Nice Yıllara… Aziz MHP – Şükrü Alnıaçık

 

     Atatürk’ten sonra etkisini artıran CHP’deki parti içi muhalefet, 1945’te önce Demokrat Parti olup ayrıldı. 1948’de ise DP’nin muhalefetini yetersiz bulan sert muhalifler, “Millet Partisi”ni kurdular. Böylece Kurtuluş Savaşı’nı yapan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, üçe ayrılmış oldu.   

     1923 ruhu üç parçaya ayrılmıştı:

     1- CHP, İnönü’ye kalmıştı. (1938 CHP’si)

     2- DP, Celal Bayar’daydı. (1946 Ruhu)

     3- MP’nin başında ise Yusuf Hikmet Bayur vardı. (Milliyetçi Öz)

     Millet Partisinin sembol ismi Mareşal Fevzi Çakmak’tı. 1924’te “Askerler ya meclise ya kışlaya” komutuyla asli görevine dönmüş; fakat İsmet Paşa’yla ilgili derin kaygılar 22 yıl sonra O’nu tekrar siyasete döndürmüştü. 46’da Demokrat Parti Milletvekili olduktan sonra Sorbonne mezunu, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, Tarihçi Yusuf Hikmet Bayur’la birlikte Millet Partisi’ni kurdu. O’nun vefatından bir süre sonra 1954’te Millet Partisi kapatıldı. On gün sonra Osman Bölükbaşı, aynı omurga üzerinde Cumhuriyetçi Millet Partisini kurdu. Bu parti 1958’de Köylü Partisiyle birleşerek CKMP oldu.

     Alparslan Türkeş, Cumhuriyetçi “Köylü Millet” Partisi adını ve mütevazı yapısını Gökalp’in sosyal dayanışmacı Türkçülüğünü hatırlatmak için iyi bir platform olarak değerlendirdi. Türk’ün gerçek iktidarı için biraz daha çaba göstermek ve Halkçılıkla Milliyetçiliği değerler sistemi içinde yeniden yorumlamak gerekiyorsu. 9 Işık Doktrini, bu ihtiyaçtan doğmıştur.

     Alparslan Türkeş ve 14’ler grubu üyesi bazı arkadaşları, sürgün dönüşü, 1965’te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisinde siyasete başladılar ve aynı yıl Türkeş, partinin genel başkanı oldu. CKMP, 1969 Kongresinde Milliyetçi Hareket Partisi adını aldı.

     27 Mayıs hareketinin içinde bulunarak Sosyalist azınlık iktidarı (bir tür BAAS) planlarının farkına varan Alparslan Türkeş, Hindistan dönüşü CKMP üzerinden siyasete atılırken, cuntacı devrimci solun sokak hâkimiyetine karşı koyacak bir gençlik örgütlenmesini de (Ülkücü Hareketi) teşkilatlandırdı.

     Türk siyasetinin Türkçü tarihi damarı üzerinde kurulup da ayakta kalabilen tek parti olan Milliyetçi Hareket Partisi, bu yazının kaleme alındığı 9 Şubat 2014 günü, 45. kuruluş yılını kutlamaktadır.

     MHP’li Türkçüler yani Ülkücüler, 12 Eylül öncesinde fedakar bir demokrasi mücadelesi vermişlerdir. Soğuk savaş döneminin kardeş kavgası üreten mücadele sistematiği, MHP’yi, “seçimle iktidara gelebilmek için” yöneticilerinin ve mensuplarının ölümü göze aldığı bir siyasi parti haline getirmiştir. Tarihte bir siyasi partinin demokratik sistem içinde iktidar olmaya çalışırken bu kadar çok can kaybına uğradığına dair başka bir örneğe sahip değiliz.

     Milliyetçi Hareket Partisi, “Jakoben Laikar” Cumhuriyetçilerle, “Küçük Amerikacı” Liberallerin dışında kalan “Milli bir damar”dan gelmektedir. Bu damardaki Türkçü nabız, yüz yıl önce atmaya başlamıştır. Damarın içindeki milli irade ise, binlerce yıl öncesinden süzülerek gelmektedir.
Tarih cahili siyaset yorumcuları, sağcı bir parti olarak tanınan MHP’nin her iki tarafa karşı yürüttüğü muhalefetin bu partinin tarihi kodlarına uygun ve özgün bir politika olduğunu fark etmekte zorlanmaktadırlar.

    Günümüzde hata-sevap analizi yapabilen, tabulardan uzak bir anlayışla 1923 ruhuna, Atatürk’e, Lozan’a ve Kuva’y-ı Milliye’ye en yakın çizgi, Milliyetçi-Ülkücü çizgidir.

     Yine aynı şekilde Türk’e mahsus, kültürleşmiş itikatta tavizsiz fakat amelde hoşgörülü İslam’ın mukaddes değerleri de MHP tarafından büyük bir titizlikle muhafaza edilmektedir.

     Bu ideolojik sübut hali, MHP’nin öteden beri ağır basan milli özelliğiyle, mukaddesatçı hassasiyetin bir sentezidir.
Cumhuriyetin bekası konusunda kafası bir hayli karışık olan AKP yönetimine karşı verilen Cumhuriyet değerlerini koruma mücadelesi, Türk Milletinin manevi ve kültürel değerlerine saygılı bir şekilde sürdürülmektedir.

     Milliyetçi Hareket Partisi’nin Alparslan Türkeş tarafından çizilen milli karakter çizgileri, soğuk savaş döneminde MHP’nin Komünist enternasyonalizmin zararları karşısında sağlam bir duruş sergilemesini sağlamıştı.

     Bugün de CIA eliyle yürütülen, Türk Baharı, BOP, Açık Toplum arayışları ve Turuncu Devrim hareketleri karşısında MHP’nin kararlı bir duruş sergilemesinin temel nedeni, bu hareketlerin gerçekte “milli kaynaklara yönelik bir ekonomik saldırı” niteliği taşımasıdır.

     Nice “zafer” dolu yıllara aziz MHP…