Muharrem GÜNAY: KÂFİRE KARŞI BİLE GÜZEL AHLAKLI OL!

KÂFİRE KARŞI BİLE GÜZEL AHLAKLI OL!

MUHARREM GÜNAY SIDDIKOĞLU
Yaratılmışların en şereflisi ve mükerremi olarak yaratılan insanın bu şerefi ve üstünlüğü etle kemikten ibaret olan cismiyle değil; ruhu, ruhen yükselmesi edep ve ahlakta kemale ermesiyledir. Çünkü insan cismiyle değil, ruhuyla insandır.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed bir hadisi şeriflerinde:
“El islâmü hüsnul hulg/İslam güzel ahlaktır”; “Ben yüksek ahlakı tamamlamak için gönderildim”; “Edep ve ahlakta en yüksek olanınız; imanda en kâmil bulunanınızdır” buyurmuşlardır.
Yüce Allah (c.c.) Sevgili Peygamberimize birçok üstün özellik vermiştir. Fakat ona verdiği güzel ahlak ile onu övdüğü gibi başka bir hasletiyle övmemiş ve: “Muhakkak ki sen en büyük ahlâk üzerindesin” (Kalem: 4) buyurmuştur.
Kur’an Edep Sofrasıdır
Abdullah b. Mes`ûd’un rivayet ettiği bir hadiste de, “Gerçekten bu Kur’an Allah’ın bir sofrasıdır (me’debetullâh); O’nun sofrasından gücünüz yettiğince bilgi toplamaya çalışın” buyurulurken “sofra” anlamında yine edep kökünden gelen bir kelime (me’debe) kullanılmıştır. Başka bir hadiste de yine Kur’an’dan “Allah’ın edebi” diye söz edilmesi ilgi çekicidir ( Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 1; Hakim, Müstedrek, I, 555). Buna göre Kur’ân-ı Kerîm bir edep ve ahlâk kaynağıdır.
İnsan İle Hayvan Arasındaki Fark Edeptir
Ebu Said Muhammedi Hadimi hazretleri de “Edeb aklın dıştan görünüşüdür” der. Mevlana hazretleri ise:”İnsanın edepten nasibi yoksa insan değildir; İnsanoğlu ile hayvan arasındaki fark edeptir. Gözün aç ta bak Kelâmullah’a bütün ayetleri edepten ibarettir” der.
Eline Diline Beline Sahip ol!
Türk/İslam ahlakının ve tasavvufun temelini ele, dile ve bele sahip olmak oluşturur. Allah eli, dövmek, çalmak ve çırpmak için değil sevmek ve kardeşine yardım etmek için yaratmıştır. Dile de sövmek, yalan söylemek için değil, iyiyi güzeli söylemek ve tavsiye etmek içindir.
“Aynı Zamanda Örnek Olmak Gerekir.”
Bir insanın güzel ahlak sahibi olması yetmez, güzel ahlak sahibi bir insan çevresinde olan biten ahlaksızlara seyirci kalmaması ve aynı zamanda örnek olması gerekir. İyiliği emretmek ve kötülüğe engel olmak “Emri bil ma’ruf ve nehyi anil münker” görevini yerine getirmeyen bir Müslüman ne kadar ahlaklı olsa da gerçekte ahlaksızdır.
Sevgili Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur:
“Her kim müspet (örnek) bir çığır açar da, kendisinden sonra onunla amel edilirse, yaptığı güzel şeyin sevabını aldığı gibi, o davranışı örnek alarak iyilik yapanların sevabından da kendisine bir pay verilir, ama onların sevabından hiçbir şey eksilmez. Her kim de menfî bir çığır açarsa kendi davranışının cezasını üstlendiği gibi, kendisini örnek alarak o davranışı sürdürenlerin günahlarından da kendisine bir pay verilir, ama onların günahlarından da hiçbir şey eksilmez.” (Müslim, İlim, 15)
Buna göre Hz. Âdem’in oğlu Kâbil, zulmen adam öldüren herkesin günahından payına düşeni alacaktır. Hz. Peygamberimizin ifadesiyle “Zira o, adam öldürme gibi (kötü) bir sünneti ilk olarak başlatandır.”(İslam Dininin Temel Kaynakları “Sünnet” sayfa: 123, T.C. Anadulu Üniversitesi Yayınları, No: 1050)
Peygamber Efendimiz buyurdular ki: “İyiliklerinden söz ettiğiniz kişiye cennet, Kötülüklerinden söz ettiğiniz kişiye de cehennem vacip oldu. Çünkü sizler yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz. Sizler yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz. Sizler yeryüzünde Allah’ın şahitlerisiniz. “ (İbni Mace, Cenâiz: 20)
VALLAHİ MÜ’MİN OLAMAZ…
Başta namaz olmak üzere bütün ibadetlerin hedefinde güzel ahlak ve ahlaklı insanlardan mürekkep bir toplum oluşturmak vardır. Abdullah b. Amr radiyallâhu anhüm Rasûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellerim şöyle buyurduğunu işittim:
“Doğruluğu şiar edinip ahlâkı güzel olan Müslüman, hoş tabiatı ve güzel ahlâkı sayesinde Allah’ın emirlerini yerine getirip devamlı oruç tutanlar derecesine yükselir.” (Ahmed b.Hanbel veTaberânî)
Hazret-i Âişe radiyallâhu anhâ’dan: Resûl-i Ekrem sallal-lâhu aleyhi ve sellerim şöyle dediğini işittim:
“Mü’min, güzel ahlâkı ile (fazla) oruç tutup (fazla) ibadet edenin derecesine erişir.” (Hadîsi;, Ebû Dâvûd, İbn-i Hibbân ve Hâkim rivâyet etmişler; Hâkim, Buhârî ve Müslim sahihtir, demiştir)
Mü’mini: ” Müslüman, diğer Müslümanların, elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir ” diye tanımlayan Sevgili Peygamberimiz bir defasında üst üste üç kere: ” Vallahi mümin olamaz, vallahi mümin olamaz, vallahi mümin olamaz ” buyurdu. Kendisine: ” Ey Allah’ın Resulü, kim mümin olamaz? ” denildi: ” Zulüm ve şerrinden komşusu güven içerisinde olmayan kimse ” buyurdu.” (Buhari, Kitabu’l-Edeb: 29, Tecrid no: 2019)
Allâhu Teâlâ İbrahim aleyhisselâma şöyle vahyetti:
“Kâfire Karşı Bile Güzel Ahlaklı Ol! “

“Ey Halilim! Kâfirlere karşı da olsa ahlakını güzelleştir ki iyilerin makamına ulaşabilesin. Benim ahlakını güzelleştireni arşımın gölgesinde gölgelendireceğime, cennetime yerleştireceğime ve kendime yaklaştıracağıma dair önceden verilmiş sözüm vardır.” (Taberânî)