Doç. Dr. Necmeddin HACIEMİNOĞLU : MİLLİYETÇİ GENÇLİĞİN KİTAPLIĞI

MİLLİYETÇİ

GENÇLİĞİN

KİTAPLIĞI

Doç. Dr. NECMETTİN

HACIEMİNOĞLU

TÖRE Dergisi, Haziran 1972, s:13.

 

(I)

Öteden beri, Türk milliyetçileri arasında tam bir görüş ve anlayış birliği olmayışından şikâyet edilir. Aynı gayeye yönelmiş insanların niçin bir noktada birleşmedikleri, neden basit meseleler yüzünden bir birlerine düştükleri sorulur.

Bu tesbit ve şikâyetler, umumiyetle isabetlidir. Ancak şimdiye kadar sebepleri üzerinde pek düşünülmediği için, henüz hal çaresi bulunamamıştır.

Milliyetçiler arasında mutlak bir fikir ve görüş birliği sağlanmamasının, şüphesiz, çeşitli sebepleri vardır. Fakat bizce bu sebeplerin en önemlisi, milliyetçilerin şimdi bulundukları düşünce çizgisine, değişik yollardan geçerek gelmiş olmalarıdır. Farklı noktalardan hareket edip, başka başka duraklara uğradıktan sonra bir meydanda buluşmalarıdır. Diğer bir deyişle, aynı fikir ve kültür kaynaklarından beslenmeyip, ayni zihnî disiplinden geçmeyip, tesadüf veya şahsi gayretlerle yetişmiş olmalarıdır.

Bunun sorumluluğunu ne bizden önceki, ne de şimdiki milliyetçilere yükleyebiliriz. Devletimizin, belki bir asırdan beri, sistemli, kararlı ve şuurlu bir milli kültür politikası olmamıştır. Bütün nesiller tesadüflerin kucağına atılmıştır. Ortalığı dolduran kırk çeşit fikir ve görüş, nesilleri şaşkına çevirmiştir. Onları, ışıksız ve rehbersiz, el yordamı ile yollarını bulmağa mecbur etmiştir. Nice zekâlar, bu yüzden, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırabilmek için, deneme-yanılma usulüne başvurarak, yıllarını boşa harcamıştır. Üst üste gelen savaş, ihtilâl, inkılâp ve ıslahatların menfi tesirleriyle cemiyetimizin tarihî bünyesi sarsıldığı için, devletin yapamadığı milli kültür hizmetini özel kurum ve kişilerin telafi etmesi de mümkün olmamıştır. Eskiden sarayın, konakların, dergâh ve odaların yaptığı hizmeti görecek güçte dernek, ocak veya enstitüler kurulamamıştır. Fikir, kültür ve san’at alanında doyurucu neşriyat yapılamamış, zümreleri etrafında toplayabilecek çapta yeni eserler yazılamamıştır.

İşte bu zaruri şartlar ve imkânsızlıklar yüzünden, önceki nesillerin kusurları bağışlanabilir. Onları bağışladığımız gibi, şimdiye kadarki ayrılık ve kopmalara bakarak ümitsizliğe düşmemek gerektiğini de anlarız. Artık dünün imkânsızlıkları geride kalmıştır. Geçmişteki hatalardan ibret dersi alarak, gelecek nesilleri daha iyi yetiştirmemiz mümkündür. Bugün çeşitli milliyetçi kuruluşlar, bir çok yayın organları ve bu sahada çalışan ilim, fikir ve san’at adamları vardır.

