ZULÜM ve TERÖR KARŞISINDA SESSİZ KALINAMAZ.

BUNCA ZULÜM ve TERÖR KARŞISINDA SESSİZ Mİ KALALIM?
Muharrem GÜNAY SIDDIKOĞLU
Bir Kur’an kavramı olan el-emr-i bi’l ma’ruf ve’n-nehyi anil münker; “iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak” anlamına gelir. Bütün peygamberlerin ortak görevi olan bu husus, iyiliğin yaygınlaştırılıp çoğaltılması, kötülüklerin yasaklanması yoluyla toplumun ıslahını esas alır.Yüce kitabımızda mü’minlerin özellikleri anlatılırken, Muhammed ümmetinin insanlar içerisinden çıkarılmış en hayırlı ümmet olduğu belirtilip bu ümmetin en önemli özelliğinin iyiliği emretmek, kötülükten men etmek olduğu ifâde edilip; (Bak. Ali İmran/110) Kurtuluşa erenlerin iyiliği emreden ve kötülüğe engel olan mü’minler oldeuğuna dikkat çekilir. (Ali İmran/104)
“İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak”, Namaz, Oruç, Hac ve Zekat gibi Kuran’da emredilen ve her Müslümanın üzerine farz olan bir ibadettir. Dolayısıyla Kuran’ın pek çok ayetinde bildirilen bu ibadeti yerine getirmek iman edenlerin temel özelliklerinden biridir. Kuran’da şu şekilde bildirilir:
“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederler… ” (Tevbe Suresi 9/ 71)
Cenâbı Hakk yüce kitabımızda bizleri bir ve beraber olmaya başta terör olmak üzere tüm zararlı işlere karşı durmaya davet eder. Siz bir ve beraber olmazsanız, yeryüzünde küfür, fitne ve terör hakimiyeti oluşur der ve bzleri uyarır:
“Kâfirler de aslında birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz de öyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.” (Yani siz Müslümanlar da kafirler gibi birbirlerinizin dostları, yardımcıları velileri olmazsanız, birlik ve beraberlik içerisinde olmazsanız, kendi aranızda yardımlaşmazsanız, yeryüzünde, ülkenizde büyük bir fitne ve fesat çıkar.) (Enfal 8/73)
Peygamber Efendimiz ise:
“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”, “Benim ümmetimin fertleri , haksıza, “Sen haksızsın!” demekten korktuğu ve çekindiği zaman onlardan ayrıl” buyurmuştur.
“Bana hayat bahşeden Allah’a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez” (Ebû Dâvûd, Melâhim, 16; Tirmizî, Fiten, 9; İbn Hanbel, V, 388).
“Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!” (Maide Suresi, [5:79])
Lokman suresi 17. âyette “Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emir ve tavsiye et, kötülükten sakındır. Bu yüzden maruz kalacağın şeylere katlan” buyrulmaktadır.
Emri bil ma’ruf ve nehyi anil münkerin önemine dikkat çeken sevgili Peygamberimiz bizlere şu tavsiyelerde bulunmaktadır:
“Sizden kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle buğzetsin (kalbiyle düzeltme cihetine gitsin) ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78; Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17)
İslâm âlimleri el ile mücadelenin devlete, dil ile mücadelenin âlimlere kalben buğzetmenin ise halka ait vazife olduğu görüşündedirler. Halkın bu buğzetme görevini ifa etme biçimlerinden birisi de çevreye ve başkalarına zarar vermeden yasal çerçeveler içerisinde toplantı ve yürüyüşler yapması ve tepkisini göstermesidir.
Allah Başımıza Şerlileri Musallat Eder
İiyiliği emretmeyen, kötülüğe engel olmayan ve bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın düşüncesinde olanlar ise Sevgili Peygamberimiz tarafından şöyle uyarılırlar:
“Bana hayat bahşeden Allah’a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez” (Ebû Dâvûd, Melâhim, 16; Tirmizî, Fiten, 9; İbn Hanbel, V, 388). “İyiliği emretnez, kötülüğe mani olmazsanız, Allah başınıza şerlilerinizi musallat eder, sonra da kurtuluşunuz için iyilerinizin yapmış olduğu dualar kabul edilmez” (Ebu Davut, Tirmizi, Nesâi)
“Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah’ın azabı şiddetlidir” (Enfal, 8/25)
Bu ayetten anladığımıza göre; fitne, fesat ve terörü çıkaranlar, ona destek olanlar ve sessiz kalanlar gün gelir o fitneden, terörden muzdarip olurlar, o terör gelir onları da vurur. Nitekim PKK terör örgütü sadece devletin değil çözüm süreci adı altında kendisiyle masaya oturan AKP iktidarının da başına bela olmuştur. Evet ülkede kan gövdeyi götürürken, her gün onlarca güvenlik görevlimiz, askerimiz şehid edilirken sessiz mi kalalım? Sessiz kalıp dilsiz şeytan mı olalım? Zaten sessiz kaldığımızdan, kendi menfeatimizi temin kaygısına düştüğümüzden Allah bizi cezalandırmış içimizdeki en şerlileri bize musallat etmiştir. Hangi partili olursak olalım gün bir olma zamanıdır.

Unutmayalım ki gemi su almaya başlamıştır. Bu gemi batarsa hepimiz birden batarız.