Muharrem GÜNAY: “KÂFİRE DOSTLUK KÜFÜRDÜR…”

“KÂFİRE DOSTLUK KÜFÜRDÜR…”

Fatiha suresi aynı zamanda kulun Rabbine olan bir taahhüdüdür.

Kul günlük kıldığı kırk rekât namazda Ancak Allah’a ibadet edeceğine ve her türlü yardımı Allah’tan başkasından istemeyeceğine, Allah’ın gazap ettiği Yahudiler ve dalalettedirler dediği Hıristiyanları dost ve veli edinmeyeceğine söz verip; Kendisini “Allah’ın kendilerine nimet verdiği nebîler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerle beraber kılması” (Nisa/69) için Allah’a dua eder.
Müfessirlerin açıklamalarına göre kendilerine lütuf ve ihsanda bulunulan kimseler, peygamberler ve onların yolunda gidenlerdir. Allah’ın nimet verdiği kimseler Nisa suresinde daha açık bir şekilde anlatılmaktadır:
“Kim Allah’a ve Resûl’e (cân u gönülden) itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine nimet verdiği nebîler, sıddıklar, şehitler ve sâlihlerle beraber olacaklardır. İşte onlar ne güzel arkadaştırlar!” (Nisa–69) (bk. Nisa-80 )

Fatiha suresinde geçen gazaba uğramışların Yahudiler, sapmışların ise Hıristiyanlar olduğu hadisi şeriflerde belirtilmiştir. (Tirmizi, Tefsir:3, A. İbni Hanbel: 4/378)

Bununla beraber, doğru yoldan sapma ve Allah’ın gazabına uğrama, yalnızca Hıristiyan ve Yahudilere mahsus değildir. Müslümanlar arasından da doğru yoldan sapmış bir sürü sapık fırka ve guruplar çıkmış ve bundan sonra da çıkacaktır.
Fatiha suresi 6. âyette Allah Teâlâ’dan bizi «doğru yol»a iletmesi istenmiş, 7. âyette ise doğru yolun ne olduğu «örnekle eğitim» metoduna göre anlatılmıştır. Bu da başta Peygamber olmak üzere iyilerin yolunu iyi, kötülerin yolunu da kötü olarak göstermektir. İşte Kur’an’ın büyük bir kısmı, bu iki âyetin tefsiri mesâbesindedir.

Geçmiş milletlerden Allah yolunu tanıyanlar, hak yolu bulanlar olduğu gibi, hakkı ve hakikati göremeyenler de olmuştur. Bunlardan birisi Yahudiler, ikincisi ise Hıristiyanlardır. Ayette “gazaba uğrayanlar” dan kastın “Yahudiler”, “Dalalette olanlardan” kastın ise “Hıristiyanlar” olduğu ifade edilmektedir. Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimizin “Yahudiler, kendilerine gazab edilmişler, Hıristiyanlar da sapıklardır.” buyurduğunu Tirmizî “Sahih” adlı eserinde Adi b. Hatim’in senedi ile hasen hadis olarak rivayet etmiştir.(Bkz. Elmalılı Hamdi Yazır, Fatiha Suresi’nin Tefsiri, İbni Kesir tefsiri vb.)

Mahmud Ustaosmanoğlu Efendi hazretleri Ruhul Furkan adlı tefsirinde Fatiha suresinin tefsirini yaparken “Gazab olunmuşların ve Sapıkların kimler olduğuna dair bilgiler verir:
Ebu Zer (r.a.) ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Resulullah (s.a.v.) e “Gazap olunanlardan sordum”. “Yahudilerdir” buyurdu. “Sapıklardan” sordum, “Hıristiyanlardır” buyurdu. (Tirmizi, Tefsir:3, A. İbni Hanbel: 4/378)
Bu husuta birçok rivayet vardır, hatta İbn-i Ebi Hatim (Rahimehullah): “Gazap olunanların Yahudiler, sapıkların da Hıristiyanlar olduğuna dair müfessirler arasında hiçbir ihtilaf bilmiyorum” buyurmuştur. (Ruhul Furkan, cilt:1/105; Mahmud USTAOSMANOĞLU)
Yahudiler ve Hıristiyanlar Kur’an’ın ifadesiyle aynı zamanda zâlimlerdir:
“Kâfirleri dost edinmek zulüm; onları dost edinenler de zâlimdir” (Tevbe: 23). Çünkü “Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler, zâlimlerin ta kendileridir.” (Mâide: 45) “Şirk en büyük zulümdür.” (Lokman: 13). “Kâfirler (in tümü) zâlimdir.” (Bakara: 254)
Yüce kitabımız Kur’an’da:“İnne hezel gurâne yehdî lilletî hiye egvemu.”(İsra:9) “Şüphesiz ki bu Kur’ân, insanları en doğru ve en sağlam yola iletir.” Buyrulduktan sonra, Müslümanları bu doğruluktan saptıracak tehlikeye dikkat çekilerek:
“Vela terkenu ilellezine zalemû fetemessekümünnâru “ “ Zalimlere yanaşmayın, (onlara yandaşlık etmeyin) yanarsınız” (Hud:113) buyrulmaktadır. Kur’anın bu tesbitine göre Kur’andan ayrılmak ve sapmak, zalimlere yönelmek, onlara meyletmektir. Bu meylin miktarı önemli değildir. Onların yaptıkları haksızlıkları, zulümleri onaylar anlamına gelecek şekilde yüzlerine güleç bir yüzle bakmak bile yasaktır. Ayetteki “Terkenû” sözü, yağcılık ve yardakçılık, haksızlıklara rıza göstermek, en ufak bir şekilde bile olsa onlara meyletmek, onlardan yardım istemek olarak tefsir edilmiştir. (Tefsiru’l Kur’ani’l Azim İbni Kesir Hud: 113. ayetin tefsiri)

Bu ayetin tefsirini yapan Müfessir Kurtubi “Küfürle dostluk küfür, Allah’a isyan edenle dost olmak isyandır.  Çünkü dostluk ancak sevgiden dolayı olur” demiştir.