Ancak, her nimetin bir külfeti olduğu gibi, bu sevindirici kitap ve neşriyat bolluğunun da bir mahzuru görülmektedir. O kadar çok ve çeşitli kitabın tamamını okumak hem imkânsız, hem de lüzumsuzdur. İnsanın, sadece üç beş kitap arasında hapsolması ne kadar zararlı ise, sayısız kitap ortasında kaybolması da o  derece zararlıdır. Hiç bir sıra ve sisteme bakmadan, eline geçen her kitabı gelişi güzel okuyan insanın, sanıldığının aksine, zihnî melekeleri gelişmez. Bilgisi arttığı halde, muhakemesi yerinde sayar, hattâ geriler. Karşılaştığı güçlükler için ya kitaplara baş vurduğu, yahut da daha önce okuduklarından edindikleri ile çözüm yolu bulduğundan, kendisinin düşünme kabiliyeti sığlaşmıştır. Böyleleri ya işe yaramaz şeyleri ezberlemiş bir bilgi hamalıdır veya hep başkalarına ait fikirleri tekrarlayan bir papağandır. Halbuki gerek ilmin, gerekse düşüncenin ilerleyen zeginleşmesi, her yeni neslin, mevcudun üzerine bir şeyler ilâve etmesine bağlıdır. Bu da, aydının bir kısım vaktini yazılmışları okumağa, bir kısım vaktini de bizzat zihnî çalışma yapmak için ayırması ile mümkündür. Diğer taraftan, gelişi güzel kitap okuyan insan belli bir fikir ve görüş üzerinde karar da kılamaz. Kime ve neye inanacağını bilemez. Katı bir doktrinin telkinleri ile zihni taşlaşmış otomatlar insanlık haysiyetinden ne kadar mahrum iseler, kafası her fikir önünde şekil değiştirecek kadar yumuşak olanlar da, insanlık vasfından o derece uzaktır.

İşte bütün bu sebeplerle, sayısı yüzleri aşan kitaplar içinden bir seçme yaparak, gençlere önce bunları okumaları tavsiye edilmelidir. Tabiî, böyle bir seçimin hangi ölçü ve esaslara göre yapılması gerektiği tartışılabilir. Ancak, bizce bu konuda şahsi tercihlere dayanmayan sağlam pirensipler tesbit edilebilir. O pirensiplere göre seçilen eserler de, bütün milliyetçilerin okumaları şart olan temel kitaplar sayılır. Böylece, yeni nesiller, daha ilk gençlik yıllarından itibaren, aynı bilgi, fikir ve kültür kaynaklan ile beslenerek yetişirler. Bu sayede, aralarında görüş, anlayış ve zevk birliği teşekkül eder. Hem geçmiş hadiseler, hem de bugünki dünya meseleleri karşısında ortak bir hüküm verebilirler. Bir biriyle zıtlaşmayan yorumlar yapar, aynı tavrı takınırlar. Aralarında kolayca fikir birliği kurulur.

(II)

Sağlam vücutlu gürbüz nesillerin yetişmesi nasıl düzgün ve ölçülü bir gıda rejiminin uygulanmasına bağlı ise, bilgili, imanlı, ülkücü ve sağduyu sahibi aydınların yetişmesi de, öyle, iyi bir kültür ve eğitim disiplinin tatbik edilmesine bağlıdır. Vücudu hem faydasız abur-cubur şeylerden, hem de zararlı ve zehirli yiyeceklerden korumak gerektiği gibi, zihni de hem lüzumsuz bilgi yığınından, hem de tehlikeli ve yıkıcı fikir akımlarından korumak gerekir. Protein karbonhidrat, mineraller ve vitaminlerle iyi beslenmiş bir vücut mikroplara karşı dayanıklı olduğu gibi, sağlam fikir ve inançlarla beslenmiş zihin de yabancı ve yıkıcı akımlar karşısında dayanıklı ve muafiyetlidir. Vücudun sıhhatli ve gürbüz olması için, nasıl çocukluk ve gençlik yıllarında daha çok itina göstermek gerekiyorsa, zihnin sağlam ve aydınlık olabilmesi için de aynı şekilde, gençlik çağlarında dikkatli davranmak icap etmektedir.

İşte milliyetçiler için temel kitaplar seçilirken bütün bu hususlar göz önünde tutulmalıdır.

