Alparslan TÜRKEŞ: TÜRK FİKİR HAREKETLERİ

TÜRK FİKİR HAREKETLERİ TARİHİNE BAKIŞ

Hâkim Fikir Akımları

Alparslan TÜRKEŞ

Türk fikir hareketleri tarihine baktığımız zaman İslâmcılık, Ümmetçilik fikrini ve Tanzimattan sonra bilhassa Osmanlıcılık görüşünü, fikrini bir siyasî fikir olarak görürüz. Bundan sonra da Türkçülük, Pan-Türkizm ve Turancılık fikirlerini görürüz. Daha sonra da Millî Kurtuluş Savaşı ve ondan sonraki sahada da başlıca iki fikir hareketi ortada görülür. Bunlardan birisi Anadoluculuk, diğeri de Türkiyecilik,

İslâmcılık

İslâmcılık bütün müslüman ülkelerinin birliğini hedef tutan bir görüş. Bu görüşün Osmanlı İmparatorluğunda kabul edilmiş olmasının önemli sebeplerinden birisi Osmanlı padişahlarının aynı zamanda İslâm Halifeleri olmaları, İslâm Halifeliği ünvanım, görevini de taşımış olmalarının rolü büyüktür. Fakat zamanla, Özellikle batı memleketlerinin büyük imparatorluklarının emperyalist faaliyetleri de tesir göstererek, bu fikir, bu görüş baltalanmış, zayıflatılmış ve müslüman olmakla beraber çeşitli müslüman memleketler halkı birbirlerme karşı harplere, mücadelelere sevkedilmiştir. Osmanlı Devleti, başında halife de bulunmasına rağmen ve halife tarafmdan cihad da ilân edilmiş bulunmasına rağmen, müslüman olan başka milletlerin hıristiyan olan batı memleketleriyle ittifak edip birleşerek Müslüman Osmanlı Devletine; Müslüman Türk Milleti’ne karşı silâhlı mücadeleye girip onu yıkmak için hıristiyan devletlerle ittifak halinde çalışmaları gibi durumlar meydana gelmiştir.

Osmanlıcılık

Osmanlıcılık fikri ise, Tanzimatm ilânından sonra daha çok üzerinde durulan bu fikir hareketi olmuş, İmparatorluğun o günkü sınırları içinde bulunan çeşitli milletleri din ve milliyet farkı gözetmeksizin “Osmanlı” adı altında bir millet haline getirmek, bir varlık haline getirmek görüşü; ki bunun da çeşitli olaylar, zamanın meydana getirdiği birçok şartlar imkânsız olduğunu göstermiş ve neticede bu fikrin de tutulacak bir fikir olmadığı inancını yaratmıştır.

Milliyetçilik

Türk milliyetçiliği, Türk milletinin kendi varlığını, meşru sayunma isteğinden, meşru savunma duygusundan doğmuş bir şuur ve bir duygudur. İmparatorluğun uzun yüzyıllar bütün yükünü taşıyan Türk halkı, Türk unsuru imparatorlukta en çok ezilen bir unsurdur. Fakat en çok da, ihmal gören bir unsurdur. Ve biraz önce temas ettiğim gibi İslâm birliği, Osmanlıcılık fikirleri içinde, o da bütün bu fikirlerin tahakkuku için elinden gelen bütün imkânları harcamış, herşeyi yapmıştır. Fakat zamanla bakmıştır ki, bir taraftan Sırbistan bağımsızlık alıyor, bir taraftan Bulgaristan, bir taraftan Romanya, derken müslüman oldukları halde Araplar ve başka müslüman unsurlar, onlar da: “Biz Türk değiliz” diyorlar, bağımsızlık peşinde koşuyorlar.

İşte bu akımlar Türk milletinde derinden derine kendi millî benliğini duymak, millî şuuruna ermek ve artık sadece kendi halkından, kendi cinsinden, kendi milletinden medet ummak, beraber olmak, bir araya gelmek fikrini, duygusunu meydana getirmiştir; ki bu da meşru bir savunma duygusudur. Türk Milliyetçiliği hiçbir zaman şoven olmamıştır. Hiç bir zaman başka bir milleti küçük görmek, yok etmek veyahut o millete zulüm etmek fikri ile, duygusu ile alâkası olmamıştır. Eğer öyle olsaydı 500 sene, 800 sene, 900 sene bizim idaremizde, elimizin altında kalmış olan milletlerin 500 sene sonra, 900 sene sonra ayrı bir millet hüviyeti, varlığı gösterememiş olmaları, içimizde eriyip gitmiş olmaları icap ederdi.

Türkçülük, milliyetçilik anlayışımız; manevî şuur lanmaya dayanır. Bu temel üzerinde Türklük şuuruna erişmiş, samimî olarak “Ben Türk’üm” diyen herkes Türktür. Türkçülük ve Türk’ün tâyininde, sapık ölçülere, özellikle mezhepçiliğe, coğrafyacılığa, laboratuvar ırkçılığına inanmıyoruz. Başka milletleri küçük gören, dünya barışını tehlikeye koyan antrepolojik ırkçılık, Türk Milliyetçilik ülküsünün dışındadır. Milliyetçilik anlayışımız, maneviyatçı, akılcı, demokratik, çağdaş bir Milliyetçiliktir. Nazist Hıtler ırkçılığının, komünist ırkçılığının, her türlü antidemokratik, insan sevgisine dayanmayan emperyalist ırkçılığın karşısındayız. Emperyalist ırkçılık, millî devlet fikrini tanımaz. Milliyetçi Hareket, millî devlet fikrine inanır, bütün devletlerin eşitlik ve bağımsızlığını savunur, her millî devletin ülke ve millet bütünlüğüne saygı duyar.

