Muharrem GÜNAY: İSLAM GÜZEL AHLAKTIR

İSLAM GÜZEL AHLAKTIR

Muharrem Günay Sıddıkoğlu

“Ve İnneke lealâ hulugın aZımin” “(Habibim)Şüphesiz ki sen en yüksek ahlak üzeresin” (Kalem,4)
“El islâmü hüsnul hulg/İslam güzel ahlaktır.” (Hadis)

Yaratılmışların en şereflisi ve mükerremi olarak yaratılan insanın bu şerefi ve üstünlüğü etle kemikten ibaret olan cismiyle değil; ruhu, ruhen yükselmesi edep ve ahlakta kemale ermesiyledir. Çünkü insan cismiyle değil, ruhuyla insandır.
Allah, peygamberine verdiği özellikleri vermiştir. Fakat ona verdiği güzel ahlak ile onu övdüğü gibi başka bir hasletiyle öğmemiştir. “Muhakkakki sen en büyük ahlâk üzerindesin” (Kalem,4) buyurmuştur.

Kâinatın efendisi Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed hadisi şeriflerinde:
“El islâmü hüsnul hulg/İslam güzel ahlaktır”; “Ben yüksek ahlakı tamamlamak için gönderildim”; “Edep ve ahlakta en yüksek olanınız; imanda en kâmil bulunanınızdır” buyurmuşlardır.
Peygamberimiz Efendimiz bir başka hadisi şerifte: “Gul, amentü billahi sümme’stegim: İman ettim de; sonra dosdoğru ol…” demiş; Hud suresi 112. ayettte de: “Festegım kemâ ümirte (Emrolunduğun gibi dosdoğru ol…)” buyrulmuştur.
Risalei Kuşeyri’de El Vâsiti’nin büyük ahlakı şöyle açıkladığı belirtilir:
“Allahi Resulûnü büyük ahlakla vasıflandırdı. Çünkü o Resûlü dünya ve ahreti verip sadece Rabbiyle iktifa etti. (yetindi)”, “Büyük ahlak, Allah’ı çok tanıdığı için ne kendisi bir kimse ile husûmet eder ne de kendisiyle husûmet edilir demektir” (a.g.e.s:289)
Yine güzel ahlak hakkında:
“Ahlak halktan gelen cefayı ve Hak’tan gelen kazayı tınmadan ve rahatsız olmadan kabullenmektir. Ahlak senden ona gideni küçük görmen, sana geleni büyük görmendir. Tasavvuf ahlaktır. Ahlakça senden fazla olan tasavvufça da fazladır,
Ahlak sahibi insan Yusuf Has Hacip’ın Kutadgu Bilig’de belirttiği gibi ; Gönlünü avuçlarının içerisine alıp insanlar içerisinde utanmadan dolaşabilmelidir.” (Y.Has Hacib,Kutadgu Bilig, 864. beyit)
Yüce dinimiz İslam’ın farz kıldığı bütün ibadetlerin temelinde insanı güzel ahlak sahibi yapmak yatar. Yüce Allah namazın hikmetini açıklarken Kur’an’da şöyle buyurur:
“Utlu mâ ûhıye ileyke minel kitâbi ve egımıs Salât(salâte), inneS Salâte tenhâ anil fahşâi vel munker(munkeri), ve le zikrullâhi ekber(ekberu), vallâhu ya’lemu mâ tasneûn(tasneûne).” .(Ankebut/45)
(Ey Muhammed! ) kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı dosdoğru kıl, çünkü namaz, insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alı kor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir.(Ankebut/45)
“Nice oruç tutanlar vardır ki onların oruçtan nasipleri sadece aç (ve susuz) kalmalarıdır. Nice geceleri namaz kılanlar vardır ki onların namazdan nasipleri uykusuz kalmaktır.” (İbni Mace; 21, I,539)
“Kılmakta olduğu namazlar yaptığı kötülüklerini bile bıraktıramıyorsa, o kimse devamlı Allah’tan uzaklaşır.” (Taberani. İmam Suyuti, Camiu’s-Sağir, Aydın Yayınevi: 1/744) Bu bakımdan namaz kılan kimse ahlakını güzelleştirmek için gayret etmelidir.

Cenâb_ı Hak bir hadisi kudside ise:
“Namazı ancak azametim/büyüklüğüm karşısında eğilen, kullarıma kibir, büyüklük taslamayan, isyanda ısrar etmeyen, gündüzleri zikrimle geçiren, miskin, yolda kalmış, dul ve musibet zedelere merhamet edenlerden kabul ederim” (Bezzar) buyurmaktadır.

İnsanı kötülüklerden alıkoymak, korumak amacıyla emredilen oruç Arapça’da savm/syam sözleriyle ifade edilmektedir. “Savm ve Sıyam “ sözcükleri ise Arapça’da “ Bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, korunmak, engellemek, gösterişten, şatafattan, lüks ve israftan uzak durmak “ anlamlarına gelir.

Kur’an’da orucun farz olmasındaki hikmet “le alleküm tettegune /ola ki korunasınız/muttaki olasınız, takvaya erişesiniz” sözüyle açıklanmakta ve şöyle buyrulmaktadır:
Yâ eyyuhellezîne âmenû kutibe aleykumuS Sıyâmu kemâ kutibe alellezîne min gablikum leallekum tettegûn(tettegûne).
“Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de sayılı günlerde farz kılındı. Ola ki ko¬runup sakınırsınız. (lealleküm tettegûne=Müttaki olasınız, takva sahibi olasınız)” (2/Bakara -183)

Orucun İradeyi kuvvetlendirip, dayanma gücünü artırması, nefsi terbiye edip disiplin altına alması, sıkıntı ve açlığa katlanma alışkanlığını doğurup ve geliştirmesi, fakir ve muhtaçları, aç ve perişan durumluları hatırlatıp, onlara ilgi duyma idrakini uyandırması, hayatın yeme, içme ve benzeri ihtiyaçları yerine getir¬mekten ibaret olmadığını, insanın daha yüksek ve kalıcı amaçlar için yaratıldığını kalp ve kafaya işlemesi hep takva ve takva sahibi olma ile ilgili özelliklerdir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz insanda bu tür duyguları uyandırmayan ve güzel ahlaki davranışlar kazandırmayan ibadetlerin yorgunluktan ve aç kalmadan öteye insana bir fayda sağlamadığına dikkat çekerek şöyle buyurmuşlardır:
“Nice oruç tutanlar vardır ki onların oruçtan nasipleri sadece aç (ve susuz) kalmalarıdır. Nice geceleri namaz kılanlar vardır ki onların namazdan nasipleri uykusuz kalmaktır.” (İbni Mace; 21, I,539)
Even din ahlaktır;İslâm güzel ahlaktır. Ahlakı yüce ve güzel olanın dini ve dindarlığı da Allah katındaki mertebesi de de güzel ve yücedir.