Bizce, hareket noktası, bir milliyetçide bulunması gereken vasıfların tesbit edilmesi olmalıdır. Kitaplar, o vasıfları besleyip geliştirecek şekilde seçilecektir, öyle ki, bunların okunması, öğretimin ilk adımı olan alfabeyi, matematiğin temeli savılan dört işlemi öğrenmek gibi zaruri bir şarttır. Bunlar okunup hazmedilmeden, o zihin üzerine hiç bir fikir sistemi kurulamaz.

(III)

1.Türk milliyetçisi, kendi tarihini, tâ ilk devirlerinden itibaren, ana hatları ile bilmek zorundadır. Bu konuda yüzlerce kitap vardır. Ama bir seçme yapmak mümkündür. Meselâ: Umumî Türk Tarihine Giriş (Prof. Dr. Zeki Velidi Togan) Tarihte Türklük (Prof. Dr. Rasonyi), Selçuklu Tarihi ve Türk – İslâm Medeniyeti (Prof. Dr. O. Turan), Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkuresi (Prof. Dr. O. Turan), Selçuklu Tarihi (Prof. Dr. 1. Kafesoğlu), Bozkır Kültürü (Prof. Dr. İ. Kafesoğlu), Türkiye Tarihi (Yılmaz Öztuna) Oğuzlar (Prof. Dr. Faruk Sümer), Aşıkpaşaoğlu Tarihi (Nihal Atsız) mutlaka okunması gereken kitaplardır.

2. Bugün bir Türk milliyetçisinin samimi, dini bütün bir müslüman olması gerekmektedir. Onun için de İslâm dininin ruhunu ve esaslarını tam olarak bilmek zorundadır. Bu sebeple Kur’ân-ı Kerim’in türkçe mealini dikkatle ve üzerinde düşünerek okumalıdır. Müslümanlığın akidelerini açık olarak öğrenebilmek için de İslâm İlmihalini okumak gerekecektir. Üçüncüsü, büyük Peygamberimiz Hazreti Muhammed hakkında yazılmış ilmi bir eser olan, Muhammed Hamidullah’ın İslâm Peygamberi adlı kitabıdır. Dördüncü kitap da Tarihte ve Günümüzde İslâm Mezhepleri (Yaşar Kutluay) dır.

3. Milliyetçiler Türk kültürünün bütün yadigârları ile onlara dair eserleri tanımalıdırlar. Bu konuda çok kitap yazılmıştır. Ama şöyle bir seçme yapılabilir: Orhun Abideleri (Prof Dr. M. Ergin), Kutadgu Bilig (Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat), Baburnâme (Prof. Reşit Rahmeti Arat), İslamiyetten Önceki Türk Kültür Tarihi (Prof. Dr. B. Ögel), Türk Kültürünün Gelişme Çağları (Prof. Dr. B. Ögel), Türk mitolojisi (Prof. Dr. B. Ögel), Osmanlılarda İlim (Adnan Adıvar), Türk Tarihi ve Hukuk (Sadri Maksûdî Arsal), Türk Sanatı (Prof. Dr. O Aslanapa), İslam Mimârisi (Suut Kemal Yetkin), Dede Korkut (Muharrem Ergin), Oğuz Kağan Destanı (R.R. Arat), Yaratılış ve Türeyiş (M. Necati Sepetçioğlu) Türk Destanları (M. Necati Sepetçioğlu).

4. Milliyetçiler tarihimiz boyunca gelişen Türk düşünce hayatını bilmelidirler. Bunun için büyük filozof Mevlâna ile Yunus Emre’nin bütün eserleri okunmalıdır. Ayrıca bu konuda yapılan araştırmaları görmek gerekir. Meselâ: Türk Tefekkür Tarihi (Prof. H. Ziya Ülken), Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi (Prof. H. Ziya Ülken), Türkler ve Medeniyet (Prof. Dr. İ. Kafesoğlu), Türk İnkılâbına Bakışlar (Peyami Safa).

