Kandil Devlet Hastanesi / Şükrü ALNIAÇIK

Kandil Devlet Hastanesi!..

Şükrü ALNIAÇIK

02.09.2015

 

 

Birazdan size aktaracağım bilgiler bir hafta kadar önce elime geçti. Malumu ilam etmek gibi olmasın diye yazmayacaktım.

Aynı zamanda haberde adı geçenlerin tahmin yoluyla güvenliklerine halel gelir diye de anlatmayı mahzurlu bulmuştum. Ancak PKK dün Diyarbakır’ın Kulp ilçesinin hükümet tabibini öldürünce maslahata gerek kalmadı. Bölgede, artık nasıl olsa her devlet memurunun hayatı tehlikededir.

Uzman Doktorların, 12 yıllık ilk ve orta öğretimin üzerine 6 yıl Tıp ve 4 yıl kadar da Uzmanlık eğitimi aldıklarını biliyoruz. Bu insanlar, Türkiye’nin temiz ailelerine mensup, zeki ve çalışkan insanlardır. Meslekleri de herkese nasip olmayan yetenekler, meşakkat ve tahammül gerektirmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti, bölgedeki vefasızlığa, tehdide ve gidenlerin geride bıraktıklarına hiç bakmadan onları zorunlu hizmete tabi tutmakta ve “vatandaşlarına eşit muamele yapabilmek uğruna” evlatlarını ölüm riski altında çalıştırmaktadır.

Buna karşılık, terör örgütü, kağnı arabasına koşulmuş bir çift öküz gibi önüne aldığı ve ara sıra silahın ucuyla arkasından dürterek koşturduğu HDP’nin diliyle Türkiye Cumhuriyeti’ne sövmektedir.

PKK bununla da kalmamakta yol kesmekte, adam kaçırmakta, ambulans yakmakta ve son olayda olduğu gibi durmayana ateş ederek doktor canı almaktadır.

Lanet olsun böyle hükümete, böyle adalete!.. Tüyü bitmemiş yetimin hakkıyla alınan o bedava  ilaçlar zehir zıkkım olsun, tedaviler şifa olmasın, şükran, vefa bilmeyenin ateşi hiç düşmesin, sancısı hiç dinmesin nabzı sussun; ebediyen atmasın!..

Mehmetçik kanı döken vatan millet düşmanlarına kanımızı çaldırmak zorunda değiliz!..

İşte Barış Sürecinde Şırnak’ta görev yapan bir doktorumuzun anlattıkları:

1- Güneydoğu’da hastanelerde polis veya savcıya teslim edilmesi gereken mermi çekirdeği, röntgen, tomografi görüntüleri gibi delil teşkil eden unsurları bizzat hastane başhekimleri KCK, HDP yetkililerine teslim ediyor.

2- Birçok hastanenin televizyonunda moral bozmak amacıyla PKK kanalları yayın yapıyor. Şırnak Devlet Hastanesinde başhekim emriyle İMC TV ve Hayat TV yayını vardı.

3- 60.000 nüfuslu ilçenin devlet hastanesinde ayda on binlerce kutu antibiyotik sarf ediliyor. Bu ilaç tüketimi Kayseri’deki eğitim araştırma gibi bölgesel hizmet veren bir yerden bile büyüktür.

Bu antibiyotikler dağa gitmektedir. Bunu bizzat AKP nin atadığı bürokratlar organize etmektedir. Şırnak Devlet Hastanesinde bu rakam 20.000′in üzerindeydi.

4- Yer yer kan bankalarından bozuldu bahanesiyle kan imha edilmekte ve çalınmaktadır. Bununla ilgili soruşturma açtım; şifahi talimatla kapattırdılar. Ben izindeyken 200 küsur ünite kan + taze donmuş plazma “imha edilmiş” görünüyor. Teröristlere gittiğinden hiç şüphem yoktur.

5-  Döner sermaye ödemelerinde Kürt-Türk ayrımı yapılmaktadır. Kürtlere paralar havadan saçılmakta, Türklere ödemeler yapılmamaktadır. Türk Cerrah toplam 9.000 lira ödeme alırken, HDP’li Kürt, 18.000 lira ödeme almaktadır. Valilik ve BİMER (Başbakanlık İletişim Merkezi) şikâyetler karşısında kayıtsız kalmaktadır.

6-  Kamu Hastaneler Birliği Laboratuvar Hizmet Alımı gibi 10 Milyon TL üzeri ihaleler PKK uzantısı firma DİYAR MED e paslanmıştır. Bölgedeki bütün büyük ihaleler LABTEK ( CEMAAT) VE DİYARMED (PKK) arasında paylaşılmıştır. Şartnameler adrese teslim, diğerleri fasondur.

7- PKK firmasına şartname yazıp imzalamak için tehdit edildim; boyun eğmedim. Ben izindeyken AKP’li Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri, yerime bakan bayan doktora tehditle imzalattı.

Bunları Başbakanlık İletişim Merkezine isimleriyle şikâyet ettim. Şahitliği kabul eden vatansever doktorlar da vardı. BİMER, şikâyetime cevap bile vermedi.

8- Banka promosyonlarını iç ettiler. Bana bir kez ödendi bir tıp öğrencisine tablet aldım. Milliyetçi beş doktora hiçbir ödeme yapılmadı. Şikâyetler oldu, itiraz edildi, BİMER’ gidildi; hiçbir sonuç alınamadı. İtirazını sürdüren Ülkücü bir doktoru defalarca Beytüşşebap Devlet Hastanesine sürdüler.

9- Kan ve ilaç konularının üstüne, aynı kardeşimle gittik. Hanım doktorla ikimiz ihale şartnamesi için tehdit edildik. Ben kabul etmedim onu korkutup imzalatmışlar. Bu resmen senet gaspıdır.  Bir başka bayan doktor da aynı ihale baskılarına maruz kaldı. İmzalamadı mobbinge maruz kaldı; ödemeleri kesildi.

Bütün bunları organize edenler, maalesef AKP’nin PKKlı bürokratlarıdır.

Bu cefakâr Türk evladının bize yazdıkları şimdilik burada bitiyor. “Sağlıkta atılım yaptık” diye ortalığı velveleye veren AKP iktidarının, devletin malını, memurun canını ve hayırseverin kanını ne kadar koruduğunun muhasebesini yapmak ise aziz Türk milletine düşüyor.