Türk Milliyetçiliği, meşru savunma, yüksek insanlık duygulan ve Türk milletinin kendi tabiî haklarının savunulması, korunulması duygusu ve iradesinin, şuurunun bir ifadesi olmuştur.

Türkçülük fikri de bu şuur ve bu duygudan doğmuştur. Türkçülüğü kısaca şu şekilde özetleyip tarif edebiliriz: “Her faaliyetin Türle milletinin millî ruhuna, millî ülküsüne, millî menfaatlerine uygun bir şekilde düzenlenmesi, yürütülmesi görüşüdür.”

Pan-Türkizm ve Turancılık Fikirleri

Birinci Cihan Savaşı’ndaıı Önce Türkiye’de baş göstermış olan diğer unsurlar arasındaki ayrılık arzulan, Türkiye’de Osmaıılı sınırları dışında kalmış olan diğer Türklerle birleşmek ve onlarla bir varlık meydana getirmek fikirlerini yaratmıştır. Bu fikirler yalnız Türkiye sınırlan içerisinde bulunan Türkler arasında değil, Türkiye sınırlan dışında bulunan Türkler arasında da doğmuş ve karşılıklı bunlar birbirlerini bulmuşlardır. Kmm’da İsmail Gaspıralı, Kazan *da, Başkurt memleketinde, Azerbaycan’da, Türkistan’da başkaları.. Yer yer orada bulunan Türk toplumları da kendilerini yabancı boyunduruğundan kurtarmak ve birbirlerinin aynı olan, başka başka parçalar halinde bulunan toplumlar birbirleriyle kültür bağlan kurmuşlardır. Bunun neticesi olarak da o günlerde memleketimizde bir PanTürkizm siyasî fikir cereyanı yayılmış ve devlet adamlarına kadar bu fikir ulaşmıştır.

 

Turancılık fikri ise, daha geniş bir saha bulmuştur. Macarlar, Finler, Polonya’da yaşayan Mişer’ler yani Turan asıllı olan birçok milletler bu fikri evvelâ ortaya atmışlardır. Macarların böyle bir fikir ortaya atmalarında güttükleri gaye; bilhassa o gün için kendileri Slav baskısıyla Germen baskısı arasında sıkışmış kalmışlardır. Kendi asıllarımn Turan aslından, Turan kavminden olduğunu düşünerek böyle bir fikir ortaya atmışlardır. Bütün Turan asıllı olan milletlerin, kavım lerin bir birlik kurması fikri, ki bu fikir Türkiye’de çok taraftar bulmuş değildir, nihayet ilim kitaplarında yer almış bir fikirdir.

Türk Birliği Fikri

Fakat Türkiye’de asıl taraftar bulan ve devlet adamlarına kadar bir siyasî görüş olarak yer eden fikir; Türk Birliği fikri idi. Bunu da hareket haline getirmeyi istemiş olan örnek şahsiyet Enver Paşa idi. Tabiî ki bu fikir de içinde bulunulan imkân ve şartlar dolayısiyie, gerçekleşmek imkânı bulamazdı, bulamamıştır. O gün için ve Birinci Cihan Harbi sonunda Türkiye’nin büyük kayıplara, büyük zayiata uğrayarak Osmanlı Devleti’nin bu harpte yorgun ve zayıf düşmesine sebep olmuştur. İşte bunlara değinişimin sebebi, Türkiye’nin dış politikasını, Türkiye Cumhuriyetinin dış politikasını hazırlayanlar, bütün bu geçmiş Türk fikir hareketleri tarihinden tecrübeler almıştır ve ona göre Türkiye’nin dış politikasına yön vermeye çalışmışlardır.

 

Türkiyecilik ve Anadoluculuk

Millî Kurtuluş Savaşından sonra ise, memleketimizde Türkiyecilik, Anadoluculuk dediğimiz iki görüş, fikir adamları arasında zaman zaman çarpışma konusu olmuştur. Anadoluculuk görüşünü savunanlar Türkiye’ye Türklerin Orta Asya’dan 1071 Malazgirt Meydan Muharebesinden sonra gelip yerleştiklerini, fakat gelip yerleştikten sonra Anadolu’da yaşayan insanları da Müslüman etmek suretiyle onlarla kaynaşmak ve karışmak suretiyle burada yeni bir varlık, yeni bir vücut meydana getirmiş oldukları; binaenaleyh bundan evvelki Türk Tarihi ile bundan sonraki Türk Tarihi arasında farklar bulunduğunu ileri süren bir görüş sahibi idiler.

Türkiyecilik ise; Türkiye’nin Lozan antlaşmasiyle tesbit edilmiş olan sınırları içerisindeki insanların var lığıyle, geleceğiyle, mukadderatıyle ilgilenmek ve onların korunmasını, yükseltilmesini sağlamak ve bu sınırlar dışında kalmış Türklerle ilgilenmemek, onların da kendi mukadderatlarını kendilerinin çözmesini temenni etmek, onlar için sadece iyi temenniler beslemek görüşü olarak özetlenebilir.

KAYNAK: Temel Görüşler, Dergah Yay., 1975, s.19-24.