan ayında oruçlu Müslüman dilini, Kur’an okumakla, zikir etmekle, tövbe ve istiğfarla geçirmelidir. Oruçlu, dilini, yalandan, dedi kodudan, gıybetten, iftiradan, çirkin ve kötü söz söylemekten, kavga etmekten ve riya ile konuşmaktan korumalıdır.

Allah’ın Resulü şöyle buyurdu:

“Oruç, mümin için kalkandır. Binaenaleyh herhangi biriniz oruçlu ise, fahiş konuşmasın, cahilce hareket etmesin. Eğer bir kişi kendisiyle boğuşmaya veya dövüşmeye kalkarsa ona:

“Ben oruçluyum, ben oruçluyum” desin.  (Müslim ve Buhari, Ebu Hureyre’den)

 

Kulağı Korumak

 

Ramazan ayında yine kulağı dedikodudan, yalandan, Allah’ın hoş karşılamadığı şeyleri dinlemekten uzak tutmak lazımdır. Oruçlu iken, vaaz, nasihat, ilahi ve Kur’an-ı Kerim dinlemek orucun feyzini, ecrini ve bereketini artırır. Cenâb-ı Allah, Kur’an’da haram yiyenle yalan dinleyeni bir tutmuş ve şöyle buyurmuştur:

Onlar, boyuna yalan dinlerler, boyuna haram yerler.” (Maide / 42)

Yine Sevgili Peygamberimizin “ Gıybet edenle onu dinleyen, günahta ortaktır.” (İ.Gazali, İhya 1 /605)

 

Diğer Azaları Korumak

 

Ramazan’da helal lokma ve helal rızk ile beslenerek,  oruç tutmak ve iftar etmek suretiyle mideyi korumuş oluruz. Ayrıca israftan kaçınmak, sahurda ve iftarda az yemek te orucun ecrini artırmak açısından önemlidir. Yine dilimizi yalandan koruduğumuz gibi elimizi de haramdan korumak, ayaklarımızla Allah’ın hoş karşılamadığı yerlere gitmemek, adımlarımızı cami yollarında tüketmekte yarar vardır.

Allah’ın Resulü : “Kulak emanettir, göz emanettir. Dil Allah’ın bendeki emanetidir, onu korumakla mükellefim, sana kötü cevap vermek suretiyle o emanete nasıl ihanet edebilirim!” (İ.Gazali, İhya,1, 609) buyurmuştur.

Sevgili Peygamberimiz : “Oruç emanettir, binaenaleyh herhangi biriniz, Allah’ın kendisine teslim ettiği emaneti korusun ve zâyi etmesin “(İ.Gazali, İhya,1, 608) buyurdular.

Hem Müslüman kendisine emanet olan bu mübarek ibadeti sırf Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla ve Allah’ın emrettiği, Sevgili Peygamberimizin tuttuğu gibi tutmaya gayret göstermelidir.

 

 

SATUK BUĞRA HAN

 

Hz. Muhammed kanatlı atı Burak’ın sırtında göklere yükseldiği “Mirâc Gecesinde” gök katlarında kendinden önceki peygamberleri görür. Bunlar arasında birini tanıyamaz ve Cebrail’e bunun kim olduğunu sorar. Cebrail : ” Bu peygamber değildir. Bu sizin ölümünüzden üç asır sonra dünyaya inecek olan bir ruhtur. Türkistan’da sizin dininizi yayacak olan bu ruh “Abdülkerim Satuk Buğra Han” adını alacaktır.” Hz. Muhammed yeryüzüne döndükten sonra hergün islâmiyeti Türk ülkesine yayacak olan bu insan için dua etti. Hz. Muhammed’in arkadaşları da bu ruhu görmek istediler. Hz. Muhammed dua etti. Başlarında Türk başlıkları bulunan silâhlı kırk atlı göründü. Satuk Buğra Han ve arkadaşları selâm verip uzaklaştılar. Bu olaydan üç asır sonra Satuk Buğra Han Kaşgar Sultanının oğlu olarak dünyaya geldi. Satuk Buğra Hanın doğduğu gün yer sarsılmış mevsim kış olduğu halde bahçeler çayırlar çiçeklerle örtülmüştü. Falcılar bu çocuğun büyüyünce müslüman olacağını söyleyerek öldürülmesini isterler. Satuk Buğra Hanı annesi : ” Müslüman olduğu zaman öldürürsünüz.” diyerek ölümden kurtarır.
Satuk Buğra Han 12 yaşında arkadaşlarıyla birlikte ava çıkmağa başlar. Avda oldukları günlerden birinde kaçan bir tavşanın arkasından hızla koşarken arkadaşlarından uzaklaşır. Kaçan tavşan durur ve bir ihtiyar insan görünümü kazanır. Satuk Buğra Han’ın sonradan Hızır olduğunu anladığı bu yaşlı kişi ona Müslüman olmasını öğütler ve islâmiyeti anlatır. Satuk Buğra
Kaşgar hükümdarı olan amcasından islâmiyeti kabul etmesini ister. Kaşgar Hanı müslüman olmayacağını söyler. Satuk Buğra Han’ın işaretiyle yer yarılır ve hükümdar toprağa gömülür. Satuk Buğra Han hükümdar olur ve bütün Türk ülkeleri onun idaresinde islâmiyeti kabul ederler. Satuk Buğra Han ömrünü müslümanlığı yaymak için mücadele ile geçirmiştir. Menkabelere göre Satuk Buğra Han’ın düşmana uzatıldığında kırk adım uzayan bir kılıcı varmış ve savaşırken etrafına ateşler saçıyormuş. 96 yaşında Tanrıdan davet almış bu sebeble Kaşgar’a dönmüş ve hastalanarak burada ölmüştür