Muharrem GÜNAY: MÜNAFIK DİNDEN GEÇİNEN İNSANDIR!

MÜNAFIK DİNDEN VE DİNDAR GEÇİNEN İNSANDIR (2)

Muharrem GÜNAY
Kur’an-ı kerim’de Bakara suresinin başında Mümin, Kâfir ve Münafık tiplerden söz edildikten sonra 8. âyetten itibaren münafıkların özellikleri sayılmaya başlanır.
“İnsanların bir kısmı da (münâfıkdırlar; onlar kalpten) inanmadıkları halde (dilden) “Allah’a ve âhiret gününe inandık.” derler (ve akıllarınca) Allah’ı ve inananları aldatmaya çalışırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar da farkında bile olmazlar.” (2/Bakara8–9) (bk. 2/165, 204, 207)
“Onların kalplerinde (batılı sevme, maddeperestlik, dünyevîlik, şüphe, münâfıklık ve küfür gibi mânevî ölüme götüren) bir tür hastalık vardır. Allah da onların (bu) hastalığını artırmıştır. (İnanıyoruz diye) yalan söylediklerinden dolayı onlar için dayanılmaz bir azap vardır. (2/Bakara-10) (bk. 4/142-143) (Çünkü yalan münâfıklık alametlerinin ilkidir.)
“(Kendilerine:) “Yeryüzünde (Allah’ın emirleri dışına çıkarak) sakın fesat çıkarmayın (bozgunculuk yapmayın)!”[9] denildiği zaman: “Bizler sadece düzeltenleriz.” derler.” (2/Bakara-11)
“İyi bilin ki (Allah’ın hükümlerini beğenmeyip aykırı hareket ettiklerinden dolayı toplumda) asıl bozguncu onlardır. Fakat (bunun) farkında değildirler.” (2/Bakara-12)
“Yine onlara: “(Gerçek mü’min) insanların iman ettiği gibi (samimi olarak) iman edin.” denildiği zaman: “Biz ille de, o sefih (ahmak) kimselerin inandığı gibi mi iman edelim? (Bizimki bize yeter.)” derler. İyi bilin ki, asıl sefih olanlar kendileridir. Fakat (bunu) bilmezler. (2/Bakara -13)
“Ama (münâfıklar/Müslümanlık’tan geçinenler) mü’minlere rastlayınca: “Biz de (sizin gibi) iman ettik.” derler. Fakat kendi şeytan (gibi olan yandaş)larıyla baş başa kaldıklarında: “Şüphe yok ki biz (fikir ve ideolojide) sizinle beraberiz, biz sadece onlarla alay etmekteyiz.” derler. (Bakara–14) (krş. 2/76; 57/12–14)
(Bu âyet-i kerîmedeki iman teklifi münafıklaradır. Allahu Teâlâ onların samimi olarak iman etmelerini istemektedir. Onlar ise kalplerindeki sahte imanı Allah’ın bildiğini düşünmeyerek kendilerini elit, seçkin tabakadan görerek, bu zırha bürünüp, samimi Müslümanları küçük görüyorlardı. Ayrıca kâfirler de iman etmemek için aynı bahaneyi ileri sürüyorlardı. Çünkü o samimi mü’min (sahâbî)ler bir cihadda veya bir infakta varlıklarını derhal ortaya koyuyorlardı. Onlar ise, hem Allah ve Rasûlü’nün buyruklarına, iş ve menfaatlerine uygun olduğu kadarıyla ve göstermelik itaat ediyorlar hem de İslâm’ı içlerine sindiremedikleri için, dîne ve o mü’minlere karşı düşmanlıklarını çeşitli engellemelerle gösteriyorlardı. İşte yüce Allah, emirlere intibak ve uyma kabiliyetine sahip olmadıkları için sefihlik ve budalalık sıfatlarını onlara iade etti.) [bk. 26/111] (h.Tahsin Feyizli, Feyzü’l Kur’an)
Münafıkların ahlak bakımından ne kadar düşük insanlardır. Ama (münâfıklar/Müslümanlık’tan geçinenler) mü’minlere rastlayınca: “Biz de (sizin gibi) iman ettik.” derler. Fakat kendi şeytan (gibi olan yandaş)larıyla başbaşa kaldıklarında: “Şüphe yok ki biz (fikir ve ideolojide) sizinle beraberiz, biz sadece onlarla alay etmekteyiz “Bir de bunlar mü’minlere rastgeldikleri zaman genelde “âmennâ=inandık” derler ve ahlaksızlıklarıyla övünürler. Kıpti şecaatin arz ederken sirkatin söyler (Kıptı üstünlüğünü/faziletlerinin anlatırken hırsızlığını söyler) misalinde olduğu gibi münafıklar da şecaat(cesaret) arz ederken alaycı takımı olduklarını ve hainliklerini söylerler. İşte bu ve buna benzer ayetlerden anlıyoruz ki dini bir hükmü alaya ve hafife almak münafıklık alameti olup, insanı dinden çıkarır.
Bakara 13. âyette de belirtildiği gibi münafıklar inananları sefih yani çaresiz, saf ve enayi sayarlar. Fakat ayette görüldüğü gibi Yüce Allah onlara: “Asıl siz sefihsiniz, enayisiniz” diyor.