Muharrem GÜNAY: HER MÜSLÜMAN’IN VEREBİLECEĞİ BİR SADAKASI MUTLAKA VARDIR.

HER MÜSLÜMAN’IN VEREBİLECEĞİ BİR SADAKASI MUTLAKA VARDIR.

 Muharrem GÜNAY

Her müslümanın birbirine vereceği bir sadakası mutlaka vardır. Hiçbir şeyimiz yoksa bir birimizin yüzüne tatlı bir tebessümle bakmak bile bir sadakadır. Selamlaşmak, musafaha etmek, tokalaşmak, hal ve hatır sormak, yolunu sapmışa yol göstermek, iyiliği emretmek, kötülüğe engel olmak, iki kişinin arasını düzeltmek, bilmeyen bir kimseye bir şey öğretmek, Müslüman kardeşinin kovasına bir yudum su dökmek, yoldan insanlara zarar veren bir şeyi kaldırmak, hayvanlara içecek ve yiyecek vermek, onların yaralarını sarmak gibi güzel şeylerin hepsi bir sadakadır.

Bir müslümanın bir işini görmek ve ona herhangi bir konuda yol göstermek ve yardımcı olmak ta sadakadır. Bu konuda Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor:

Din kardeşinin bir işini yapana binlerce melek duâ eder. O işi yapmaya giderken, her adımı için bir günahı affolur ve kendisine kıyâmette ni’metler verilir.” (İbn-i Mâce)
“Din kardeşinin bir işini yapmak için gidenin, her adımında 70 günâhı affedilir ve 70 sevâb verilir. O iş bitene kadar, böyle devâm eder. İşi yapılınca, bütün günâhları affedilir. O işi yaparken ölürse, sorgusuz, hesapsız Cennet’e gider.” (İbn-i Ebi’d-dünya)
“Din kardeşine gülümsemen senin için bir sadakadır.”

“Allah güler yüzlü ve yumuşak huylu kimseyi sever. “

“Müslüman kardeşinin yüzüne tebessümle bakmak, iyiliği emir etmek, kötülüğü men etmek, yolunu şaşırmışa yol göstermek, yoldan taş, diken, kemik vb. şeyleri temizlemek, kovamızdan Müslüman kardeşimizin kovasına su dökmek, görmeyene rehberlik etmek sadakadır” (Buhari)

İKİ MÜSLÜMAN KARŞILAŞINCA ALLAH YÜZ RAHMET YARATIR

“İki Müslüman karşılaşıp biri diğerine selam verdiği zaman Allah’a daha sevimli olanı arkadaşına daha çok güler yüz gösterenidir. Birbiri ile musafaha ettikleri zaman Allah onlara yüz rahmet indirir, elini ilk defa uzatana (en güler yüzlü olana) doksan, ikinci uzatana on rahmet iner. (Hâkim) Hadisin bir başka rivayeti :”Allah en güler yüzlü olanına 90’nını verir” şeklindedir.

“İki Müslüman birbiri ile karşılaşır da musafaha ederler ve her ikisi de Allah’a hamd ederse küçük günahları affolunmadan ayrılmazlar. Zira musafaha kalplerdeki kin ve nefreti izale eder.” (Ebu Davud, Edeb, 142)

Hz. Peygamber (sav) bir sahabesi ile yolda karşılaştığı zaman onunla tokalaşır ve ona dua ederdi. Birisine kızdığı zaman “Hay alnı secdeden kalkmayasıca!” diye hitap ederdi. (Nesai)

Peygamberimiz:

Biriniz diğeri ile tanıştığı, yol arkadaşlığı yaptığı zaman adını ve kimlerden olduğunu sorsun. Bu aradaki sevgiyi ve dostluğu artırır.” Buyurmuştur. (Tirmizi, Zühd, 54)

 

Hz. peygamber (sav) bir sahabesi ile karşılaştığı zaman o sahabe yanında durursa peygamberimiz (sav) de dururdu. Elini uzatırsa peygamberimiz (sav) de uzatırdı. O elini çekmedikçe peygamberimiz (sav) çekmezdi. O kimse ayrılmadıkça peygamberimiz (sav) ayrılmazdı. O kimse peygamberimizin (sav) kulağına eğilirse kulak verir, sözünü bitirip kulağını çekmedikçe peygamberimiz (sav) kulağını uzaklaştırmazdı. (Hatib-i Bağdadi, Tarih)

Yüce kitabımızda da bir tatlı sözün ve kusurları bağışlamanın sadakadan daha hayırlı olduğuna dikkat çekilerek şöyle buyrulur:

Bir tatlı dil ve kusurları bağışlamak, arkasından eza ve gönül bulantısı gelecek bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, halimdir, yumuşak davranır.” (Bakara 263)

***

TİLKİNİN TAKSİMİ

Aslan, kurt ve tilki arkadaş olmuş, avlanmaya çıkmışlardı. Akşama doğru bir yaban öküzü, bir dağ keçisi, bir de semiz tavşan yakaladılar. Avlarını sürükleyerek ormana getirdiklerinde kral arslan kurda dönüp:

Bunları aramızda adaletle taksim et bakalım’ diye kurda emir verdi. Kurt:

Padişahım, dedi. Yaban öküzü en büyük hayvan olduğu için size layıktır. Keçi orta boyda, orta irilikte o da benim olsun. Tilkide tavşanı alsın. Aslan kurdun taksimine şiddetle karşı çıkıp: Sen kim oluyorsun da ben varken pay istiyorsun? Diye kükredi. Bir pençe ile kurdu yere yıkıp pençeledikten sonra tilkiye döndü:

Haydi, dedi. Avlarımızı bir de sen taksim et!

Tilki korka korka:

Aman efendim pay etmekte ne imiş? Bu semiz öküz sizin kuşluk yemeğiniz; keçiyi gün ortasında yer, akşama doğru da tavşanla kendinize ziyafet çekersiniz!

Aslan tilkinin taksimini çok beğenmiş yüzü gülmeye başlamıştı. İşte adaletli bir taksim böyle olur diye mırıldandı.

Bu çeşit pay etmeyi kimden öğrendin sen?

Tilki başını çevirip yerde yatan kurda bakarak:

Padişahım, dedi, tabi yerde yatan kurdun halinden…

Aslan bu cevaba daha çok memnun oldu. Aferin dedi. Alçak kurttan ibret aldığın için avların üçü de senin olsun!

Evet, akıllı kişi odur ki çekinilen belada dostlarının ölümünden ibret alır ve nerede, nasıl davranması gerektiğini bilir. Sen aklın ve kurnazlığınla hem canını kurtardın, hem de avların tümüne sahip oldun. Haydi afiyetle ye. (Mesnevi’den)