5. Milliyetçiler, Türkiye’de fikir hareketlerinin geliştiği meşrutiyet devrinden beri yetişen milliyetçi ilim, fikir ve san’at adamlarının bütün eserlerini okumalıdırlar. Bütün kitap ve yazıları dikkatle, üzerinde durularak okunacak yazarlar şunlardır: Ziya Gökalp, Mehmet Akif, Ömer Seyfettin, Fuad Köprülü, Yahya Kemal, Mehmet Emin Yurdakul, Ahmed Hikmet Müftüoğlu’dur.

Bu neslin temsil etiği fikir ve duygular cumhuriyet devrinde de devam ettirilmiştir. Böylece ikinci bir milliyetçi fikir adamları nesli yetişmiştir. Bunlar: Remzi Oğuz Arık, Peyami Safa, Nihal Atsız, Ziyaaddin Fahri Fmdıkoğlu, Hilmi Ziya Ülken, İsmail Hami Danişmend’dir. Bu saydıklarımızın ilk dördü tamamiyle milliyetçi karakterde fikir ve san’at eserleri meydana getirmişlerdir. Onun için hepsi dikkatle okunmalıdır. Diğerleri ise kısmen ilmi, kısmen fikri eserler yazmışlardır. Bunlardan bazıları okunabilir.

Cumhuriyetin ikinci nesli diyebileceğimiz bir fikir adamı zümresi daha yetişmiştir. Prof. Dr. Mümtaz Turhan, Prof. Dr. Mehmet Kaplan Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu, Prof. Dr. Osman Turan, Prof. Dr. Orhan Türkdoğan, Prof. Dr. F. K. Timurtaş, Nihat Sami Banarlı, Doç. Dr. Mehmet Eröz, Doç. Dr. Erol Güngör ilk aklımıza gelenlerdir. Bu imzaları taşıyan bütün kitap ve yazılar milliyetçi gençlerin dikkatle okuyacağı rehber eserlerdir.

6. Milliyetçi gençler elbette sadece fikir eserleri okumakla yetinmiyeceklerdir. Milliyetçilik ayni zamanda bir duygu heyecan ve romantizmi gerektirir. Ayrıca da, öyle fikir ve bilgiler vardır ki, onlar san’at eserleri vasıtası ile hem zihinlerde, hem de gönüllerde yer bulur. Diğer taraftan san’at ve edebiyat insanın ufkunu genişletir. Muhayyilesini, hayat tecrübesini geliştirir, insana hem milletini ve yurdunu, hem de kendi varlığını tanıtır, sevdirir. Ana dilin inceliklerini öğretir, ifade imkânlarını artırır. Onun için biz burada geniş bir san’atkâr listesi vermek istiyoruz. Bunların bir kısmı ayni zamanda fikir adamıdır.

Yunus Emre, Süleyman Çelebi, Fuzulî, Şeyh Galib, Hâmid, Ahmed Haşim, Mehmet Akif, Yahya Kemal, Ömer Seyfeddin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Faruk Nafiz, Abdulhak Şinasi Hisar, Ahmed Kutsi Tecer, Kemalettin Kami, Arif Nihat Asya, Samiha Ayverdi, Nihal Atsız, Refik Halid Karay, Peyami Safa, Tarık Buğra, Mustafa Necati Sepetçi- oğlu, Emine Işınsu, Mehmet Çınarlı, Gültekin Samanoğlu, M. Necati Karaer, Niyazi Gençosmanoğlu, Cengiz Dağcı, M. Göktürk Uytun.

Şunu önemle belirtelim ki, ne milliyetçi fikir ve san’at eserleri, ne de milliyetçi fikir ve san’at adamları yukarıda saydıklarımızdan ibarettir. Ayrıca, milliyetçilerin okumaları gereken eserler de elbette bunlardan ibaret değildir. Bu, bir seçme denemesidir. Gittikçe gelişip zenginleşecektir.