Muharrem GÜNAY: Kula Kulluk İnsan Fıtratına Ters Düşer

KULA KULLUK İNSAN FITRATINA TERS DÜŞER

Muharrem GÜNAY

Cenâb-ı Hak, insanı kendisini bilmesi, iman ve ibadet etmesi için yaratmıştır. İbadet; boyun eğme, itaat etme, emrin gereğini yerine getirme gibi anlamlara gelir. Allah’a ibadet yalnız namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmekvb. ibadeleri yapmakla gerçekleşmez, Allah’a ibadet etmiş olmak ve O’nu yegâne mâbudolarak kabullenmiş olmak için O’nun koyduğu hükümleri de kabullenmek gerekir. Çünkü Allalh sadece ibadet ilâhı değil, aynı zamanda da hüküm ilâhıdır.
Yüce Allah Kur’an’da:
“Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize (ibadet ve itaatle)
kulluk ediniz ki takvâya erenlerden (emirlerine uygun yaşayıp yasaklarından kaçınarak
korunanlardan) olasınız.” (Bakara 2/21) (krş. Bakara 2/168) der. Bu ayette geçen
“Rabbinize kulluk edin” çağrısı bütün insanlara yapılmış genel bir çağrıdır. Zariyat suresinde
ise; İnsanla beraber cinlerin de yaratılış gâyesine dikkat çekilerek:
“Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım ” (Zariyat suresi
51/ 56) denilir ve Hicr suresinde geçen ayette de görüldüğü gibi insanlar “Sana ölüm
gelinceye kadar, Rabbine ibadet et” (Hicr: 99) çağrısıyla ölünceye kadar Allah’a ibadet
etmeye çağrılmıştırlar; Çünkü kulluk ancak Allah’a yapılır. Beşer yalnız ve ancak Allah’a kulluk edecek fıtratta yaratılmıştır. Kula kulluk insanın fıtratına ters düşer.  Cenâb-ı Hakk, Zariyat suresinde geçen “İllâ li ya’budune” sözleri ile ibadet edilecek
makamın ancak kendisi olduğuna dikkat çekerek “Ben insanları ve cinleri ancak bana
ibadet etsinler (başkasına ibadet etmesinler) diye yarattım” sözleri ile ibadetin ancak
kendisine yapılacağını buyurmuştur. Kur’an-ı kerim’in çeşitli ayetlerinde kulluğun ve ibadetin
ancak kendisine yapılacağını bildiren Yüce Allah şöyle buyurur:
“Ey Âdemoğulları! Ben size: ‘Şeytana kulluk etmeyin/tapmayın, çünkü o, sizin
apaçık düşmanınızdır. Bana kulluk edin, işte doğru yol budur’ diye bildir(ip
emret)medim mi?” (Yasin36/59-60-61)
(Çünkü şeytan, Allah’a teslim olmayan veya olamayan insanları tıpkı kendisi gibi
Allah’a isyan ettirir (2/34). Haramları hoş gösterir (7/16-17). Allah’a değil kendisine itaate
(tapmaya) çağırır. Kendisine uyanlardan/tapanlardan kimi şeytanlaşır ve tâğûtlaşır, kimi kâfir
ve münâfık, kimi de günahkâr olur. Çünkü insan Allah’ın emirlerini arkaya attığı zaman ya
şeytana ya da hevâsına (arzu ve isteklerine) tapmış olur (25/43; 45/23). O’nun emirlerini
“tarihseldir, yöreseldir vs.” diyerek değersiz ve geçersiz sayarsa küfre batmış olur. Şeytan,
Allah’ın uyarısının (6/116) aksine olarak “çoğunluğa uymalı” diye sapmış insanların yolunu
doğru gösterir, haramları alkışlattırır. Şeytan ve ona tapanların biricik düşmanı ise Allah’ın
emirlerine teslim olanlardır. Öncelikli mücadelesi de yine onlarladır. (bk. 2/168-169 ve
açıklaması). İşte yüce Allah, insanları böylece uyarmaktadır.) (Feyz’ül Furkân, H.Tahsin
Feyizli)
Allah’a kulluk sadece ibadetle gerçekleşmez, Allah ibadet ilahı olduğu gibi aynı zamanda hüküm ilahıdır. Bu nedenle Allah’ın koyduğu Kur’an ve sünnet kaynaklı hükümleri hayatımıza hâkim kılmalıyız. Unutmayalım ki Allah’ın koyduğu hükümleri kabul etmeyenler, zalimlerin, fâsıkların ve kâfirlerin ta kendileridir.
Kul kılmış olduğu beş vakit namazda da bu bilinçle hareket eder ve Rabbine “Sen âlemlerin Rabbisin, Rahman ve Rahimsin, din gününün (hem bu dünyanın hem de ahretin sahibi) Sensin” hitabından sonra: “İyyâkena’budü ve iyyâkenesteîyn” (Ancak Sana kulluk ve ibadet eder ve ancak Senden yardım dilerim” der. Bu aynı zamanda kulun yaratıcınsa verdiği bir sözdür. İşte bu sözüne sadık kalarak bir hayat yaşayanlar hem bu dünyada hem de ahrette mutluluğa kavuşanların ve gerçek anlamda kulluk edenlerin  ta kendileridir.